Öncelikler

Bazen odağımız yoksuluk içinde kıvranan insanlardan iki ayağı kusurlu bir bebek zürafaya yönelebilir.

Bu zürafayı yaşatmak için harcanan emek ve binlerce dolar ise kafa karıştırabilir.

Karıştırmasın.

Birinin diğeri ile ilgisi yoktur.

Kendi türümüzü önceliklendirmeye ara vermek bizden daha önemli şeylerin olduğunu anlamamıza yardımcı olur.

Aynısı pazarlama faliyetinin içinde hep ikinci sıraya attığın o devamsız veya maddi olarak sana ulaşmakta zorlanan müşterilerin için geçerli olabilir.

Sayfayı çevir.

Ketum pazarlama

İzolasyonun çıkış noktası görüldüğü bir sosyale doğru ilerliyoruz.

Bu bir tezat çünkü izolasyon toplum olmanın zıttıdır.

Mahreme erişim artık algoritmanın elinde ve yapay zeka ışık hızında çalışıyor.

Bazı insanlar bunun farkında ve bundan ciddi ölçüde rahatsız.

Market teknolojinin gelişimi ile yeni konsept ve eğilimler öğrenir.

Belki erken konuşuyorum ama gelecek on yılın pazarlama eğilimi: Ketumluk olacak.

Ağzı sıkı olan kazanacak.

Vefa

Vefa Arapça kökenli bir kelime. Borca sadık olmak demek.

Çok güçlü bir konsepttir. Çünkü borçlu olmak başka, borçlu hissetmek başkadır.

Esnaf fırıncıya borçlu hissetmiyoruz çünkü bittabi kendi ekmeğimizi kendimiz pişirebiliriz.

Türk Telekom, Vodafone vd. benzerlerine borçlu hissetmiyoruz* çünkü çözemeyeceğimiz bir problemi bize fahiş fiyattan satıyorlar.

Hizmet veya ürün üretmek bir aşama, borçlu hissettirmek** başka bir aşamadır.

Vefa paha biçilmezdir.

Kazanmakta ustalaşan, kazanmaya kafa yoran çok azdır. Ve bu pazarlamadır.

*Belki nefret ediyoruz.

**Jobs bunu çok iyi yaptı. Belki en iyi.

Yozlaşmış sistem

İstanbul trafiğinde kural dışı davranmak bazen trafiğin faydasınadır.

Çünkü trafik sistemimiz, urbanizm ve eğitim seviyemiz yağma üzerine modellenmiştir.*

Bu ve benzeri bozuk sistemlerin etrafından dolanmak sistemin kendisini deşarj eder.

Yararlıdır.

Tabi ki orta ve uzun vadede kapsamlı bir çöküş kaçınılmaz olacaktır.**

İyi veya kötü her sistem üretkendir.

Yozlaşmış sistemler; adaletsizlik, bağımlılık, kötü huy/metod ve sağlıksız bir kültür üretir.

Geri dönülmez hasarlar bırakır.

Güzel sistemler kur ya da parçası ol.

*Şehircilik. Şehir tasarımı.

**Bu ifade inan ki, oldukça iyimserdir.

Göster kendini

Kendisi defolu insanoğlu türünde kusursuzluk kovalıyor.

Mümkün değildir. Kusurlusun, kusurluyuz.

Ortak noktamız bu: Mükemmel olamamak.

Elon’u örnek alın; adam 4 senede roketi dikey indirdi, uzaya yaklaşımımız ve otomotiv endüstrisine bakış açımızı kökten değiştirdi. Ancak birileri hala memnun değil. Hala taşa tutuluyor.

Bir insan ömrüne daha ne kadar çalışma sığabilir? Bilmiyorum.

Eleştirilmiyorsan, sanma ki kusursuzsun.

Muhtemelen ya iş yapmıyorsun ya da saklanıyorsun.

Göster kendini. Bak nasıl gömüyoruz.

Aksırık

Aksırığı regüle edemezsin. Beklenmedik anda, beklenmedik şiddette gelir.

Aynı şekilde ‘değişim’ düzenlenemez.

ABD’de 1986’da işe başlayan Blockbuster, 2005 yılında 5.734 şubeye ulaştı. Bu ABD’nin 100 bin ve üzeri nüfuslu her şehri için ortalama 17 adet Blockbuster demekti. Bu zirveden tam 8 yıl sonra “Internet Yayıncılığı” ile gelen değişim; şube sayısını yıldırım hızıyla 100’e düşürdü.

Şirket 2014 yılında iflas etti.

Estetiğimiz, fikirlerimiz, beklentilerimiz ve gerçekliğimizin yarını belirsizdir.

Değişim ise ani.

Çok yaşa değişim.

Ve siz de görün.

Tüketim tatbikatı

Kutlamalar ekseriyetle yıl dönümlerinde gerçekleşir.

Bu durumda: Anne’nin gününü kutlamak istiyorsan kendi doğum günün daha doğru bir seçim olabilir.

Yarın kapitalizmin tüketim tatbikatlarından birini daha ifa edeceğiz.

Tabi ki, annelerimize minnettarlığımızı ifade etmek için ortaya atılan her bahane iyi bahanedir.

Ancak…

Bu günü, sadece birileri sana dikte ettiğinde değil, Annen ve sen, istediğin her hangi bir gün kutlayabilirsiniz.

Anneler gününüz kutlu olsun.

Karar ver

Sebepsiz yorgun, isteksiz, verimsiz ve gecikmiş hissediyorsan; muhtemel problemin kararsızlıktır.

Kararsızlık yorar. Uzun vadede öldürür. Şakası yoktur.

Karar ver. Harekete geç!

Kurgu

Stonehenge yaklaşık 4 bin yaşında. Keops Piramidi de öyle.

İkisini de neden yaptığımızı unuttuk.

Spekülasyon çok çeşitlidir ve “Uzaylılar inşa etti!”ye kadar uzanır.

“Unuttuysak biz yapmamışızdır!”, “Göremiyorsak Dünya küre değildir!” veya “Ay’a ayak basılmamıştır.” aynı yaklaşımın ürünüdür.

Sorman gereken soru “Acaba?” değil “Nasıl?”dır.

Yeni fikir ve yaklaşımlar takip edecektir…