İhtiyaç konuşur

Geçtiğimiz hafta içi adaletin giyotini olduğunu düşündüğüm beş unsuru yazdım. Sırasıyla:

  • İmtiyaz

  • Güç

  • Tarafsızlık

  • Hile

  • İkiyüzlülük

İhtiyaç konuşur, eğer bu konuların hiçbiri senin ilgi alanına girmiyorsa; tebrikler!

Gerek kalanımız için faydalı olmuştur umarım.

Hayırlı sonları.

Hilenin tuzağı

“Bal tutan parmağını yalar…” doğruluğu zorunlu bir önerme değildir. Bu “Atasözü” haksız yere kazancı çok belirsiz bir ifade ile meşrulaştırmaya çalışır. TDK’da listeli buna benzer birçok abuk atasözü vardır.

Adil olana bakış açımız ise bir kültür meselesidir. Suistimali normalleştiren bir yaklaşım temel adaleti yok sayar.

Hileyi ödüllendirmek ise bir tuzaktır. Çünkü hileye teşvik, sistemi yozlaştırır. Geriye yalayacak bal bırakmaz!

Sahte kıtlık

‘Adil’ kelimesinin zıt anlamı sadece ‘zalim’ değildir. ‘Lakayıt’ da yeri geldiğinde adaletin yer etmesine engel oluşturabilir. Bu “Bana ne!” tutumu bir arketiptir ve sadece çekimser değildir.

“Bende yeterince yok, sana hiç kalmaz!” şeklinde ifade edilen sahte bir kıtlık distopyasının ürünüdür. “Beraber daha iyisini yapabiliriz…” diyebilmek sadece doğru ve adil olan değildir. Akıllı, rasyonel bir seçimdir.

“Benim problemim değil!”

Şimdilik.

Gücün adaleti

Kamuda düello ile yargılanma ve adalet arayışı geleneğini terk edeli 600 yıldan fazla oldu. Güçlünün mutlak kazandığı bu yöntemi eskittiysek de gücün adalet terazisindeki etkisini tam olarak yok edemedik. Bugün hala güçsüze adalet de fırsat da daha az.

Ancak bu yetersizlik fazlası için çaba göstermeyeceğimiz anlamına gelemez. Her zaman adalete katkıda bulunmak, öne çıkmak ve konuşmak için fırsatımız var. Ve şöyle düşün: Sen yapmazsan kim yapacak?

Biraz cesaret! Sen başlat, biz peşinden gelelim. Bu demir bükülür ancak sen azmedersen.

Gasp eden imtiyaz

İmtiyazın/ayrıcalığın en belirgin olduğu alanlardan biri havaalanlarıdır. Lounge’lar*, fast-track’ler**, öncelikli seçimler vs. Bu çok uçan yolcu veya parası olanı muaf tutma durumu çetrefilli bir tartışma temasıdır. “Etik midir, değil midir?” meselesi ödüllendirme konseptinin özüne kadar gidebilir. Bu durumda şu sorulur: “Başarı ve sadakat mükafatlandırılmalı mıdır?”

Evet başarı tanınmalıdır ancak bu yapılırken diğer müdavimlerin hakkı gasp edilmemelidir. Mesela Stansted Havaalanı*** bunu hiç kavrayamamış bir yönetime sahip. Fast-track kavramı ancak bu hatta özel memur tayin edilirse çalıştırılabilir. Tek memur çalıştırıp normal sıranın önüne hızlı geçişten yolcu almanız imtiyaz kullandırmak değil, hakka tecavüzdür.

Küçük/büyük birçok şirket aynı hataya düşer. Ayrıcalık tanımak ise bir ‘kaynak’ meselesidir. Eğer yeterli kaynaklarınız yoksa birinin ödülü diğerinin cezasına dönüşebilir.

Dikkat edin…

*Özel dinlenme salonları.

**Hızlı geçiş koridorları.

***Londra, BK.

Reklamın kötüsü

Simit Sarayı, 2020 kısıtlama krizlerinden sonra Londra’da birkaç lokasyonunu kapatmış. Dün Shaftesbury Bulvarı’nda kepenk indirmiş bir şubesinin önünden geçtik. Tabela hala asılı ama lokasyon harabe. Sebebini bilmiyorum ancak mesele: “Reklamın iyisi kötüsü olmaz!” anlayışı ise yanlış. Olur.

Bu klişe konuşulmak ile ilgilidir. Pazarlama için ise ön koşul konuşulmak değildir. Fark edilmektir. Harabe de fark edilir, bayındır da. Nasıl fark edilmek istediğin sana kalmış.

Marjinal kaynak

Kalemliğindeki gereksiz kalabalık bu ürünün ihtiyaçtan çok üretilmesi ile alakalıdır. Bu ancak “Çok üretirsen maliyet kurtarır!” modelinin ürünüdür. Bir marjinal maliyet meselesidir.

Kullanıp kullanmadığı önemli değildir: Satılmalıdır. Eğer böyle bir ürün üretiyorsan; kapsamlı geri çağırma ve bu konuda rakamlarla dürüst konuşmayı deneyebilirsin. Çünkü kaynaklar sınırsız değildir.

Biz kalemliğimizi boşaltmaya ve gerekirse paylaşmaya hazırız.

Bize yön ver. Bağ kur. Pazarlama budur.

Ucuz iletişim

W. Churchill Çanakkale’ye büyük bir hesap hatası ile geldi. Büyük kaybetti. Savaş ise bedelsiz bir iştir çünkü karşılığını hayatınız ile ödersiniz. Bu bir bağış meselesidir.

Ancak bağış ve hayırseverlik gibi soyutların da satılması gerekir ve fakat istatistik ile değil. Çünkü ölçülebilir olanın peşindeki telaş asıl önemli olanı göz ardı ettirir.

Bu -probono- web blogumdaki 779. yazım. Lakin bu göstergenin yarın tekrar yazma azmimle alakası yoktur. Katkısı sıfırdır. Çünkü yarın yine yazacağım, yine kendimi göstereceğim.

1915 Çanakkale Köprüsü’nün bacak uzunluğu da aynı ölçüde önemsizdir. İstatistik ile iletişim bu eşsiz destanı ucuza satmak demektir. Çünkü Çanakkale efsanesi; öyküsüyle, türküsüyle, şiiriyle dünyamızın son gününe kadar anlatılmaya devam edecektir.

Churchill rakamlarla geldi, rakamlarla gitti. Ve bu fiyaskosu, hezimeti ile hiçbir zaman yüzleşmedi. Çünkü efsane ile istatistik konuşamazsın.

18 Mart Çanakkale Zaferimizin 107. yılında, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlara saygı ve minnetle…

Ağırlık

“1 kilo pamuk mu daha ağırdır yoksa 1 kilo demir mi?” harika bir sorudur çünkü odağı nicelden nitele kaydırır.

Nicel kötü, nitel iyidir.

Bizi nitelikle provoke edecek ve bu farkı daha sık hatırlatacak sorulara ihtiyacımız var.

Zamanın kıymeti

Zaman kullanmayı bilirsen bir köprü, bir merdiven veya bir geçiş kapısı olabilir. Ya da tamamen aleyhine çalışan bir araca dönüşebilir. Çünkü zamanın bir rutini veya formu yoktur. Şekli de akışı da senin eylemlerine bağlıdır.

Geçmiş sadece bir istatistik ve gelecek tahminden ibarettir. “Şimdi!” zamanla değiş tokuş için geçerli tek akçedir.

Kendini gösteren özgüven ile şimdiyi konuştuğunda ve onu bizim için harcadığında fark ederiz.* Ve belki bu; zamanda bize kalan tek kıymet olabilir.

*Pazarlama için ‘dikkat’ en değerli kaynaktır. En verimlisi ise böyle hasat edilir.