Neden?

Neden? 

En kritik soru zarfıdır. 

Onunla kurulan kimi sorular kolay (‘Neden sanattan hoşlanırız?’) kimisi ise çok karmaşıktır (‘Neden var olduk?’). 

Kendi eylem ve varoluşumuza dair ’Neden?’ler yol haritamızın DNA’sıdır; yaşamımıza yön ve şekil verir.

Herkes ise hayatının bir aşamasında o en kritik ‘Neden?’ sorusunu sorar. Kimimiz 20, kimimiz 50’lerinde… 

Herkesin ’Neden?’leri ve ona bağlı olarak varsayım ve gerçeklikleri değişkenlik gösterir. Kimi sorduğu sorunun cevapları altında ezilir, yol alamaz. Kimi verdiği cevaplarla kitleleri peşinden sürükler.

Neden hayatta kalmaya çalışırız? Neden çalışırız? Neden çoğalırız? vs… 

Neden? 

Sormanız ve cevaplamanız gereken en kritik sorudur.

Nedensiz yol haritanız, kimliğiniz ve en nihayetinde bir hayatınız olamaz.

Öyküler yaşatır

40.000’in üzerinde örümcek türü vardır ve neredeyse hiçbiri insan için ölümcül değildir.

Ancak Batı kürenin tamamı örümceklerden korkar veya nefret eder. Her ne kadar Örümcek Adam batının kahramanı olsa da aksine; İslam kültürü etkisinde kalmış topluluklarda örümceğe karşı nefret reaksiyonu gözlemlenmez.

Bunun sebebi; iki kitlenin öyküleri arasındaki farktır. Batı’yı etkisi altında tutan edebi müessese öykülerinde örümceği ‘canavar’ olarak tanıtmıştır. Diğer tarafta ise örümcek İslam peygamberini kurtaran ‘kahraman’ olarak anlatılmıştır. 

Öyküler nesnelere, insanlara, hayvanlara velhasıl yerküreye bakışınızı belirler.

Öyküleri hafife almayın.

Her yaşanan -sözde- gerçekliğin arkasında tapılan bir öykü vardır.

Son kertede öyküsüz marka ‘gerçeklik’ oluşturamaz.

Bitiş çizgisiden sonrası

Alex Honnold 2018 yılında El Capitan’a free solo (halatsız) tırmandı. Tırmanışından yaklaşık 1 saat sonra gündelik, rutin egzersizlerini yapmak için karavanına çekildi.

Alex’in tırmanışının ne kadar olağanüstü bir iş olduğunu anlamanız için El Capitan ve free solo hakkında bir kaç makale okumanız yeterli…

Çoğumuz bitiş çizgisine odaklı iş yaparız. Oysa asıl kazananlar bitiş çizgisinden sonra bile koşmaya devam edenlerdir.

Mesela; pazartesilerimizi çekilmez yapan hafta ‘sonu’ ilüzyonudur. Mesela; spor yapmaya bir süreç değil bir yarış olarak baktığımız için devamlılık sağlayamayız.

Bitiş çizgisine kadar koşmak bir taahhüttür. Eğer bu taahhüdün ötesini görebilir ve koşmaya devam edersek; zorunluluğu ‘pratiğe’ ve nihayetinde pratiği ‘alışkanlığa’ dönüştürebiliriz.

Sesinizi duyurun

Giordano Bruno uzayın sonsuz olduğunu ve diğer güneş sistemlerinin varlığını dile getirdiği için diri diri yakıldı.

Bugün söylemek istediğiniz her şeyi söyleyebilirsiniz. Internet sayesinde ise neredeyse hiç kimse fikirlerinizi duymamıza engel olacak güçte değil. Eğer bir fikriniz varsa sesinizi duyurmak artık sorun değil.

Söyleyeceklerinizin ‘sıra dışı’ mı yoksa ‘olağan’ mı olduğuna insanlar karar verecek.

Sıra dışı olan viral, olağan ise statik kalacak.

Görmezden gelmeyin

Gary Hart 1988 ABD başkanlık seçimlerinin gözde adayıydı.

Kazanmasına neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu.

Gary politikada çiğnenmemesi gereken tek kuralı çiğnedi; kendinden 22 yaş küçük Donna Rice ile gayri meşru bir ilişki yaşadı.

Yakalandı.

Başkanlık kariyeri başlamadan bitti.

Bazı işlerde bazı hataları bir kere bile yapma şansınız yoktur. ‘O’ hatayı yaparsanız her şey sona erer.

Pazarlamanın kriptoniti ise; görmezden gelmektir. Pazarlama daha fazla ‘ürün’ satabilmek için görmezden gelemez. Bu hatanız fark edilir ve emin olun sizi haklarlar.

Taktiklerinizi koruyun

Taktikler hayati önemdedir.

Koşulların eşit olduğu durumlarda dengeyi lehe bozacak olan: Taktiktir.

Stratejiniz kopyalanabilir, iş modeliniz çalınabilir ve pazarlamaya dönük tüm yaratıcı fikirleriniz uyarlanabilir. Ancak taktiklerinizi ölüm pahasına koruyun.

Amerikan İç Savaşı’nda Birliğin galibiyetini tüm sayısal ve siyasal avantajlarına rağmen geciktiren; Konfederasyon’un süper zeki taktikleridir.

Taktikleriniz; stratejiniz, iş modeliniz ve pazarlamanızı dengeye ulaştıran katalizördür.

Geri sayım

Ondan veya üçten sıfıra… Geri sayımları severiz.

Tabi her şeyden önce odaklanmamızı sağlarlar. Önemli olana. Sıradan olmayan tüm başlangıç ve bitişlere.

Her zaman bir şeyleri başlatan veya bitiren bir geri sayımınız olsun.

Geri sayım efektif, faydalı ve odakta kalmanın klas bir yoludur ve unutmayın; hayatınız bir geri sayımdır.

Pazarlama aptalı oynamaz

En usta dolandırıcı aptalı oynayandır.

Dünya Düzdür Derneği ‘başkanı’ Dünya’nın düz olmadığını herkesten iyi bilir. Ona kazandıran; aksini düşündüğüne inandırmaktır.

Evet, küreyi ısıtıyoruz ve türümüzün Dünya’yı tükettiği yadsınamaz bir gerçek.

‘Geri Dönüşüm’ ise aptalı oynayan şirketlerin, tüketim arzunuza halel gelmemesi için yürüttüğü bir dalaveredir (Tıpkı Dünya Düzdür Derneği ‘başkanı’ gibi…).

Pazarlama bu düzenbazlığa alet olmamalıdır.

Hizmetlerin bedeli

Kral Umberto ve Kraliçe Margherita 1889 yılında kayıtlarda bilinen ilk eve teslim pizza siparişini Raffaele Esposito’ya verdiler…

Pizzamız soğumadan hemen gelsin isteriz ama trafikte aynı motor kuryeler tarafında sıkıştırıldığımızda deliye döneriz.

Hizmetleri alırken kimlerin sıkboğaz edildiğiyle pek ilgilenmeyiz. Bugün piyasanın çalıştığı şekliyle ise her zaman üçüncü kişiler sizin konforunuz için sıkboğaz edilir.

Peki hizmetler birilerini zora sokmadan verilebilir mi?

Eğer sırtında logonuzu taşıttığınız motor kuryeleriniz varsa, cevaplamanız gereken kritik soru budur.

Entegrasyon

İsmi anıldığında bizim mahallede tüyler ürperse de Darwin’in çok kallavi bir tespiti vardır:

“Canlıların uzun ömürlü olanları; güçlü veya akıllı olanları değil, uyum yetenekleri yüksek olanlarıdır.”

Entegrasyon pazarlamanın görevidir. Pazarlama hazır zamanın hakim duygusunu ilmek ilmek işlemekle yükümlüdür. Mercedes’ten elektrikli araba satın alma iştahınız yoksa; bu zamanın hakim duygusuna Mercedes’in uyum sağlayamadığını gösterir.

Kodak, Nokia, Blockbuster, Yahoo ve diğerleri…

Hepsi entegre olmayı, uyum sağlamayı başaramadıkları için yok oldular.