Yersiz endişe

Bugünden bir haber başlığı:

“Nasa tarih verdi: Dev göktaşı hızla Dünya’ya yaklaşıyor!”

Bilgileniyor muyuz, yoksa endişelenmemiz mi amaçlanıyor? Bu günlerde bunu söylemek çok kolay çünkü haberlerin içeriği boş*.

Endişe uyandıran aciller mutlaka dikkat çeker**. Endişe ise ancak davranışlarımızı verimli bir şekilde değiştirirse faydalıdır. Eğer bu asteroit sana emniyet kemersiz araba kullanmaktan daha çok endişe veriyorsa; ihtimalleri değerlendirme kriterlerinde problem var demektir. Çünkü ilgili haberin refere ettiği büyüklükte bir göktaşını durdurmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur.

Bisiklet kullanırken kask takmak kafa travması riskini %70 azaltır. Dünya’ya göktaşı çarpma ihtimalini kafana takmak ise verimliliğini azaltır. Yersiz endişeler; dikkat dağıtır, seni işini yapmaktan alıkoyar.

Endişelerini sınıflandır. Gereksizleri es geç.

*Haberin “göktaşı” tanımı da yanlış. İlgili cisim (7335 -1989 JA-) 1.8 km çapında bir Asteroit.

**Pazarlama bu yöntemi kaçan fırsatlarda kullanır.

Dikkat sanatı

“Pazarlama nedir?” sorusu terimin kendisi gibi pahalıdır. Çünkü dikkatimizin bedeli yüksektir*.

Pazarlama en yalın haliyle dikkat cezbetme sanatıdır.

Kapsamı ve yaklaşım alanı ise çok farklılık gösterir. Çünkü dikkatiniz birçok formda gelir.

Mesela dondurmayı promosyonsuz satamazken, iPhone’u inovasyonsuz pazarlayamazsınız.

Birinde dikkat doymada, diğerinde ise kolaylamadadır.

Dikkat çekmek ise her ne kadar pahalı olsa da nihayetinde sadece bir göstergedir.

Tıpkı buz dağının görünen kısmı gibi: Gövdesiz önemsizdir.

Dikkatin gövdesi ise güvendir.

Islık çaldığında bir ihtimal dönüp bakabiliriz, eğer karşılıksızsa bir sonraki ıslığın kuvvetle muhtemel işe yaramayacaktır.

Dikkatimizi boşa harcama. Pahalıdır.

Ve hangi seviyede pazarlama yaparsan yap; Lincoln’e atfedilen şu söz başucunda dursun:

“Herkesi bazı zaman, bazısını ise her zaman kandırabilirsin. Ancak herkesi her zaman kandıramazsın.”

*Çünkü arzı kısıtlıdır.

Karanlık Sular

Dark Waters* sizi derin sularda araştırmaya teşvik edecek bir öyküyü işliyor.

Avukat Robert Bilott’un dünyanın en büyük kimya şirketlerinden biri olan DuPont’a karşı başlattığı asimetrik savaşı anlatıyor.

Bu yazının konusu film eleştirisi veya özeti vermek değil.

Kahramanımız Bilott hayatının 20 yılını PFOA kimyasalı ile zehirlenmiş West Virginia ve Ohio*’daki insanların adalet arayışına adıyor.

Kazanıyor.

Bir davaya adanmak (Kulağa oryantal gelebilir) çok önemli bir kavramdır.

İnsan hayatı için büyük fırsattır ve çoğu insan bundan mahrum kalır. Çünkü çoğu insan: Fedakar davranıp, sorumluluk almaktan çekinir.

Robert Bilott’un biyografisi çoğumuz için bir uyandırma servisi ve belki de bir eğitim setidir.

Filmin sonunda hala direnen Bilott ve hakim arasında şu diyalog geçer:

https://www.instagram.com/p/Cd3wXsdLLsa/?utm_source=ig_web_button_share_sheet

Yarın “Evet, hala buradayım.” diyebildiğin bir davan varsa:

Ne mutlu sana!

Hayırlı haftalar.

*2020 yılında izlemiştim, dün akşam tekrar izledim.

**Ve belki dünyanın geri kalanındaki habersiz yüzbinler…

İnsaflı ol

Mesleğin erbabı mesleğini sever ve över. Bu bir gelenektir.

Pazarlama da bir meslektir. Ve işi bilen şunu çok iyi bilir: Doğru pazarlama ile her şey satılabilir. Ancak bu her yapılanın doğru olduğu anlamına gelmez.

Mesela:

Bu obeziteyi satmak için yapılmış doğru bir pazarlamaydı. Ama tabi ki, amaç da iddia da doğru değildi. Sadece WHO’ya göre yılda 2.8 milyon insan obeziteye bağlı olarak hayatını kaybeder. Gerçek budur.

Hatırla: Naziler bir ulusun akıl sağlığı ile oynamış, Hitler ve ekibi sadece 4 yılda akıl almaz bir yalanı güçlü ve şeytani bir konsensüse dönüştürmüşlerdi.

Mesleğin: Bizi bir araya getirebilir, bölebilir, çatıştırabilir veya boşa koşturabilir.

Güçlü bir araçtır.

İnsaflı ol.

Motivasyon

Eğer bugün girişmek ile ilgili motivasyona ihtiyacın varsa:

Az önce bir haber okudum, başlık şu:

“Uyuşturucu imalathanesi kurmak için böbreğini satmış!”

Ne adanmışlık ama…

Bir içgörü

Zamanını veya sonuçları fiyatlayabilirsin. Yazılımcılar birincisini, doktorlar ikincisini satar.

Pazarlamanın bu farkı çok iyi kavraması gerekir. Çünkü takip edecek soru şudur:

Sonuçlar bizim için ne kadar önemli?

Zamanın hilesi

Zamanın üzerimize oynadığı iki hilesi vardır:

Bitmeyecek kadar uzun veya yetmeyecek kadar kısa görünür. İkisi de kuruntudur.

Çünkü zaman şekilsiz, evhamın lüzumsuzdur.

Zaman tıpkı su gibi, girdiği kabın şeklini alır.

Gün hepimiz için 1440 dakikadır. Yetmiyorsa hesap hatası, uzun geliyorsa boş yapıyorsun demektir.

Zaman mutlaka biter ve hayli yeterlidir.

Belki miktarını dert etmeyi bir tarafa bırakıp, işe koyulmanın zamanı gelmiştir.

Otantik

Bugün Miele’nin* yeni billboard reklamını gördüm.

Çok otantikti. Özgün. Sloganı: “Oldukça küçük.”

O kadar ki, ürün gözükmüyor. Çünkü ürün siyah, arka plan da siyah.

Özgün, ‘insicam’ kadar kıymetli bir kavram değildir.

Senden beklediğimiz; tutarlı, görünür yani sözünün eri olman.

Otantiğe fazla kafa takma.

*Lüks segment ev eşyaları üreticisi.

Ceza ve ödül

Kusura ceza uygulamak ile başarıyı ödüllendirmek adil bir konsepttir. Çalışır.

Ve sadece türümüz için değil gezegendeki her canlı için uygulanabilirdir.

Ancak sadece türümüz bu model üzerinden enstitüler kurar.

Bu nedenle neyi cezalandırıp neyi ödüllendirdiğiniz uzun vadede hayati önemdedir.

Mesela: Şehirlerimizi geri dönülmez şekilde tahrip etmiş olmamızın arkasında bu sorunlu ceza/ödül modeli vardır.

Bittabi kültür her şeyde olduğu gibi bu strüktür için de belirleyici faktördür.

Ceza/ödül mekanizmasını iyileştirmeden davranışı iyileştirmek mümkün değildir. Eğer hoşnut olmadığın bir büyüme varsa; ceza yoktur, ödül vardır.*

*Pazarlamanın neyi ödüllendirdiği önemli bir başlangıç noktasıdır.

Alışkanlık

Elinde akıllı telefonun olmadan tuvalete çıkamıyorsan bu bir alışkanlıktır.

Aynı sigara gibi. İster inan, ister inanma sigara da bağımlılıktan öte bir alışkanlıktır.

Her bağımlılık alışkanlık doğurmaz ama her alışkanlık mutlaka bir tabiiyete bağlıdır.

Ve sadece tırnak yeme gibi maddiler değil duygular da alışkanlığa dönüşebilir.

Mesela hep arabesk yaşamak bir duygusal alışkanlıktır.

Güvenilmemek, yalnızlık, sinir ve cömertlik de birer alışkanlıktır. Alışkanlık sık tekrarın ürünüdür.

Hedef sık tekrar ile güzel alışkanlıklar üreten sistemler kurmaktır. Çünkü aksinden geri dönmek çok zordur (Bu kadar kısıtlamaya rağmen sigara içmeyi bırakamayana danışabilirsin).

Pazarlamandan geleceği ürününden sonra buna bağlı olabilir.