Hazır mısın?

Bu sorunun iki net cevabı vardır. İkisi de “Gibi, belki, sanki, galiba…” içermez.

Çünkü bu zarflar bu soru sorulduğunda herkesi olağanüstü risklere sokabilir.

Evet yada hayır. Elindekiler bunlar.

Duraksamadan “Evet” diyebilmek; oturmuş standartlar ve kayda değer bir ülkü ile birlikte, ters gidebilecek milyonlarca bağımsız ihtimalin farkında olmayı gerektirir.

Eğer “Hayır” diyorsan kendini ölçüyor ve geliştiriyorsun demektir (Sana güveniyorsuz).

Belkici, yoldan çekil.

Acili tanımla

İki tür acil vardır: Kontrol ettiğin ve edemediğin.

İstanbul trafiğinde korna çalıp aceleye oynamak iş yapmaz çünkü herkesin acelesi vardır. Havaalanında da öyle. Buradaki aciller kontrolsüz ve işlevsizdir. Yüktür ve ikincisi sınıfa girer.

Birinci acil ise bir tercih ve tutumdur. İhtiyacın olduğunda devreye sokabilir veya devre dışı bırakabilirsin. Bu acil joker gibi çalışır: Kullananı çoğu durumuda bir adım öne atar.

İkincisi için evden 20 dakika önce çıkman yeterlidir.

Birincisi ise yetenektir: İstikrar, sıkı çalışma ve önemsemekle inşa edilir.

Geçmiş vs. Gelecek

Geçmiş düzenli, gelecek karmaşıktır.

Çünkü geçmiş senin fotoğraf albümünü düzenleme eforundan, Osmanlı tarihini 500 sayfalık kitaba sığdırma girişimine kadar kayıt ile ilgilidir.

Oysa belki, sadece 1711 bir Osmanlı tarihi kitabı için 1000 sayfaya mal olabilir.

Kayıt sınırlama ile ilintilidir. Geçmiş de öyle.

Gelecek… O senin ellerinde. Hayırlı haftalar.

Etkin fikir

Tesla’nın piyasa değeri 800 milyar doların üzerine ulaştı. GM, Ford, Toyota, Ferrari, BMW, Honda, Volkswagen, Mazda, Subaru ve Hyundai’nin pazar büyüklüğü anca 800 milyar dolar.

Bu iki yılda olmadı. Evet, grafikler iki yılda bu hale geldi ama tıpkı roketlerin otonom deniz drone’larının üzerine dikey inmesi gibi, Tesla da teknolojisi ile hantallaşmış bir piyasaya dikey iniş yaptı.

Beni heyecanlandıran ve hep savladığım bir konuda haklı çıkaran konu ise Tesla’nın bu devlerin aksine sıfır reklam bütçesiyle bu başarıya ulaşmış olmasıdır.

Peki nasıl?

Öncelikle, yeni bir ürün veya hizmeti piyasaya sürmek için en iyi zaman, ilgili pazarın mecalsiz kaldığı, tükendiği zamandır. Çünkü o zaman tepede daha fazla yer ve aslında oraya ulaşmak için acele eden daha az insan olacaktır.

Bu fırsattır. Elon, bu fırsatı herkesten iyi gördü.

Sadece “Yeni” olduğu için mi?

Hayır.

“Yeni”den daha güçlü bir konsept varsa o da etkindir. Kalıcı olan budur. Dön ve geçen seneye bak: Yeni çıkan ve seni birkaç hafta heyecanlandıran ürünlerin kaçı hala ortalıkta?

Etkin fikirler yayılır. Yayılan fikirler kazanır. Ve bunların reklama ihtiyacı yoktur.

Değerleme katili

Değer tartışması zor bir kavramdır. Çünkü kıymet soyuttur ve sübjektivite içerir.

Mesela kemiyetle keyfiyet arasında görece bir korelasyon olmasına rağmen birbiriyle ilgisizdir.

Bir şeyin çokluğu bütünüyle değersizliğini göstermediği gibi az olması değerli olacağı anlamına gelmeyebilir.

İstanbul’da 1 milyonun üzerinde sokak kedisi vardır. Ve bunlar British Shorthair

veya Ashera cinsleri kadar değerlenmez. Ama bu fiyatlama sokak kedilerinin hayatını diğer cinslerden daha az değerli yapmaz.

Çünkü fiyatlama çok subjektif bir değerleme yöntemine dönüşebilir. Çok yüksek fiyat bazen eşsizlik peşinde koşanların rallisi iken, düşük fiyat ise ihtiyacı olanlara değer gösterecek sabrı veya cesareti olmayan pazarlamacılar için son sığınak olabilir.

Bu nedenle maalesef ekonomilerin çoğu bazı ürün ve hizmetleri katastrofik şekilde hatalı fiyatlamaktadır.

Çünkü bazen pazarlama sadece satış odaklıdır. Kapitalin satış ise bir değerleme katildir.

Soru sor

Öğrenmenin birçok koşulu vardır ancak en çok göz ardı edileni soru sormaktır.

Öğrenmek istiyorsan soru sor.

Cevaplayan biri mutlaka çıkacaktır.

Girişimci

Söz verip tutmadığında:

1- Seninle ilgisi olmayan iki, üç, dört ve belki beşinci aşamadaki insanları zarara sokarsın. Çünkü söz verdiğin kişilerin taahhüdüne bel bağlanmıştır. Bu zincir reaksiyon ise bir bakıma krizin tanımıdır.

2- Zaman neredeyse hepimizin aleyhinde çalışmaya başlar.

Söz vermek bir girişimdir. Eğer girişimin ilgisiz kişileri zarara sokuyor ve herkese zaman kaybettiriyorsa; girişme.

Ve illaki bir title/unvan ihtiyacın varsa: Entrepreneur/Girişimci yerine Committed/Adanmış’ı dene.

Yönün şekli

İnsanların arzuladıkları şeyleri elde etme şekline yön verebilirsin veya neyi arzulayacakları konusunda belirleyici olabilirsin.

Mesela Getir ile Nazım Salur veya Yemeksepeti ile Nevzat Aydın birincisini sağladı.

Atatürk ve Lincoln gibiler ikincisini…

Bu ikisi birbiri ile karıştırılır ve fakat çok farklıdır.

Ancak ikisi de sağlam bir pazarlamaya ihtiyaç duyar.

Yeni yüz

“Yeni yüzümüzle hizmetinizdeyiz!” yerine:

-Yeni hizmet anlayışımızla,

-Yeni teknolojimizle,

-Yeni ürünlerimizle,

-Yeni ekibimizle,

-Yeni stratejimizle, demen bizi daha çok heyecanlandırabilir.

Çünkü vitrinleri ve logonu güncellemek eğlenceli olsa da fark yaratacak değişiklikler önemsemeyi gerektirir.

Ve belki de problem eski yüzünde değildi.

Düşünmende fayda var.

Göçmen krizi

Göçmen krizi iki başlıkta sorun türetiyor: Kültür ve eğitim.

Eğer tanımadığınız biri eğitimliyse kültürel çeşitliliğini tolere edersiniz. Çünkü eğitilmeye yatkınlık bir kültürel koddur. Aksi hoş görülmez.

Bu nedenle ABD, Kanada ve Avrupa’nın ekseriyeti agresif göçmen eğitim programları uygular. Kültür çeşitliliği bu şekilde absorbe edilir.

Bir göçmenin düğününde hangi müzikle eğlendiği, öğle yemeğinde ne yediği veya kişiyi neyin tatmin ettiği çok önemli değildir. Önemli olan bunları yaparken mahallesine, şehrine, ülkesine ve dünyaya olan sorumluluklarının bilincide olup olmadığıdır.

Türkiye’nin göçmen problemi ise kendi kültürel kodlarındaki komplikasyonlar nedeniyle daha da karmaşık hale gelmiştir.

Türkiye kendi insanını eğitemez haldeyken göçmenleri ıslah etme yükü ile -maalesef- derin bir çıkmazdadır.

Pazarlamanın ise bu yarışta rolü büyüktür. Çünkü pazarlamacılar tescilli kültür yaratıcılarıdır.

Mesela bir kişi bir çöp parçasını bencilce yere atarken diğeri yine bencillikle yerden alıp çöp kutusuna atabilir.

Çünkü neredeyse yaptığımız her şey yapmamaktan daha iyi hissettirdiği için yapılır. Ve hataya düşme ‘daha iyi’ alengirli bir kavramdır. ‘Daha iyi’ birinci durumda sadece “Bana fiziksel zevk veriyor!” dedirtebilir. Diğerinde ise “Yaptığım katkılar ve iyilikler hakkında kendime anlattığım hikaye bana haz veriyor!” anlamına gelebilir.

İkincisi, yani öykülü eylemi üretmek pazarlamanın işidir.

Seni daha ‘iPhone 12’ eskimeden 13’ü çıkartarak tatminsiz ve memnuniyetsiz biri haline getirebiliriz. Ya da yetinmeyi ve kanaati öğretebiliriz.

Türkiye’nin kısa ve orta vade “Göçmen Krizi Çıkış Stratejisi”* pazarlamanın ayakları altındadır.

*Böyle bir strateji yok. Bunu uydurdum. Keşke olsa.