Kunduz

Eski bir Amerikan karikatüründe meşhur Hoover Barajı’na bakarken gördüğümüz bir kunduz yanındaki tavşana gururla;

“Bunu ben inşa etmedim ama tasarımı benim fikrim!” der.

Etrafımızda nihai üründeki olağanüstü çabayı dikkate almadan tasarımını her şey zanneden kunduzlar var.

Hoover Barajı’nı inşa etmek 5 yıla ve bugünün parasıyla 650 milyon dolara mal oldu. İnşaatında yaklaşık 6000 kişi çalıştı ve 100’den fazlası hayatını kaybetti.

Tasarlayan aktif bir beyne sahip olmak güzeldir. Hayata geçirmek ise; fedakarlık, cesaret, irade, sabır ve çok, çok çalışmayı gerektirir.

Teyitçi

Artık arama motoru teyitçilerimiz var. Neredeyse her toplu taşıma veya diyalog ortamında bu görevi bir kişi üstleniyor.

“Dur hemen Google’a sorayım…”

Sor tabi ama bu üstüne toz konduramadığın kaynağa kutsal kitap muamelesi yapmadan önce; saha tecrübesine, yeni gelişmelerin varlığına, güncellemelere ve belki de kaynağın bu kez kusurlu olma ihtimaline minik bir şans ver.

Hayırlı haftalar.

Öykü hazmettirir

Öyküler perspektifimizi bildiklerimizden daha çok şekillendirir. Çünkü hazmetmesi kolaydır, kısayoldur ve genellikle mutlu sonla biter. Ama en önemlisi; öykü insanı enayi yerine koymanın en tatlı yoludur. Çünkü gerçeklere değil arzularınıza hizmet eder.

Mesela bir Osmanlı sevdalısıysan, Fatih’in kesmesi için kadıya elini uzattığına ikna olursun. Veya gerçek olmayan birçok alıntıyı, sırf hoşuna gidiyor diye; Ghandi, Lincoln, Mevlana veya Atatürk’e atfedersin. Oysa gerçek, öykü olamayacak kadar komplike, detaylı, yorucu ve can sıkıcıdır.

Kısa-uzun, lehine-aleyhine farketmez; pazarlama sana hangi öyküyü yutturduysa onu yaşıyorsun. Ve atlama, çok farklı pazar dolayısıyla çokça öykü vardır; hepsine hitap edemezsin.

Mümkün olan en küçük kitleye, hakkında konuşmaya değer tek bir şey inşa etsen fazlasıyla yeter.

Lego

Kültür, “(…) üzerlerindeki girinti ve çıkıntılar sayesinde birbirine kolayca kenetlenebilen, çeşitli renklerdeki yapı parçalarından oluşur.”

Bu tanım Lego’nun Wikipedia sayfasından alıntıdır. Kültürün birçok tanımı vardır ve verdiğim örnekte olduğu gibi Lego’nun tarifi de Kültür olarak okunabilir. Çünkü her şeyden önce kültür ‘inşa’ kökünden gelir.

Lego ise bu metaforu en iyi simüle eden ürünlerden biri olabilir. Neredeyse hiçbir parça tek başına bir şey ifade etmez ve çoğunlukla birbirine benzemezken uçüründe bütünün vazgeçilmez bir katılımcısı olur. Kültür tartışmasında ‘katkı’ hakim konu olsa da aksi göz ardı edilmemelidir.

Demem o ki, ortaya çıkan son ürünü beğenmiyorsun ama unutma; bir Lego tuğlası da sensin.

Mezuniyet

Bugün eşimin mezuniyet törenine katıldım. İki şey farkettim:

Bir yükümlülük yerine getirir gibi konuşanlar; duymayı umduğunuz konuşmacılar değildir. Ve istisnasız bu törenleri bu konuşmalar gasp eder. Dinlenmek istenmediğiniz yerde; coşkuyu, heyecanı ve itibarı tükeetmeyin.

İkincisi; en az tezahürat okul birincisinin ailesinden geldi. Saygınlık kendi tarzında ön plana çıkar ve bu garip huy göz ardı edilemez.

Bugün mezun olmuş herkese gönülden başarılar dilerim.

Keşif

Kitap yazabilirsin ve kimse okumayabilir. Resim çizebilirsin, bir duvara yer edemeyebilir. Müzik yaparsın, dinlenmeyebilir.

Bu girişimlerin hepsi yeni bir şeyler keşfetme içgüdüsü ile yapılır ve neredeyse hiçbiri doğrudan öğretmek kadar etkili değildir.

Başta sevgili kardeşim olmak üzere; öğretmeyi bir keşfe dönüştürmüş tüm öğretmenlerin günü kutlu olsun.

İnce çizgi

Bu IG Blog’da 365. yazım*. Bir yılı devirmeye 7 gün kaldı.

İstikrarla can sıkıcı arasında ise çok ince bir çizgi vardır. Neden her gün yazıyorum?

Bu blog benim için bir değneği toprağa saplayıp durma ve düşünceleri rafine etme ritüeli. Geriye dönük baktığımda hatırlamak için tuttuğum bir almanak, bir pusula.

Yıllar önce bir yerde “1000 Sıkı Takipçi” teorisini okumuştum… O ince çizginin diğer tarafında duran ve yaptığım şeyin can sıkıcı olmadığını düşünen 1000 kişiye teşekkür ediyorum.

*Web Blog’da 665. yazım.

Tutarsızlık

Zeki insanları diğerlerinden ayıran en önemli özellik tutarlılıktır.

-Küresel ısınmadan endişe duyarken Airbus A380 ile business class uçmak…

-Türkiye’de darbeye tarafken Mısır’da karşı çıkmak…

-Çocuk işçiliğine muhalifken Apple’ın ürünlerine binlerce dolar harcamak…

-Yüksek enflasyondan yakınırken düşük faize asılmak…

ve dahası…

Tutarsızlık sadece ussal olana değil güvene aykırıdır.

İticidir.

Net kaybettirir.

Ego

Bir entelekya teması olarak Ego’ya yaklaşımımız bulanıktır. Belki biraz şizofreniktir.

“Ego işe yarar mı?”

Evet, ama asıl mesele ego değildir. Madalyonun iki yüzü var:

Öfke, kin, cahillik, iftira, şeytanlaştırmak, kibir, narsisiz, söz verip tutmamak… Sabır, zor sorular sormak, empati, doğruyu söylemek, sorumluluk almak, söz verip tutmak… Bunların hepsi egonu besleyebilir. Kırılma noktan seçimdir.

Ve asıl mesele, asıl bityeniği özgür iradedir.

Bir alamet

Yeni sorular icat etmek farklı düşünmenin alametidir.

Ve ancak bu alamet; yenilik, yaratıcı çözümler ve fikirleri kökten değiştirecek girişimleri doğurur.

Ve son kertede fikirleri değiştirmek için çalışmıyorsan, neden buradasın?