Olacağına varır

“Her şey olacağına varır…” bir Türk hüsnüniyeti olarak okunur ancak aksine Murphy kanunlarına bilinçsiz bir atıftır. Bu atasözü şunu der: Kimsenin bir şey bildiği yok ve er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.

Pazarlama da biraz böyledir. (Beni sıkı takip edenler ise bu yazının nereye bağlanacağını çoktan çözdüler.) Şöyle ki, neredeyse her ekol bir şey önermeden veya üretmeden önce ya geleceğe ya da geçmişe bakar.

Birinci yol yani yarını analiz etmek; hurafeler, hata yapma stresi, eleştiri korkusu ve aşırıya kaçma çekincesinin baskıladığı ürkek ürünler ortaya çıkartır. Bu mayın tarlasında yürüyebilen çok az kişi vardır (NFT’ciler gibi…) ve çoğu başarısız olur.

Geçmişe bakıp kehanet üretmek ise nispeten daha kolay görünse de -Facebook’u, Google’ı veya Apple’ı inceleyip fikir kasmak- bir kopya kültürü oluşturabilirve Huawei’nin Apple çakması ürünleri gibi (Dükkanından sloganına, fontlarından vidasına kadar) yeni hiçbir şey söyletmez.

Bir pazarlamacı olarak önünde kaçınılmaz iki metod var. Birini seç ve fazla kafana takma çünkü iki durumda da her şey olacağına varacaktır.

Model değil

Ekonomi benim alanım değil ama hükümetin “Yeni Ekonomik Model” tanımı bir politik pazarlama aracı olarak yanlış seçimdir.

Gelin üstüne gidelim…

Öncelikle, model inşa etmek harika bir şeydir. Ancak akut durumlarda ‘plan’ daha doğru bir seçenek olabilir. Çünkü model oluşturmak zaman alır. Modelin -hangi alan için kurgulandığı fark etmeksizin- en önemli özelliği; belirli koşullar altında, bir sonraki adımda ne olacağını tahmin etmesidir.

Eğer paranız sadece 3 ayda rezerv para birimine karşı %65 değer kaybettiyse sizin bir modele değil plana veya mümkünse misyona ihtiyacınız vardır. Çünkü modelin görevi halihazırda yaşananları açıklamak değildir.

Yeni Ekonomik plan, misyon, görev veya çalışma… Belki yutulabilir ama ‘model’ değil.

Model için geç kalındığı aşikar.

Şans ver

“Hata yapıyorsun…!”

Ama en azından yapıyor. Yapıyorsa başlamış demektir ve başlamak esastır.

Kitap okumaya, ders çalışmaya, hep ertelediğin o hobi işine, temizliğe bile başlamak zordur.

Bu hafta başlayanlara şans ver. Fazla yüklenme. Hayırlı haftalar.

Liderin işi

Yeni yıla 650 saat var. Bize daha güzel alternatifler için liderlik etmene 39.000 dakika kaldı.

Liderlik bir seçimdir. Bu prosesin tek amacı insanlara yeni eylemler için elverişli koşullar sağlamaktır.

İnsanları değiştirmek ise neredeyse imkansızdır ve bu zaten liderin işi değildir. Liderin işi; perspektifi değiştirip yeni alternatifler için uygun bir habitat oluşturmaktır.

Tik tak…

Bahane

Bazımızın hayatında zor engeller var ve hayat bu bağlamda hiç adil olmayabilir.

Çoğumuzun hayatında ise kolay bahaneler olur. Hayat ise bu anlamda hayli adildir.

Engeller bahanelere dönüştüğünde artık mesele adalet veya denklik değil tercihtir.

Tüm engellerine rağmen bahanesiz yaşayan bu güzel insanların günü kutlu olsun!

"Yeni nesil"

“Yeni nesil?” ifadesi artık her pazarlama metnin içinde… Evet, teknoloji durmadan değişiyor ve evet, ‘yeni’ artık her günün konusu.

Ancak…

Yeni olmak için kıyasıya biryarış yaşansa da ‘güven’ hala en önemli emtia. Ve yeni, hakim nesil ve talep ne olursa olsun; güzel sözler verip tutan anlayışın önüne geçmemeli.

İki basit adım

İki basit ama zor adım:

Bir: “Ne olursan ol yine gel!” de. Ama tüm manasıyla. Her şeyden biraz öğren. Seçeneklerini bir bakteri gibi ölçüsüz çoğalt.

İki: Alternatifleri gözünün yaşına bakmadan rafine et, ele, aradan çıkart. Ondan sonra en doğrusunu seç ve kararlı ol.

Üret ve paylaş.

Korelasyon

Türkiye nedensellik ve korelasyon kavramlarını birbirine en çok karıştıran toplumlardan biri olabilir. Ve şüphesiz ki, kafası bu bağlamda karmakarışık.

Neredeyse her konuda A’nın B’ye yol açtığını düşünüyoruz, dolayısıyla çok fevri bir şekilde daha fazla A’nın daha fazla B üreteceği sonucuna varıyoruz. A ve B geçmişte bir noktada ilişkili olmuş olsa da; A’yı iyileştirmenin B’ye fazla sağlayacağının garantisi yok.

Mesela; son 10 yılda fazla oturma sürelerinden kaynaklı ölümler ile dondurma tüketimimiz neredeyse aynı hızda arttı. Bu korelasyona bakarak dondurma tüketiminin ölüme sebebiyet verdiğini söyleyebiliriz. Bu garip çıkarım anlamlı olabilir ama doğru olamaz. Çünkü dondurma tüketiminin çok ötesinde, uzun süreli oturmanın insan ölümlerine sebebiyeti ile ilgili data fazlasıyla kompleks ve karmaşık bir meseledir.

Türkiye’nin ekonomi, faiz, enflasyon, döviz veya dolar değil siyasi problemleri vardır.

Korelasyon sizi yanıltmasın, bu ülkenin kuruluşundan bugüne nedensellik problemleri vardır.

Kunduz

Eski bir Amerikan karikatüründe meşhur Hoover Barajı’na bakarken gördüğümüz bir kunduz yanındaki tavşana gururla;

“Bunu ben inşa etmedim ama tasarımı benim fikrim!” der.

Etrafımızda nihai üründeki olağanüstü çabayı dikkate almadan tasarımını her şey zanneden kunduzlar var.

Hoover Barajı’nı inşa etmek 5 yıla ve bugünün parasıyla 650 milyon dolara mal oldu. İnşaatında yaklaşık 6000 kişi çalıştı ve 100’den fazlası hayatını kaybetti.

Tasarlayan aktif bir beyne sahip olmak güzeldir. Hayata geçirmek ise; fedakarlık, cesaret, irade, sabır ve çok, çok çalışmayı gerektirir.

Teyitçi

Artık arama motoru teyitçilerimiz var. Neredeyse her toplu taşıma veya diyalog ortamında bu görevi bir kişi üstleniyor.

“Dur hemen Google’a sorayım…”

Sor tabi ama bu üstüne toz konduramadığın kaynağa kutsal kitap muamelesi yapmadan önce; saha tecrübesine, yeni gelişmelerin varlığına, güncellemelere ve belki de kaynağın bu kez kusurlu olma ihtimaline minik bir şans ver.

Hayırlı haftalar.