Türkçe, sayfa 175

Liderin işi

Yeni yıla 650 saat var. Bize daha güzel alternatifler için liderlik etmene 39.000 dakika kaldı.

Liderlik bir seçimdir. Bu prosesin tek amacı insanlara yeni eylemler için elverişli koşullar sağlamaktır.

İnsanları değiştirmek ise neredeyse imkansızdır ve bu zaten liderin işi değildir. Liderin işi; perspektifi değiştirip yeni alternatifler için uygun bir habitat oluşturmaktır.

Tik tak…

Bahane

Bazımızın hayatında zor engeller var ve hayat bu bağlamda hiç adil olmayabilir.

Çoğumuzun hayatında ise kolay bahaneler olur. Hayat ise bu anlamda hayli adildir.

Engeller bahanelere dönüştüğünde artık mesele adalet veya denklik değil tercihtir.

Tüm engellerine rağmen bahanesiz yaşayan bu güzel insanların günü kutlu olsun!

"Yeni nesil"

“Yeni nesil?” ifadesi artık her pazarlama metnin içinde… Evet, teknoloji durmadan değişiyor ve evet, ‘yeni’ artık her günün konusu.

Ancak…

Yeni olmak için kıyasıya biryarış yaşansa da ‘güven’ hala en önemli emtia. Ve yeni, hakim nesil ve talep ne olursa olsun; güzel sözler verip tutan anlayışın önüne geçmemeli.

İki basit adım

İki basit ama zor adım:

Bir: “Ne olursan ol yine gel!” de. Ama tüm manasıyla. Her şeyden biraz öğren. Seçeneklerini bir bakteri gibi ölçüsüz çoğalt.

İki: Alternatifleri gözünün yaşına bakmadan rafine et, ele, aradan çıkart. Ondan sonra en doğrusunu seç ve kararlı ol.

Üret ve paylaş.

Korelasyon

Türkiye nedensellik ve korelasyon kavramlarını birbirine en çok karıştıran toplumlardan biri olabilir. Ve şüphesiz ki, kafası bu bağlamda karmakarışık.

Neredeyse her konuda A’nın B’ye yol açtığını düşünüyoruz, dolayısıyla çok fevri bir şekilde daha fazla A’nın daha fazla B üreteceği sonucuna varıyoruz. A ve B geçmişte bir noktada ilişkili olmuş olsa da; A’yı iyileştirmenin B’ye fazla sağlayacağının garantisi yok.

Mesela; son 10 yılda fazla oturma sürelerinden kaynaklı ölümler ile dondurma tüketimimiz neredeyse aynı hızda arttı. Bu korelasyona bakarak dondurma tüketiminin ölüme sebebiyet verdiğini söyleyebiliriz. Bu garip çıkarım anlamlı olabilir ama doğru olamaz. Çünkü dondurma tüketiminin çok ötesinde, uzun süreli oturmanın insan ölümlerine sebebiyeti ile ilgili data fazlasıyla kompleks ve karmaşık bir meseledir.

Türkiye’nin ekonomi, faiz, enflasyon, döviz veya dolar değil siyasi problemleri vardır.

Korelasyon sizi yanıltmasın, bu ülkenin kuruluşundan bugüne nedensellik problemleri vardır.

Kunduz

Eski bir Amerikan karikatüründe meşhur Hoover Barajı’na bakarken gördüğümüz bir kunduz yanındaki tavşana gururla;

“Bunu ben inşa etmedim ama tasarımı benim fikrim!” der.

Etrafımızda nihai üründeki olağanüstü çabayı dikkate almadan tasarımını her şey zanneden kunduzlar var.

Hoover Barajı’nı inşa etmek 5 yıla ve bugünün parasıyla 650 milyon dolara mal oldu. İnşaatında yaklaşık 6000 kişi çalıştı ve 100’den fazlası hayatını kaybetti.

Tasarlayan aktif bir beyne sahip olmak güzeldir. Hayata geçirmek ise; fedakarlık, cesaret, irade, sabır ve çok, çok çalışmayı gerektirir.

Teyitçi

Artık arama motoru teyitçilerimiz var. Neredeyse her toplu taşıma veya diyalog ortamında bu görevi bir kişi üstleniyor.

“Dur hemen Google’a sorayım…”

Sor tabi ama bu üstüne toz konduramadığın kaynağa kutsal kitap muamelesi yapmadan önce; saha tecrübesine, yeni gelişmelerin varlığına, güncellemelere ve belki de kaynağın bu kez kusurlu olma ihtimaline minik bir şans ver.

Hayırlı haftalar.

Öykü hazmettirir

Öyküler perspektifimizi bildiklerimizden daha çok şekillendirir. Çünkü hazmetmesi kolaydır, kısayoldur ve genellikle mutlu sonla biter. Ama en önemlisi; öykü insanı enayi yerine koymanın en tatlı yoludur. Çünkü gerçeklere değil arzularınıza hizmet eder.

Mesela bir Osmanlı sevdalısıysan, Fatih’in kesmesi için kadıya elini uzattığına ikna olursun. Veya gerçek olmayan birçok alıntıyı, sırf hoşuna gidiyor diye; Ghandi, Lincoln, Mevlana veya Atatürk’e atfedersin. Oysa gerçek, öykü olamayacak kadar komplike, detaylı, yorucu ve can sıkıcıdır.

Kısa-uzun, lehine-aleyhine farketmez; pazarlama sana hangi öyküyü yutturduysa onu yaşıyorsun. Ve atlama, çok farklı pazar dolayısıyla çokça öykü vardır; hepsine hitap edemezsin.

Mümkün olan en küçük kitleye, hakkında konuşmaya değer tek bir şey inşa etsen fazlasıyla yeter.

Lego

Kültür, “(…) üzerlerindeki girinti ve çıkıntılar sayesinde birbirine kolayca kenetlenebilen, çeşitli renklerdeki yapı parçalarından oluşur.”

Bu tanım Lego’nun Wikipedia sayfasından alıntıdır. Kültürün birçok tanımı vardır ve verdiğim örnekte olduğu gibi Lego’nun tarifi de Kültür olarak okunabilir. Çünkü her şeyden önce kültür ‘inşa’ kökünden gelir.

Lego ise bu metaforu en iyi simüle eden ürünlerden biri olabilir. Neredeyse hiçbir parça tek başına bir şey ifade etmez ve çoğunlukla birbirine benzemezken uçüründe bütünün vazgeçilmez bir katılımcısı olur. Kültür tartışmasında ‘katkı’ hakim konu olsa da aksi göz ardı edilmemelidir.

Demem o ki, ortaya çıkan son ürünü beğenmiyorsun ama unutma; bir Lego tuğlası da sensin.

Mezuniyet

Bugün eşimin mezuniyet törenine katıldım. İki şey farkettim:

Bir yükümlülük yerine getirir gibi konuşanlar; duymayı umduğunuz konuşmacılar değildir. Ve istisnasız bu törenleri bu konuşmalar gasp eder. Dinlenmek istenmediğiniz yerde; coşkuyu, heyecanı ve itibarı tükeetmeyin.

İkincisi; en az tezahürat okul birincisinin ailesinden geldi. Saygınlık kendi tarzında ön plana çıkar ve bu garip huy göz ardı edilemez.

Bugün mezun olmuş herkese gönülden başarılar dilerim.