Srebrenitsa

Aşırı sağın yanlış sosyal politikaların bir sonucu olarak yükseldiği bugünlerde, Srebrenitsa’yı anlamak daha büyük bir önem taşıyor.

Tarih bize her fırsatta aşırıcılığın sadece bir reaksiyon değil, bir tercih ve kötüden yana tavır almak olduğunu açıkça öğretti.

Hayır; Nazilerin davası haklı değildi. Hayır; Mussolini ve Enver Hoca halkını sevmedi. Ve hayır Mladič bir vatansever değildi: Psikopatın tekiydi.

Tarih öğretir, uyarır. Ancak tekrar etmekten de çekinmez: O bizim sorumluluğumuzda.


Srebrenitsa Soykırımını Uluslararası Düşünme ve Anma Günü’nde, şehitlerimizin kederli ailelerine ve tüm Boşnak halkına en içten taziyelerimi iletiyorum.

Pinokyo kuralı

Pinokyo yalan söyleyemez çünkü her söylediğinde burnu uzar.

Ancak asıl mesele; laneti ortadan kalktığında Pinokyo yalan söylememek için çaba sarf edecek mi?

Pinokyo’ya neden yalan söylememesi gerektiğini öğretmek, yalan söylemesine engel olmaya çalışmaktan daha anlamlı bir çabadır.

İş modelin iş yapacak

Satışın baskısı altında Pazarlama yapamazsınız. Bakın, bu bir alelade tespit veya “Olur öyle bazen…” bir mesele değildir. Binlerce gözlemden süzülmüş bir olgudur.

İş modelin iş yapmıyorsa, ürünün bir ihtiyaç veya arzuyu asgari karşılayamıyorsa: Pazarlama çalışmaz. Çalışamaz.

Akçenin akıbeti

Her şey OK’miş gibi davrandığımız ve belki de tamamı hileli bir sistemin parçası olduğumuzun farkında olmadan mevcut durumu geçiştirdiğimiz şu günlerde Nicolaus Copernicus’un şu sözünü hatırlatmak isterim:

“Krallıkları, prenslikleri ve cumhuriyetleri etkileyebilecek sayısız bela olmasına rağmen, hiçbir şey paranın değerinin düşürülmesinden daha tehlikeli, daha zararlı ve daha çok çekinilmesi gereken bir şey değildir.”

Felaketin türü

İki tür felaket, fiyasko veya katastrof vardır:

1- Aniden gelen (Doğal afetler gibi): Önlenebilir değildir. Öngörülebilirdir; bu hasarı minimumda tutmanızı sağlar.

2- Uzun vadeye yayılan (Sistemsel hataların sonucu: 2008 Ekonomik Krizi veya Deepwater Horizon petrol sızıntısı gibi): Önlenebilir ve öngörülebilirdir. Hata sıfır, mümkündür.

Birincisi için “Hazırlan ve bekle!”, ikincisi için “Hep hazır ol ve devamlı izle!” metodu çalıştırılmalıdır. Aksi takdirde yıkım kaçınılmazdır.

Ben, Türkiye için iki riskin de her anlamda tedirgin edici boyutta olduğunu düşünüyorum.

Delilik

Açıklık olmadan güven tesis edemezsiniz.

Güven tesis etmeden satışta istikrar sağlayamazsınız.

Pazarlama bir kandırma sanatı değildir.

Bu meslekte gizlilik deliliktir: Yakalanırsınız ve o günden sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.

Bozkurt meselesi

Bozkurt işaretinin yarattığı siyasi tartışmanın arkasında birçok faktör var. O alanda tartışmaya çalışmak birçok kişi ile anlamsız ihtilafların içine girmeyi kabul etmek demektir. Zaman kaybıdır.

Pazarlamanın sembollere yaklaşımı (Logolar: Nike’ın “Swoosh”u gibi…) ilk etapta materyalisttir. Çünkü simge olmadan önce obje olmanız gerekir. Türklük için bu obje bozkurttur, Tuğrul’dur yani Zümrüdüanka’dır veya geyiktir… Yüzlerce yıldır sembole/destana dönüştürdüğümüz birçok objelerimiz olmuştur.

Türkler eski ve yaygın bir ırktır. Bu nedenle bu konular dahil genel itibariyle fikir noktasında bir “E pluribus unum” (Çoktan bir) sağlamamız neredeyse imkansızdır.

Yaşanan talihsizlik/kaza niyet okuma hadsizliği ve _“The benefit of doubt”_ın yani hüsnüzanın dikkate alınmadığı bir siyasi ortamın ürünüdür. Bu siyasi ortama ise istisnasız her ülkenin katkısı vardır. Türkiye gibi Türk Devletlerin yaptığı hata ise bu objeleri resmileştirmemesi, destanlarına ve imgelerine sahip çıkmamasında saklıdır.

Isırılmış bir elma Apple’ı ve papyonlu bir tavşan Playboy’u çağrıştırır.

Çünkü isimlidir. Tescillidir. Resmidir. Nettir.

Yerli Wolverine

Öykü nasıl düşündüğümüzü belirler. Düşünce şeklimiz ise bir perspektif meselesidir. Bu durumda öykü perspektifimize ve nihayetinde gerçekliğimize form verir.

30 Sayfa’da şunu yazmıştım:

“Çünkü hepimiz gerçekliğe kendi perspektifimizden yaklaşırız. Ve bu anlamda gerçeklik hiçbir zaman tamamlanmış değildir.”

Bugün şu haberi okudum: “Aktör Hugh Jackman’ın canlandırdığı ‘Wolverine’ karakterine benzerliğiyle dikkat çeken Adanalı Özer Tetik, çevresinde ‘Yerli Wolverine’ olarak tanınıyor.”

Adana nere, Kanada’nın Alberta’sı nere…

Marvel’ın çizgi roman öyküsü bu Adanalı’nın dünyaya bakış açısını değiştirmiş.

İyi bir öykü bunu yapar: Gerçekliğinize şekil verir.

Ve bu Pazarlama için altın yumurtlayan tavuktan farksızdır.

Neredesin?

Instagram bugün burada, yarın yok. Ne kadar etkileşim aldığından çok nasıl ve ne için etkileşim kovaladığın daha önemlidir. Kahire’de bir arkadaş toplantısında konuyu hep IG’ye getirmeye çalışan aramızdaki bir sosyal medya fenomenine -bu platformlarda hiç varlığı olmayan bir dostum- şöyle bir tepki verdi: “Hmm demek ki, orada önemli birisin…”

“Orada…”

Çok ince bir dokundurmaydı. Odağımız bazen bu mikro dünyaların içinde heba olup gidiyor.

Gerçekte neler oluyor, ne inşa ediyoruz ve neleri değiştiriyoruz?

Pazarlama için kilit sorulardır.

Temenni

“İyi olan kazansın!”

Bu akşam temenni ettiğimiz bir şey değil.

İyi olanın kazanması gerektiğine olan anlayışımızı rafa kaldırmadık. Ancak en az onun kadar; bir gıdım fazla efor ve arzuya, şansa ve iyi bir fırsatı hakkettiğimize dair içimizde yeşerttiğimiz diğer inançlara da bağlıyız.

Ve işte bu, neredeyse her koşulda, pazarlamayı olası kılan sihirli arka plandır. Gerçek olmayabilir ama çoğu zaman işe yarar.