Kusursuz Pazarlama

Bir kitabı yazım kurallarında hatasız olması harika yapmaz.

Kalitenin birçok katmanı vardır.

Örümcek Adam bileklerinden ipek püskürtürken; konseptin ne kadar kusurlu olduğuna değil, aksiyona ve öyküye odaklanırız.

“Kusursuz Pazarlama” birçok şeydir: Kusursuz değildir.

Daha fazlası

“Bir arabadan daha fazlası…”

Yani… Aynı zamanda kayak takımı mı?

Bazen sadece dikkat çekmek için konuşuruz. Küçük bir çocuğu ele al; dikkatini çekmek için yaptığı şeye kayıtsız kaldığında, çığlıklar ve farklı uçlar devreye girer.

Bazen tıpkı bir çocuk gibi sınıra ulaştığımızın tescil edilmesini bekleriz:

**“Evet, bu kadar yeter!”**i duymak isteriz.

Evet, bir araba için bize bu kadarı yeter.

Teşekkürler.

Dünya görüşü 2/2

Neden Tesla geleneksel yollar ile pazarlama yapmaz?

İstanbul’un yolları neden kaldırımsızdır?

Neden bazı kişiler özenle yaptıkları dövmelerini sildirir?

iPhone 13’ten 14’e geçmek için ortaya koyduğun aciliyetin sebebi nedir?

Lezzetli bir Türk kahvesinin bedeli ne kadardır?

Neden basketbol bir Amerikan icadıdır?

Birileri neden bomba ile masumları öldürür?

Sence doktorlar mı yoksa “Üfledim düzeldi”ciler mi daha çok insan iyileştirir?

Son ne zaman burç yorumlarına veya rüya tabirlerine baktın?

Bu birbirinden bağımsız duran soruların birçok karşılığı olabilir. Ancak tüm olgu ve istatistikler bir tarafa hepsinin tek geçerli cevabı vardır: Dünya görüşü.

Çoğu pazarlama yapmaya çalışan kişinin veya şirketin atladığı en önemli nokta budur.

Kitleni harekete geçirip yön veren: İnandığı ve bağlı olduğu perspektiftir.

Bunu anlar ve bu bağlamda ihtiyaç duyduğu öyküyü işlersen devamı gelir.

Dünya görüşü 1/2

Norveç’i kalkındıran ve bugün Dünya’nın en ferah ülkesi haline getiren sıçrama tahtası: Petroldür. Bugün itibariyle Norveç’in toplam petrol rezervi 8 milyar varildir. Libya’nınki 48 milyar varil. Norveç’in kişi başı milli geliri 89.000$. Libya’nınki: 5.600$.

Bizde şunu çok duyarsın (Bugün duydum): “Abi bizde o kadar para olacak…”

Bu bir ihtimal güzellemesidir ve çoğunlukla sonuçları hüsrandır: Sizde o kadar para olsa, büyük olasılıkla olanı da batırırsınız.

Çünkü mesele hiçbir zaman para/kaynak değildir.

Dünya görüşüdür.

Üretkenlik

Bazı sistemler sizi meşgul tutmak için tasarlanmıştır. Bazı durumlarda ise sistem arızalı olduğu için meşguliyet hakimdir. İyi sistemler ise meşgul değil, üretken birimler/çalışanlar ortaya çıkarır.

İkisi arasında ciddi farklar vardır.

Meşgulün aksine üretkenlik imkanın sınırlarını belirler, katkı sağlar, geliştirir ve sonuçları ölçülebilirdir.

Meşgul ekseriyetle bir tercih değil bir dayatmadır.

Üretken olmak ise öğrenilir/öğretilir.

Popüler yollar

Jobs’un Adobe Flash’i Web’ten kazımasından bugüne 10 yıl geçti. 2 yıl önce Flash tamamen Web’ten çekildi. Daha Apple Store ortalarda yokken Flash’ın eksikliğinden yakınıp Jobs’u suçlamış çoğu iPhone kullanıcısı dünü hatırlamaz. Ancak zamanında hiç popüler ve elverişli olmayan fikrinde direten Jobs haklı çıktı.

Popüler yollar, alışkanlıklar, herkesin yaptığı gibiler bitmez.

Eğer başını çektiğin değişim doğru, etkin ve faydalıysa inatçı ol:

Çünkü biz zannettiğinden çok daha kolay unutup hızlı adapte oluruz.

Re: "Zamanın var mı?"

Bu aralar zamanım dar. Hepimize olur. Bu yazıyı hatırlatmak istedim:

“Zamanın var mı?” zor ve hileli bir sorudur.

Dünyamız 4.5 milyar yıl yaşında. Ortalama insan ömrünün bu yaşa oranı Dünya’nın Mars’a olan uzaklığına karşılık attığımız toplam 5 adım kadardır.

Zamanın çok eski ve sonsuz olduğu bu mahallede bize tanınmış zaman hiç denecek kadar az.

İşin hileli tarafı ise şu: Zamanı biriktiremezsiniz. Onu harcamayı da reddedemezsiniz.

O yüzden cevabım: Hayır, zamanım yok.

Karşılıksız olmaz

Bizim duvar, kamyon ve benzeri yazılarımız çok arabesk ve çok serbesttir. Arabeske karşı tutumumu da bilirsin; sevmem. Ama bugün güzel bir tanesine denk geldim: “Bir zam da şu insanlara gelse de kendilerini bu kadar ucuza satmasalar.”

Sözü edenin neyi refere ettiğini dikkate almadan, bu sözün kendilerini ucuza satan birçok yetenek, emek ve tecrübenin dikkatini çekmesi lazım.

Yetenek sadece keşfedilmediğinde, emek sadece iş başarısız olduğunda ve tecrübe sadece dinlenmediğinde heba olmaz. Karşılığı verilmediğinde/alınmadığında da heba olur.

Karşılığını ver.

Karşılığını al.

Dipnot

Bugün pazarlama, tasarım ve yaklaşım adına olmaması gereken her şeyi tek bir ilanda toplamış Onur Market’in şu çalışmasını gördüm:

“NE ALIRSAN 25TL”

Yazılabilecek en büyük boyutta yazılmış kalın bir ‘25’ ve dibine sıkıştırılmış ufacık bir ifade: “Seçili Ürünlerde Geçerlidir”.

“Ne olursan ol yine gel (Seçili ırklarda geçerlidir)” gibi…

Önerilen paketin bir düzenbazlık olduğundan eminim ama iyi hüküm verme güdülerime karşı gelerek öyle olmadığını kabul edip devam edeceğim…

Sevgili Onur,

Sen marketsin. Kumarhane değil. Eğer iflas etmediysen onlarca rakibinin veremediği bir şeyi bize sunamayacağının gayet farkındayız. Çünkü meselemiz karmaşık değil; yoğurt, yumurta, salça ve biraz ekmek.

“Yok ben iddialıyım, yaparım!” diyorsan da küçük bir not:

Büyük söz etme arzun ve kullandığın yazı boyutu arasında ilişki yoktur.

Küçük not düşmüş olmanla bizim anlama kabiliyetimiz arasında da korelasyon yoktur.

Yapma kendine bunu.

Dengeli eylem

Kanıtlanmış olgular ancak koşulların köklü değişimi ile güncellenir.

Ve bilgi/bilim böyle bir şeydir…

“Bu bilginin doğruluğundan emin misin?” sorusunun cevabı bilen kişi için çoğunlukla “Şimdiliktir…”

Diğer taraftan inanç için doğruluk su götürmezdir. Ön koşuldur.

Bir Fenerbahçeli için Dünya’nın en güzel takımı Fenerbahçedir.

Koşulların değişimi bu düşüncenin doğruluğunu değiştiremez.

Koşullar ise mütemadiyen değişir.

Bu bağlamda: Bilgi ile amel edip, inanç ile motive olmak güzel bir dengedir. Çünkü bilgi ile amel eden adapte olurken, inancı ile eylemde olan ekseriyetle çatışma halindedir.

Ve neye, nasıl inandığın fark etmeksizin retrospektif bize olguların hep kazandığını göstermiştir.