Türkçe, sayfa 176

Keşif

Kitap yazabilirsin ve kimse okumayabilir. Resim çizebilirsin, bir duvara yer edemeyebilir. Müzik yaparsın, dinlenmeyebilir.

Bu girişimlerin hepsi yeni bir şeyler keşfetme içgüdüsü ile yapılır ve neredeyse hiçbiri doğrudan öğretmek kadar etkili değildir.

Başta sevgili kardeşim olmak üzere; öğretmeyi bir keşfe dönüştürmüş tüm öğretmenlerin günü kutlu olsun.

İnce çizgi

Bu IG Blog’da 365. yazım*. Bir yılı devirmeye 7 gün kaldı.

İstikrarla can sıkıcı arasında ise çok ince bir çizgi vardır. Neden her gün yazıyorum?

Bu blog benim için bir değneği toprağa saplayıp durma ve düşünceleri rafine etme ritüeli. Geriye dönük baktığımda hatırlamak için tuttuğum bir almanak, bir pusula.

Yıllar önce bir yerde “1000 Sıkı Takipçi” teorisini okumuştum… O ince çizginin diğer tarafında duran ve yaptığım şeyin can sıkıcı olmadığını düşünen 1000 kişiye teşekkür ediyorum.

*Web Blog’da 665. yazım.

Tutarsızlık

Zeki insanları diğerlerinden ayıran en önemli özellik tutarlılıktır.

-Küresel ısınmadan endişe duyarken Airbus A380 ile business class uçmak…

-Türkiye’de darbeye tarafken Mısır’da karşı çıkmak…

-Çocuk işçiliğine muhalifken Apple’ın ürünlerine binlerce dolar harcamak…

-Yüksek enflasyondan yakınırken düşük faize asılmak…

ve dahası…

Tutarsızlık sadece ussal olana değil güvene aykırıdır.

İticidir.

Net kaybettirir.

Ego

Bir entelekya teması olarak Ego’ya yaklaşımımız bulanıktır. Belki biraz şizofreniktir.

“Ego işe yarar mı?”

Evet, ama asıl mesele ego değildir. Madalyonun iki yüzü var:

Öfke, kin, cahillik, iftira, şeytanlaştırmak, kibir, narsisiz, söz verip tutmamak… Sabır, zor sorular sormak, empati, doğruyu söylemek, sorumluluk almak, söz verip tutmak… Bunların hepsi egonu besleyebilir. Kırılma noktan seçimdir.

Ve asıl mesele, asıl bityeniği özgür iradedir.

Bir alamet

Yeni sorular icat etmek farklı düşünmenin alametidir.

Ve ancak bu alamet; yenilik, yaratıcı çözümler ve fikirleri kökten değiştirecek girişimleri doğurur.

Ve son kertede fikirleri değiştirmek için çalışmıyorsan, neden buradasın?

Taşın altı

Çoğumuz başkalarının bizim için verdiği kararlar ile yaşarız. O yüzden az patronlar çok işçiler vardır (Bu işçi/patron metaforu şirket sahibi olmayı ima etmiyor).

Başkasının işinde de işinin patronu olabilirsin. Kilit nokta doğru kararlar alma kabiliyetindedir. Bu kabiliyeti kazanmadan önce ise karar verme taahhüdünü pratik etmen gerekir. Ve hataya düşme; işin en zor kısmı budur. Çünkü seni sonuca götürecek olası en iyi yöntem veya işleyişi seçmek; ancak karar verme cesaretine ve istikrarına sahipsen mümkün olabilir.

Yetkisizlikten yakınanlar ekseriyetle taşın altına elini koymaktan en çok korkanlardır. Taşın altından ne çıkacağı sorusu, taşın altına elini koyma kararlılığının konusu değildir.

Önce karar vermen gerekir.

Mini fikir

Amerika’da yetişkinler (15-44) kitap okumaya günde 10 dakikadan az zaman ayırıyor ve neredeyse %28’i hiç kitap okumuyor.

Bu şu demek; eğer çok satan (Bestseller) listesine girecek bir kitap yazsan, ABD’de yetişkinlerin sadece %0,09’una ulaşabilirsin.

Her şeyi değiştirecek bir fikrin Türkiye’deki ömrüne buradan pay biçebilirsin.

Niye?

“Niye?” pahalı bir soru zarfıdır.

Çünkü bazı durumlarda bu soru hayatınıza mal olabilir. Mesela Giordino Bruno 16. yy’da dünyamızın küre ve evrenin sonsuz olabileceği hakkında konuştu. Baş aşağı sarkıtılarak yakıldı. Bruno o güne klisenin (otoritenin) aksiye “Niye?” sorusu ile başlamıştı.

Niye kütüphanede neredeyse hiç ama Apple mağazasında devamlı kuyruk olur? Ve daha jenerik ama daha az anlamlı olmayanlar:

Niye hedefimiz bu?

Niye politikamız bu?

Niye insanlara eşit davranmıyoruz?

Niye ‘hayır’ dedik?

Niye ‘evet’ dedik?

Niye fikrimizi değiştirmedik?

Niye ısrar ediyoruz?

Niye pes ettik?

Bazen ise cevapsız, huzursuz kalma pahasına sorarsınız:

Niye 20 yaşında bir çocuk annesini ve babasını öldürüp intihar eder? Ya da niye savunmasız bir kadın sebepsiz yere kılıçtan geçirilir?

Bir meşru ve sağlam “Niye?” sistemi değiştirmeye yetebilir. Çünkü bürokrasi talimatları takip edip soru sormamayı telkin eder. Ve bu statüko, aslında çoğu zaman “Niye?”nin cevabını bilmeye yakın bile değildir. Bu yüzden korkar.

Gelişimin, yaratıcılığun, değişimin kırılma noktası meraktır. Merak ise “Niye?” sorusu ile alevlenir. Ve eğer değiştirmeyi göze alacak kadar önemsersen senin “Niye?”n hepimizi aydınlatabilir.

Korkma, sor: Niye?

Çıkmaz sokak

Dünyada milyonlarca yemek tarifi ve üretilen milyarlarca T-shirt arasında birbirine hiç benzemeyen milyonlarca tasarım bulabilirsiniz. Bu çeşitliliğin nedeni değişime olan tutkumuz değildir.

Hayır, değişime karşı mesafeli ve tutucuyuz. Tüm bu spektrum, farklı deneyim ve bilgiye -değerlere- sahip olan insanların farklı şeyleri arzu etmesinin sonucudur.

Bugün seyahatteyim ve seyahat etmenin artık beni neden bu kadar çok yorduğunu fark ettim:

Havaalanları, havayolları ve bu han içine dükkan açmış tüm diğer duraklar:

Her müşteriye aynı şekilde davranma konusunda ısrarcılar. Bu şirketin için çıkmaz sokaktır.

Nefes al

“Çok gerizekalı…”, “Hayatımda duyduğum en saçma fikir!”, “Zaman kaybı!” ve benzeri refleksler kritik/eleştiri değildir.

Öncelikle; bu istemsiz tepkilerin çoğu kontrol ve konfor alanı kaygısı ile ortaya çıkar. Eleştirinin amacı ise kabahat bulup suçlamak değil katkı sağlamaktır.

Elin ayağına dolanmış, kalp atışlarına ritmini şaşırtarak klavyene çökmeden önce şöyle düşün:

İnandığımız şeyi değiştirmeye yardımcı olabilirsen eylemlerimize de şekil verebilirsin. Ancak her şeyden önce düşünceye ve kanıya saygı göstermen gerekir.

Yarın buradan başla. Çünkü diğeri işe yaramıyor.