Güzel tasarla

Tasarım köprüdür. Ve bu üstünde taşıdıklarımızı ondan daha değerli yapmaz. Çünkü değer de diğer birçok kavram gibi gereklilik ile ölçülür.

Güzel tasarım gereklidir. Mesela bir web sitesi inşa ediyorsan, kullanıcıdan gelecek birinci soru şudur: Nereye tıklayacağız?

Çünkü satmadan önce bağlantı kurman gerekir.

Ve bağlantı adı üstünde köprüsüz olmaz.

Güzel tasarla.

Liderlik et

Yarın eğer liderlik etmek için sahneye çıkacaksan muhtemelen şunu sık duyacaksın:

“Bir problemimiz var!”

Ve şunu çok az: “Bir çözümüm var…”

Bu asimetriyi değiştirmek yine senin elinde.

Masası problemlerle dolu olanlar müsait değil, meşgul.

Çözümlerden çözüm beğenenler ise liderlik ediyor.

Hayırlı haftalar.

Mavi Tik

Twitter’ın doğrulama rozetini ücretlendirmesi bu platform için “Önce hizmet, sonra himmet” iş modelinin istenilen seviyede çalışmadığını gösterir.

Bu tartışmayı hak meselesi etrafında yapmanın bir anlamı yok. Facebook hesap doğrulamayı 2012’de, Twitter 2009’da başlattı. Bu arada geçen sürede kimin kim olduğunu gayet iyi ayırt edebiliyorduk.

İş söz konusu olduğunda Joker’in mottolaştırdığı şu yaklaşıma çok önem veriyorum: “Eğer bir işte iyiysen asla bedavaya yapma!”

Genç girişimcilerimiz ve hatta çocuklarımıza aşılamamız gereken bu tavır: Manipülasyonun ve kötüye kullanımın önüne geçen hayati bir kalkandır.

Çünkü maliyetinden daha değerli olmadığını düşünmediğimiz hiçbir şeyi satın almayız.

Bu bazen gerçektir, bazen de algı. Ancak maliyeti olan bir şeyi bedelsiz vermek, değer kavramı üzerinde sarsıcı etkiler yaratır.

Twitter’ın “Mavi Tik” fikri günlük 4,960₺ eder mi? Bilemiyorum.

Ama bedava olmadığı kesin.

Erişimin değeri

Bir üçüncü dünya ülkesinden ayrılırken elindeki dövizlerden kurtulma gayretin bu ürünün geçersizliği ile ilgilidir. Ve bu geçersizlik standart, şekil veya malzemenin konusu değildir (Avro da kağıttır, Uganda şilini de):

Erişimin konusudur.

‘Erişim’ çok önemli bir değer birimidir.

İnsana erişim, teknolojiye erişim, bilgiye erişim, özgürlüğe erişim, sermayeye erişim veya sana, markana ve ürününe erişim…

Var mı?

Yoksa sen de Uganda şilini gibi 1’e 4 bin takas edilenlerden misin?

Bitaraf olan bahtiyar olur

Hiçbir savaş toplumsal konsensüsle başlamaz. Çıkar grupların kılıç çekmesinden çok sonra toplumlar taraf seçer veya seçmek zorunda bırakılır.

Taraf seçmek bir opsiyon olarak sunulsa da çoğunlukla bir mecburiyettir.

“Bitaraf olan bertaraf olur!” tehlikeli bir klişedir.

Ekseriyetle tarafsızlık taraf olmaktan daha faydalıdır.

Özellikle markaların derin toplumsal ayrışmaları tetikleyen konularda taraf tutmaması çok önemlidir. Ancak argümanın çıkış noktası çevrecilik ve insan/hayvan hakları ile ilgiliyse aksiyon alınabilir.

Re: Bir zaman sorusu

15 yıldır aktif olarak seyahat ediyorum. Bugün İtalya’dayım. Uzun süredir belli aralıklara ziyaret ettiğim bu ülkede, bugün bu repost anlam kazandı (Zaman ile aramızdaki takas her geçen gün yeniden şekilleniyor):

Bundan sadece 15 yıl öncesine kıyasla iletişimin bize kayda değer bir zaman kazandırdığı vaka.

Akrabanı ziyaret etmek yerine FaceTime yapabilirsin. Markette, bakkalda zaman harcamak yerine Getir çağırabilirsin. Artık zaman kazanabiliyorsun, bu çok net.

Peki, kazandıklarını nasıl harcıyorsun?

İnanç ve sonuç

Birbirimizin aynısı gibi davranmıyor, seçmiyor, karar almıyor ve hareket etmiyoruz.

Bu satırları okuyan senin gibi inansaydım, bu sabah tıpatıp senin gibi davranırdım.

Bunu anladığında pazarlama için birinci hedefin inançları değiştirmek olduğunu görürsün: Eğer inandığın şeyi değiştirirsek, eylemlerine de yön verebiliriz.

Zaman alır ama sonuç veren yegane başlangıç noktasıdır.

Adım: Sıfır

Etkinlik sadece olası maliyetin önüne geçmek için kullandığımız bir araç/model değildir.

Tasarım, kalite, güven, cömertlik ve tutarlılık gibi karakteristik özelliklerimizden biridir.

Herhangi bir şeyi pazarlamaya başlamadan önce etkinlik gözden geçirilmelidir.

Pazarlamaya değer bir şey icat etmek birinci, öykünü doğru insanlara aktarmak ikinci adımınsa; etkinlik kontrolü de adım: Sıfırdır.

Başlangıçtan önceki noktadır.

41 deli

“Elinin hamuruyla erkek işine karışma!” diyen bu toplumda fırıncıların %99 erkektir.

Mesele hiçbir zaman hamur, ekmek, meslek veya meşguliyet değildir: Tahakkümdür.

Ve neredeyse hiçbir atasözü/deyim söylendiği gibi okunmak zorunda değildir.

“Bu bir atasözü/deyim değil ama!” dediğini duyuyorum.

Evet, bu bir atasözüdür. Bu ata hoşuna gitmemiş olabilir. Bu ise senin adına güzel bir başlangıç noktasıdır:

Çünkü atasözlerinin ekserisi basmakalıptır. Statükoyu korumayı veya güçlendirmeyi amaçlar.

“Can boğazdan gelir” diyen ata obezdir. “Esirgenen göze çöp batar” diyen ise muhtemelen sallapatinin teki.

Ve bir delinin kuyuya taş attığı öyküde akıllı yoktur: 41 deli vardır.

Hayırlı haftalar.

Kutlu Keşif

“Amerika’yı Yeniden Keşfetmeye Gerek Yok!”

Evet, var.

Osmanlı’yı tarihe gömen en önemli etkenlerden biri keşfe kapalı bu benzer tutumdu. Bu nedenle Osmanlı hiçbir zaman “Okyanus İmparatorluğu” olamadı. Çünkü kültür ve inanç bizim için Ortadoğu’da anlam bulmuştu. Sonsuzluk vaat eden öykünün özü; Mekke ve Medine, Kudüs ve tüm Kutsal Topraklar elimizin altındaydı.

Yeni bir keşfe gerek yoktu.

Yanıldık.

Yeniden keşfedilen o Amerika: Ay’a ayak bastı. Uzaya üs kurdu.

Artık Dünya’nın merkezi Ortadoğu değil. Hayati “Baharat Yolu” ise tozlu kitapların içinde kuru bir anekdot.

Türkiye ile yeniden keşfe, ne istediğimizi anlamaya ve tanımlamaya soyunduğumuz günden bugüne ise 99 yıl geçti.

Ve bugün hala: Türkiye’yi yeniden keşfetmeye ihtiyacımız var.

Çünkü Cumhuriyet’in bize vaat ettiği daha azı değil.

Kutlu olsun.