Kasvetli Kasım

Sevdiğin birinin ölümünü anmada aceleci davranmak absürttür; normal değildir. 10 Kasım etrafında örgülenen tüm pazarlama kampanyaları, kampanya ve sezon yoksunu bu kültür içinde Atatürk’e yamanır.

Biz ülkece Atatürk’ü resmî olarak yılda en az dört kere, resmî olmayan yollarla ise birçok kez coşkuyla anıyoruz.

10 Kasım’ı daha vakur ve vaktinde ele almalı; bu vefatı bir Super Bowl kampanya yarışına dönüştürmekten vazgeçmeliyiz.

Saygı ve minnetle.

Daha doğru

Ebeveynliğin geliştirdiği en önemli konsept, ne olursa olsun doğru olanı yapma refleksidir. Çünkü çocuğun direnç gösterdiği neredeyse her şey, irrasyonel beklentiler üzerine inşa edilmiştir.

Kavga, isyan, kaçış ya da dikkat dağıtma dâhil her kontra tutum sizi yıldırmadan doğru olanı yapmanız gerekir.

Ebeveynlik, doğru insanları daha da doğru insanlar hâline dönüştürür. Çok net.

Hayırlı haftalar.

Tarihe bak

Tarihe sık sık bakmamız lazım. Bu sadece toplumsal değil, kendi geçmişimiz için de geçerlidir. Tarih bize değişmemiş birçok şey ile değişmiş birçok şey arasında inovasyon ve daha iyi anlama kabiliyetimizin durduğunu gösterir.

Dünden bugüne, bazımızın kafası hala çok karışık.

Ama atlama, aksi durumda kafamız hiç derli toplu olmaz, boş olur.

Duygusal anlama

İnsanlar, anlamadıkları şeyi satın almazlar. Ancak birçok girişimcinin gözden kaçırdığı nokta, anlamanın yalnızca rasyonel girdilerle gerçekleşmediğidir. Duygusal bir anlama da vardır.

Dyson veya Red Bull satın alan birinin üründen anladığı şey, duygularının karşılık bulduğu, yani tamamlandığı bir denklemden ibarettir.

Dyson yalnızca bir elektrik süpürgesidir ve Red Bull tadı çok kötü ve sağlıksız bir içecektir. Her ikisinin de hem fayda hem de fiyat açısından daha avantajlı muadilleri vardır.

Ancak, ürettikleri ve sattıkları duygu noktasında benzersizdirler.

Duygusal anlama ile iletişim kurman şarttır.

Göz ardı etme

İster inan ister inanma; pazarlama sana milyonlarca, hatta belki milyarlarca dolarlık fikirler verebilir.

Bunların birçoğu uzun vadede kendini gösterir. Mesela, eğer İstanbul’daki metrolar -kendi tarzımızla- Londra’daki metro hatlarının durak mimarileri, işaret tabelaları, harita tasarımları ve diğer tüm logo detaylarında olduğu gibi hassasiyetle tasarlansaydı, sana iddia ediyorum ki metro kullanımı 10 kat artardı.

Ama “Metro sadece fonksiyonel bir araçtır” diye düşünen düşük zekalı bürokratlarımız , duygusal ve deneyimsel etkiyi görmezden geliyorlar. Aynı hataya kendi sektörlerinde sanayicimiz ve girişimcilerimiz de düşüyorlar.

Pazarlamayı asla göz ardı etmeyin. Kaybedersiniz.

New York'un Zohranı

New York, ilk Müslüman ve solcu belediye başkanını seçti. Zohran, ABD’de diğer her şey gibi, göründüğünden çok daha azı; görünmediğindense çok daha fazlasıdır.

“Bunlar ilginç zamanlar…” yorumu statüko sarsıldığında beliren bir mızmızlanmadır.

Sence Muhammed Ali’nin Müslüman olduğu, Martin Luther King Jr.’ın öldürüldüğü 1960’lar sıradan zamanlar mıydı?

Listeyi ve konuyu uzatmaya gerek yok…

Ancak bu günlerin teması kesinlikle “ilginçlik” değil, akıl tutulmasıdır.

Geçmiş olsun, NYC.

Tesadüfün işi

Bugün bir dostuma, genel olarak Dick Cheney’den (ABD’yi Irak’a sokan, Bush’un yardımcı başkanı) ve nasıl 2012’de kalp nakli geçirdiğinden, 80 yaşın üstünde hâlâ yaşamaya devam ettiğinden bahsettim.

Akşamüstü öğrendim ki, dün ölmüş.

Cheney, benim sık sık gündemimde olan ya da üzerine konuştuğum biri değil. Ama tesadüf dediğimiz şey tam da böyle çalışır. Üstelik tesadüfü ispatlamak da çok kolaydır:

Tıpkı Cheney gibi bugün birçok başka konuda da nadiren kullandığım veya güncel referanslarım oldu.

Hiçbirine bir şey olmadı. Dün de öyle.

Tesadüften büyülü hikâyeler üretmek bizim işimizdir.

Tesadüfün değil.

Anlaşma bu

Midnight Special iyi bir filmdi. Bazı filmler, belki genel beklentinin bize öğrettiği şekliyle ilerleyip sonuçlanmaz ama öykü kalanı kotarır.

Baba-oğul arasında geçen şöyle sağlam bir diyalogu vardır:

Alton: Baba?

Roy: Evet?

Alton: Korkuyor musun?

Roy: Evet.

Alton: Benim için endişelenmene gerek yok.

Roy: Senin için endişelenmeyi seviyorum.

Alton: Artık endişelenmene gerek yok.

Roy: Ben her zaman senin için endişeleneceğim, Alton. Anlaşmamız böyle.

“Senin için endişelenmeyi seviyorum.” - sizce de bu süper bir jest değil mi?

Pazarlamadan beklenen de tam olarak budur. Hep endişelenmelidir.

İsim problemi

Eğer bir şeye isim bulmak için gerekenden fazla zaman harcıyorsan, sorun hikayendedir.

Bu, ortada makalen ve konusu olmadan başlık bulmaya benzer.

Hikayeyi isme değil, ismi hikayeye benzetiriz.

Pazarlama hikayeyle başlar.

Cadılar arası

Her ne kadar kökeni pagan inançlarına ve daha sonra Hristiyan uyarlamalarına dayansa da Halloween, bizdeki adıyla Cadılar Bayramı, seküler bir etkinliktir.

ABD’de bu yıl yaklaşık 13 milyar dolarlık bir harcama rallisinin konusu olması bekleniyor. Bu rakam geçen yıl Birleşik Krallık’ta yaklaşık 1 milyar dolar, Hollanda’da ise belki yarısı kadardı. Yunanistan ve bizde ise hatırı sayılır bir rakamdan söz etmek anlamlı olmaz.

Bu, Pazarlama açısından büyük bir kayıptır.

Özellikle kentsel bölgelerdeki gençlerin sektörlere en az 200–300 milyon dolarlık bir katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.