Nasıl hatırlanacaksın?

Bir şehir efsanesine göre, güçlü bir sosyal yaşamımız olması durumunda hayatımız süresince yaklaşık 80bin kişiyi tanıyabiliriz.

York Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışma ise beynimizin ancak 10bin kişinin yüzünü ezberleyecek kapasitede olduğunu göstermiştir. Bu durumda geri kalan 70bin kişi anlık bir karşılaşma ve 10bin kişinin %99’u da ancak kısa bir sohbetin konusu olabilecektir.

Mamafih bu aritmetiğin odak noktası süre değil, etkidir.

Tankların karşısına elinde market poşeti ile dikilmiş Meçhul Asi’yi düşün: Bir dakikalık bir duruşla, yüz yıllık ders vermiştir.

Birileri bugün ve yarın seninle, markanla karşılaşacaktır.

Belki 1 dakika, belki birkaç saniye…

Nasıl hatırlancağın sürenin değil; cesaretin, etiğin ve cömertliğin konusu olacaktır.

Semantik

Dün akşam NTV’de şunu okudum: “Çakmak kibritten önce bulunudu…”

Bu ifadenin bizi hayrete düşürmesi beklenir. Çünkü kibrit çakmağa göre ilkel bir üründür.

Ancak bu bilgi bir semantik/anlam oyunudur. Bugün bildiğimiz şekliyle çakmak tabi ki, kibritten önce icat edilmemiştir. Eğer mevzu kıvılcımsa evet, çakmaklı tüfek 16. yüzyılda kullanılmıştır ama bu bizim bugün tanımladığımız çakmak değildir. Ve ilk kibrit 1826 yılında icat edilmiş olsa da başarısız, zehirli bir üründür. Güç bela 1910’larda kibrit standartlaşmış, bundan 7 yıl önce ise Avusturyalı bilim insanı Welsback bugün tanıdığımız şekliyle çakmağı icat etmiştir.

“Çakmak mı, kibrit mi?” sorusu bu iki ürünü nasıl tanımladığımız ile ilgilidir: Meşale bir kibrit ve evet, filinta bir çakmak sayılabilir.

Bu nedenle semantik çok önemlidir. Pazarlama için hayatidir. Tanımlama ise mutlaka özgün olmayı gerektirir.

Zippo’yu düşün, bizde nasıl bir anlam kargaşası yaratabilir?

İmkansızdır.

Çünkü Zippo ne çakmak, ne kibrittir: Zippo’dur.

Pazarlama budur.

Zihniyet meselesi

Okmeydanı (Cemil Taşcıoğlu) Hastanesi’nde neredeyse her blok ve katta gıda/su ve kahve otomatları var.

Hiçbirinde kredi/banka kartı geçerli değil.

Bazen mesele ayak uydurmak ile ilgili değildir: Küçük güncellemeler, adaptasyon/implementasyon problemleri Starbucks için bile bazı durumlarda olağan sayılabilir.

Buradaki mesele değişime direnişle ilgidir ve bu apaçık bir zihniyet meselesidir. Bu kavramı TDK sadece ‘anlayış’ olarak tanımlasa da zihniyet (Mentality), entelektüel aktivitenin konusudur.

Entelektüel aktivitenizin zenginliği; esneklik, uyum, anlayış, dikkat verme, objektivite ve empati gibi kavramların bolluğu ile ilintilidir.

Fakirliğin heybesinde ise sadece kuru bir direniş vardır.

İşin sırrı

Geçen hareketli ve çok iş yapan bir yerde Rumeli Kebabı yedik. Grub içinde herkes; mekanın bu kadar çok iş yapıyor olmasının sırrını ifşa etmeye çalıştı. Sırları neydi bilmiyorum ama apaçık olanlar şunlardı:

-Çalışkanlık, çok çalışkanlık

-Hızlılık

-Tazelik

-Düzen ve temizlik

-İncelik

-Güler yüz

-Empati

Sırlara fazla kafa yormanın lüzumu yok.

Bir Pazarlama meselesi

Banana for scale” yani “Ölçek için muz” Internet’te yaygın bir argodur.

Bu yöntem muzu ölçek alarak diğer nesnenin boyutunu anlamanıza yardımcı olur.

Çünkü ölçek önemlidir.

Pazarlaman için hayatidir.

“Güneş’in çapı Dünya’nınkinin 109 katıdır!” ifadesi bir demeç, “Güneş’in içine 1.3 Milyon adet Dünya sığar!” çıkışı ise bir slogandır.

İkisi de ölçek bildirir. Sadece ikincisi satar.

Çünkü Güneş’le Dünyamızı yan yana görmek ve Güneş’in içine Dünya doldurmak arasındaki fark ölçeklendirmenin değil, Pazarlamanın meselesidir.

Elon Musk bize Tesla Elektrikli TIR’ı tanıtırken 0’dan 100km’ye ulaşmada dizel araç ile farkın 40 saniye daha az olduğunu şu şekilde göstermişti: (İzlemek için YouTube bağlantısı…)

Tesla tam yük ile 20 saniyede 100’e ulaşırken, Dizel TIR bunu ancak 60 saniyede başaracaktı.

Sadece 60’tan 20’yi çıkarabilirsin.

Yeterlidir.

Ancak bu durumda kendine bir mali müşavirin yanında iş bulman daha faydalı olabilir.

Sağbeğeni üzerine

Öncelikle sağbeğeniye (TDK’ya göre: Güzeli çirkinden ayırt edebilme yetisinin en yükseği) sahip olmak hiçbir zaman genellenemez.

Sen birileri için zevkli, bazımız için zevksiz olabilirsin. Çünkü zevkler, tercihlerin çoğu gibi anlıktır. Tanımı ve içeriği mütemadiyen değişir. 80’lerin saç stili 90’larınki ile aynı olamaz.

Sağbeğeni yetisi bir tercih değil, yaratıcılık meselesidir. Steve Jobs sağbeğeni dehasıydı. Onun ürettiklerini tüketen bizler ise tercih sahipleriyiz.

Jackson Pollock, Frank Lloyd ve Chanel gibi grup liderleri hoşlandığımızın farkında olmadığımız deneyimleri, bizden çok önce seçip bizim için bir araya getirdiler.

Bunu sağbeğeni ile yaptılar.

Nadirdir.

İnanılmaz derecede önemli bir beceridir.

Kabileleşmek zorunda olan her Pazarlama girişimi için olmazsa olmazdır.

Kim terk edecek?

Her gün yazıyorum çünkü bu Blog benim için bir Almanak işlevi görüyor.

Geriye dönüp baktığınızda: “Bu tarihte bunu yazmışım, şöyle düşünmüşüm!” diyebilmek, o gün nasıl bir insan olduğunuzu hatırlamak önemli bir konsepttir. Her şeyden önce, bu bize değişimin sabit olduğunu hatırlatır.

Dün yazdıklarımın çoğunu bugün yazamayacağımı düşünüyorum. Çünkü aynı insan değilim. Dün bu Blog’u, yazdıklarıma katılmayarak terkedenlerin, o gün benden daha ileri görüşlü olduklarını söylemek hatalı olmaz. Ve bu Pazarlama söz konusu olduğunda bugün bize kimin katılacağından çok, bizi kimin terk edeceği sorusu ile ilintilidir.

Bazen ikincisine kafa yormak, genişleme ve büyüme kaygısı ile kendinizi yormaktan daha faydalı olabilir.

Bugün seni kim terk edecek?

Ve neden?

Bilgi güçtür

Güç kavramı komplekstir ve birçok formda gelir. Mesela silah gibi, bilgi de bir güç türüdür.

Bilgi ise ancak bir ağın parçası ve tarafsız bir sirkülasyona konu olduğunda anlamlıdır.

Bilginin katili izolasyondur.

Kendinizi bir fikrin, korkunun veya kehanetin içine izole ettiğinizde bilgiye erişiminiz kısıtlanır, yozlaşır.

Bu kısır bir döngüdür: İzolasyon daha az bilgi, takip eden gerçeklikten uzak kötü kararlarınız ise daha fazla izolasyon getirir.

Bilginin size erişimi, bilginin değil sizin probleminizdir.

Bilgi bir güçtür: Ancak özgür olduğunda.

Daha iyiye doğru

Kimse sizi geçmişte bugünden daha iyi olmadığınız için suçlayamaz.

Bugün dünden daha güvenli, daha hızlı veya daha sağlıklı olduğunu iddia eden her marka bu nedenle mazur görülür.

Çünkü gelişim bir süreçtir ve önemli olan daha iyisini kovalayan iradeye sahip olmaktır.

Daha iyiye giden yol bir seçimdir ve her seçim bir huya dönüşebilir.

Katılır mısın?

Amerika’da seçimlerde koşar, İngiltere’de durur, Türkiye’de katılırsınız.

Birincisi mücadele, ikincisi tavır ve üçüncüsü yükümlülüğü çağrıştırır.

Nasıl olduysa en anlamlı kavramı biz üretmişiz gibi duruyor…

Yükümlülük/mükellefiyet kavramı ise katkı ve bağış ile ilintilidir. Birçok çeşidi vardır. En önemlisini liderler tanımlar.

Lider, yükümlülük söz konusuysa: Rehber, kaşif ve yol göstericidir. Ajandayı belirler, belirsizlikler ile cebelleşir, karanlıklarda yer bulur, tanımsız problemler ile mücadele eder.

Koşmaz, durmaz. Katılır.

Var mı katılan?