Nihai filtre

Dünya görüşünün nihai filtre olduğunu düşünüyorum.

Bunu sadece inanç, deneyim ve kültür şekillendirmiyor.

Biraz simülasyonist gibi konuşacağım ama bizi biz yapan sihirli bileşimin içinde, bazen kendimizin bile farkında olmadığı baharatlar var. İnsan karmaşık ve zor bir yapıdır.

Bu nedenle demokrasi -her ne kadar tanıdığımız şekliyle yaşayamasak da- bizim için olası en doğru sistemdir.

Amerika’da bunu hissedersiniz. Buradan kat be kat daha güçlüdür.

Dünya görüşü, demokrasinin çalışmadığı toplumlarda nezaretten dışarıya bakmaya dönüşür.

Konuşamazsın, açıklayamazsın, dışlanırsın.

Demokrasinin çalışıp çalışmadığı konusunda dünya görüşü nihai filtredir.

Sosyal medya kontrolü

Artık sosyal medya algoritmalarının pasif izleyicileri değil, aktif katılımcıları ödüllendiren içerikleri öne çıkardığını görüyoruz.

İçeriğin etrafında ne inşa etmelisin sorusu, “İçerik dikkat çeker. Topluluk büyütür.” yaklaşımında anlam bulur.

Devamlılık, kalite, tutarlılık… Bunlar zaten tartışma konusu bile değil.

Aksi halde sosyal medya hesabını sil.

Zaman kaybı.

Ekonomik nakavt

Türkiye’de 2017’deki herhangi bir şeyin fiyatı bugün artık 15 kat daha pahalı.

15 katın ne kadar ezici bir matematik olduğunu anlaman için şunu hatırlatayım:

O gün 50.000₺’ye araba alıyorduk, bugün Miele kurutma makinesi 85.000₺.

Bu, 10 yıllık bir süre için o kadar sıra dışı bir durum ki, son yüzyılın en büyük ekonomik çöküşünde, Amerika’daki Büyük Buhran’da bile fiyatlar 15 kat artmadı veya düşmedi.

Bu enflasyon değil, sistemsel bir bozulma.

Bunlar yaşanmaya başladığında da aynı şeyi söylemiştim. Yine aynı şeyi tekrarlayayım: Bu döngü, Türkiye’nin siyasal kırılma yaşayacağı noktada ülkeyi nakavt edecektir.

Güçlü ortak

Yapay zekânın global ölçekte endişe uyandıran uzun vadeli projeksiyonu, genel itibarıyla bilinç (şuur) kavramına odaklanıyor. AI bilinç kazanır ve bu bilinç bize düşman olursa ne olur?

Bu, oldukça zor bir sorudur.

Çünkü burada bilinçten tehdide kadar birçok kavram bulanıktır. Yapay zekâ söz konusu değilken bile biz atom bombasını ürettik. Eğer AI yetkili olsaydı, bunu yapmamıza izin verir miydi? İkinci Dünya Savaşı’ndaki Nazi tehdidini nasıl yorumlardı? Bu ve benzeri binlerce soru oldukça komplekstir; yalın cevapları yoktur.

Bilim kurgu bir kenara bırakıldığında ise kısa ve orta vadede iş modellerine yönelik algılanan tehdidin çok yanlış okunduğunu düşünüyorum.

“AI işlerimizi elimizden alacak.”

AI’ın işini senden daha iyi yapabilme kabiliyeti olabilir; ancak işini elinden alacak yetkisi yoktur. Bu nedenle AI’ya bu noktada çok yetenekli ve güçlü bir ortak olarak bakmak gerekir. Onunla doğru iş birlikleri kurarsanız, tıpkı gerçek dünyadaki ortaklıklar gibi birlikte büyürsünüz. Onu kendinize rakip olarak konumlandırırsanız, evet, büyük ihtimalle kaybedersiniz.

Ve son not: Her ortaklığın başlaması için bir momentum vardır.

Onu kaçırmamak gerekir.

Saat çalışıyor… tik tak.

Yeni mi?

Abraham Lincoln’ün notlarında şöyle bir ifade yer alır: “Kitaplar, bir insana o özgün sandığı düşüncelerin aslında hiç de yeni olmadığını gösterir.”

Bu söz, yalnızca fikirlerin kırılganlığını değil; aynı zamanda “yeni”nin sandığımız kadar yeni olmadığını, çoğu zaman öyle sanıldığını ya da öyle gösterilmek istendiğini anlatır.

Yapay zekâ yeni; ama kavram olarak -işlerimizi hızlandırma, bize hizmet eden araçlar yaratma ve büyük sorulara cevap bulma arzusu- gerçekten yeni mi?

Hiç değil.

Etiket

Geçen gün IKEA’da çelik bir kap aldım.

Ürünün hem önünde hem arkasında birer etiket vardı. Arkadaki, üretim aşamasında yapıştırılmış; kolay sökülebilen, iz bırakmayan bir etiketti. Öndeki ise bizim gümrük mevzuatı çerçevesinde eklenmişti.

Öndeki etiketin üzerinde şu yazı vardı: “Gıdayla temasa uygundur.”

Etiketi elimle çıkaramadım.

Makinede yıkadık, telle ovaladık; yine de yapışkanının izi kaldı.

İroni: Gıdayla temasa uygun etiketi, ürünü gıdayla temasa uygun olmayan bir hale getirdi.

Bu bir pazarlama problemidir: Gümrükten IKEA Türkiye’ye kadar, sürecin her kademesinde.

Biz bu işleri kotaramıyoruz.

Öğrenmeyi seçmek

Öğrenmeyi seçmemiz lazım.

“Aynı hatayı nasıl yaparsın, anlamakta zorlanıyorum!” ifadesi, anlamaya hiç çalışmayan bir refleksin ürünüdür. Şöyle ki:

Bir insan aynı hatayı ancak yaptığı hatadan öğrenmeyi seçmediği için tekrar eder. Ve diğer her şeyde olduğu gibi -araba kullanmaktan yemek yapmaya kadar- öğrenmek tercih edilmeli, seçilmelidir.

Ve evet, bunu yapmak -yani öğrenmeyi seçmek- de öğretilmelidir.

Günah keçisi

Böyle olaylar olduğunda ABD’de insanlar silahlanma yasalarını suçlar.

Biz kimi suçlayacağız?

Bizim günah keçimiz ne olacak?

Çünkü nihayetinde hepimiz biliyoruz ki sorunun kökenine inemeyeceğiz.

Benim bir tahminim var: aileyi suçlayacaklar.

Cüret

Bugün size cüreti konuşmak istiyorum.

Önce Aristoteles’in sözünü araklayarak şöyle formüle edeyim:

Cüret, terbiye edilmiş bir küstahlıktır.

Cüretle ilgili en kritik nokta, tabii ki yapılabilirlik değildir. Herkes, kafasına koyarsa her şeyi yapabilir.

Mesele, cüret eden, sınır aşan kişinin karşısındaki insanı zihninde nasıl bir yere koyduğudur.

Bu, karakter sahibi hiç kimsenin içinde olmak istemeyeceği bir alandır: Hiç sayılmak.

Cüret, kirli bir bombadır.

Bir kez atarsan, artık geri dönüşü yoktur.

Forsmajör

Elimizden gelen her şeyi yapıp yine de başarısız olabiliriz.

Teslim edemeyebiliriz. Sözümüzü tutamayabiliriz.

Forsmajör, yani zorlayıcı neden, gerçek ve geçerlidir.

Ancak atlama; elinden gelenin en iyisini yapmanı engelleyecek hiçbir zorlayıcı sebep yoktur.

Ve insanlar bunu anlar.