Zafer

Hedeflerine ulaştığında ya da yeterince tatmin olduğunu düşündüğünde zaferini ilan edersin. Tam tersi durumda da başarısızlığını.

Ancak iki durumda da proje ne ile ilgili olursa olsun; bitişten sonrasını planlaman gerekir.

Çünkü sadece bir zafer veya sadece bir yenilgi hiçbir şey ifade etmez.

Bundan tam 100 yıl önce büyüklerimiz, büyük bir zafer ilan ettiler ve dinlenmeden arkasını planladılar. Bu zaferi ise farklı zaferler ve mağlubiyetler takip etti.

Bugün buradayız…

Hala bir sonraki adımı planlamanın ne kadar önemli olduğunu anlamakta zorlanan bir ulus olarak: Hepimizin herhangi birimizden daha çok şey bildiğini ve zaferden sonrasının sadece bir kişinin değil, bir ulusun sorumluluğu olduğunu tecrübe ediyoruz.

Dünkü zaferimiz kutlu olsun.

Darısı yarınların başına…

Fikir çilingiri

İnsanlar fikirlerinde ısrar eder ve genellikle haklı karşılıkları vardır.

Mesela, “Kürsel Isınma” veya “Aşı” çoğumuz için bir olgudur. Bazıları ise bunları kabul etmemekte diretir. Bu durumda, eğer fikirleri değişsin istiyorsan daha fazla bilim -yani kanıt- bulman gerekir. Eğer bir mühendisin fikrini değiştirmek istiyorsan -boş laf değil- prototip ile konuşman şarttır. Karşındaki bankacıysa riski elimine etmen, taraftarsa maç kazanman gerekecektir.

Dünyaya bakışımız, inançlarımız ve arzularımız çok çeşitlidir. İnşa ettiğimiz fikirlerimiz ise karmaşık, perspektifimiz ekseriyetle tek yönde kitlidir.

İyi bir pazarlamacı iyi bir fikir çilingiridir. Hangi kilidi hangi anahtarın açacağını çok iyi bilir.

Kontrol

Kontrol çoğunlukla takasın konusudur.

Yarın işe gitmek için trene bindiğinde yolculuğun kontrolü sende olmayacak. Kontrolü konfor ile takas edeceksin.

Kontrol bitmek bilmeyen bir halat çekme oyununa benzer.

Bir ileri, bir geri…

Mesele hiçbir zaman kontrol değildir: Dengedir.

Büyük fikir

Büyük fikirler bireylerden gelir ekiplerden değil ve ekipler büyük fikirleri hayata geçirir bireyler değil.

Bu çok net bir olgudur.

Aksini tartışan ve iddia eden kişiye saygı gösteremem, kusura bakmayın.

Steve Jobs insan üstü estetik kabiliyete sahip solo bir yetenekti. Apple’ı hayata döndüren fikirlerinin arkasında despot gibi durdu.

Tabi ki, Tim Cook, Jony Ive, Craig Federighi, Joswiak, Phil Schiller, Jeff Williams ve diğer bir çok isim olmadan bu elma Apple olamazdı. Ancak hasat ne kadar büyük, süreç ne kadar kompleks olursa olsun, her şeyi başlatan küçük bir tohumdu ve bu tohum Jobs’un keskin ve cüretkar zekasıydı.

Büyük fikirler tek başına düşünen beyinlerin ürünüdür.

Yeterince iyi değil

Bu aralar hobi olarak evde iyi pizza yapmak için çaba sarf ediyorum. Ancak neredeyse her denememin sonunda kendimi “Yeterince iyi değil…” derken buluyorum.

“Yeterince iyi değil…” motive eder. Mükemmeli kovalamak ekseriyetle arzu edilendir ve fakat bazen sinsi bir tuzağa dönüşebilir.

Mesela; açlıktan ölmek üzere olan biri için “Kusursuz Pizza!” diye bir kavram yoktur. Ortada bir Pizza varsa, soluksuz tüketilir.

Michelin’in restoran yıldızları sadece ‘bir’ segmenttir. Kapsama alanına dahil olmayan milyonlarca farklı değerlendirme kriteri vardır.

“Yeterince iyi değil…” bazen herkesi memnun etme arzumuzun karşılığı olarak ortaya çıkabilir. Bu arzu ise bizi vasat ve görünmez olmaya doğru itebilir.

Belki artık yeterince iyisindir ve herkesi değil, doğru insanları memnun etmenin vakti gelmiştir.

Ne dersin?

Hayırlı hafta sonları….

Yalandan sonraki durak

Yalan söylediğinde sonu gelmeyecek sorgulamalara maruz kalmayı riske atıyorsun demektir. Çünkü önerme çok basittir:

“Eğer bu konuda yalan söylüyorsan, diğer konularda da söylemediğin veya söylemeyeceğin ne malumdur?”

Diğer konuların ucu acıktır, sonu gelmez. Bu nedenle yalan söylemek güvensizliğe açık çek yazmak demektir.

Büyük bir problemdir ve ancak tek koşulda kötüleşebilir: Söylediğin yalanlara inanmaya başladığında…

Bu ise doğru tarafa geçmeme konusunda kendinle sözleştiğin anlamına gelir.

Mesela, lise diploman varmış gibi davranabilirsin. Bu bir yalandır. Bu yalana inanırsan kapsam değişir: İnkarcılık devreye girer.

İnkarcılık ise gerçeğin kasıtlı olarak reddedilmesidir. Adaletin tesisini imkansız hale getirir. Çok tehlikelidir.

Aynılık

Peşinden koştuğumuz, kabileleşmek için elzem bir kavramdır.

Takım formalarımızdan, saç modellerimize kadar sınırları her yerdedir.

Bu yüzden Ülker ve Eti kötü reklamlar yapmaya devam eder…

Talep gören aynılık ise sadece bir göstergedir. Arzu edilen güvenli limanlardır.

Ve hataya düşme: Güvenli olan sadece sıkıcı değil, en riskli olandır.

Utanç üzerine

Dün akşam biri hareket halindeyken arabasının camından pet şişe ve anlayabildiğim kadarıyla bebek bezi fırlattı.

Belli ki, bu arkadaşımızın mülkiyete bakışı çok ilkel:

Eşya, ona ait olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrılıyor.

Yollar ona ait değil, dolayısıyla pisletebilir.

“Parçası olduğu bu şehre ve topluluğa ait hissetmemek onun mu, yoksa telkin etmemiş otoritenin problemi mi?” sorusu uzun ve farklı bir konu.

Çekince ise “Bunu yapmaktan utanırım…” değil “Yaparsam diğer insanlar benim adıma mahcup olur…” noktasında konulursa fayda sağlayabilir.

Çünkü senin utanç hissetmiş olman bir şey ifade etmez. Bu sadece bir günah çıkarma refleksidir. Ancak; madara olduğun için biz aşağılanmış hissediyorsak işler değişebilir.

Çünkü burası bizim şehrimiz, bizim mahallemiz ve biz çöp istemiyoruz.

Aklında bulunsun.

Kusur değil

“Benim hatam, kusura bakma…” neredeyse herkes için (Müşterin, eşin, patronun vs.) dile dökmesi çok zordur.

Ve neredeyse birçoğu kusurlu değil bilgisizdir.

Hiçbir zaman kusurda direnen ile mücadeleye hazır olamazsın. Mümkün değildir.

Bilgisizlik ile mücadele ise sandığından daha kolaydır.

İletişim kanallarını açık tut.

Patron çıldırdı

Bu çıkışa neden güvenmemiz gerektiğini bilemiyorum.

Akıllanmasını bekleriz.

Aynı şekilde; daha az ödeyip daha azına razı olmaktansa, daha çok ödeyip biraz fazlasına sahip olmayı tercih ettiğimiz gibi.

“Patron işi biliyor…” daha çok güven veriyor.