Uzun vade

Dubai’de devasa bir kitapçıdayız.

İçeriğin %90’ı İngilizce.

Aksesuar ve eğlence bölümünün ise tamamı Amerikan.

20 yılda şehir inşa edebilirsiniz.

Entelektüel birikim: Yüzyıllarınızı alır.

Kültür: Belki bin yıl.

Uzun vadede neye odaklandığınız önemlidir.

Fuar meselesi

Ticari fuar önemli bir çıkış noktasıdır. Sergi veya teşhirden ziyade, insanları bir araya getirmek güçlü bir konsepttir. Fuarlar bunu yapar.

Ancak bir araya gelmek her zaman birbirini anlamak ve işbirliği demek değildir. Meşhur bir Arap atasözü şunu der: “Araplar ayrı kalma konusunda uzlaşmak için bir araya gelirler.”

Bir araya getirmek bir adım, bir arada tutmak yüz adım efor gerektirir.

Etkileşim biçimi

Bir Apple bilgisayarda harici diskinizi, ilgili simgeyi çöp kutusuna sürükleyerek çıkartabilirsiniz.

Basit bir jesttir ama zariftir. Bunun gibi birçok güzel hareket Apple’ın geleneği haline dönüşmüştür.

Apple’ın, Mac’i Windows hegemonyasından kurtarma girişimi ise Genius ile başlamış ve Apple insanlık dışı bir etkileşimi insanileştirmek için gereken zamanı harcamıştır.

Özellikle bugün, kendine sorman gereken sorular şunlardır:

Müşterim ile etkileşim biçimim yeterince insani mi?

Buna gerektiği kadar zaman ayırıyor muyum?

Aksi durumda başka seçenekleri yokmuş gibi davranabilirsin: Ama unutma, uzun vadede müşterilerin her zaman başka seçeneği vardır.

Değişime öncülük et

Tesla “Semi-Truck” elektrikli TIR’ı piyasaya sürdü…

Elon “Elektrikli TIR” fikriyle ortaya çıktığında Amerika’daki kamyoncu sendikaları “Tedarik zincirinin çökeceğini” iddia etmişlerdi.

İstanbul’da kapalı alanlarda sigara yasağı konuşulmaya başladığında otel ve restoran işletmecileri “Sektörün sonu olur!” demişlerdi.

Ve Belediye Başkanı Salih Gün, Tavşancıl’da tüm zorlamalara rağmen bilimsel deprem raporunu uygulayıp, 2 kat üzeri evlere ruhsat vermediğinde…

Ve 1985 yılında Karayolları Trafik Kanunu emniyet kemeri takma mecburiyeti getirdiğinde…

Ve İbrahim Müteferrika 1729 yılında kitap basmaya teşebbüs ettiğinde…

Değişim her zaman işe yaramaz ama statükonun tiranlaştırdığı kesindir. Ve tiran, sadece gelişim/iyileşme azmini yok etmez: Gerilemeyi de garanti altına alır.

Bu hafta değişime öncülük et ya da değişimin bir parçası ol.

Korkma.

Hâlâ

“Bu yaşa gelmiş hâlâ spor yapıyor…”

Bu ve benzeri ifadelerdeki ‘hâlâ’ bazen hayretle, bazen de anlam verememekle söylenir.

Çoğu kişi için bu tutarlılık anlamsızdır çünkü dışarıdan bakıldığında sebat sıkıcıdır.

Ancak sebat, bir işi sonuna kadar götürme azminden ziyade; aynı hedefin sürece dönüşmesi ile ilgilidir.

Aynı hedefi defalarca yoklamak…

Bugün koşarak, yarın yürüyerek.

Dün herkesten hızlı, bugün belki kıvranarak.

Ama hâlâ.

Bir “Hâlâ”n olsun.

Liderlik seçimdir

Dün akşam saatlerinde ani sağanak etkili oldu. Uyarı yapıldı mı bilmiyorum ama çöp toplayan görevlilerin habersiz oldukları açıktı. Yaptıkları iş zor: Bunu ıslanarak yapmak daha zor.

Liderlik bir seçimdir. Yönetmeyi seçtiğinde ihtimalleri didik didik etmen gerekir. Çünkü liderin en önemli işi doğru tahminler yapmaktır. Tabi, bu her zaman mümkün olmayabilir. Bu durumda belirsizliklere karşı ihtiyat inşa edilir:

Mesela, her çöp arabasında yedek bir yağmurluk günü kurtarabilir.

Bu arkadaşların işleri başlarından aşkın.

Senin de işini yapamazlar.

Yönet ya da kamyonun arkasına geç.

Değer ve maliyet

ABD’de son 100 yıl içinde araba fiyatlarında yaşanmış toplam enflasyonun 2 katını biz 8 yılda deneyimledik. 2014’te ~35.000₺’ye satın aldığınız araç bugün ~550.000₺.

Pazarlama fiyat meselesine şu soruyla bakar: “Değeri mi artırıyoruz yoksa maliyetleri mi düşürüyoruz?”

Bizim durumumuzda bu soru anlamını yitiriyor. Çünkü %1500’lük farkı pazarlama veya matematikle izah edemezsiniz. Görmezden gelirsiniz.

Yarış ya zirveye ya da dibe doğru.

İkisi de kıyasıya.

İkisi de bir seçim.

Kopyanın kaderi

“İnsanlar bunu beğenir mi?” ürkek duraksamasıdır.

Çünkü eğer uygulaman, fikrin veya yaptığın iş yeniyse bu sorunun cevabını bilemezsin.

Öğrenmek istiyorsan: Çekinme ve yayımla.

Eğer işin uyarlama veya kopyaysa sorun yanlış.

Asıl soru “Yakalanır mıyım?” dır.

Büyük ihtimalle*.

*Sahte para olabilir ama “Sahte Doktor” olmaz. Garip bir dünyada yaşıyoruz.

Kendini bil

Bu sabah bir “Maksimalist mi, minimalist mi?” tartışmasına tanık oldum.

“Çok çoktur” diyen maksimalistlere karşı “Az çoktur” diyen minimalistler…

Maksimizasyonun bir tanımı şu olabilir: Yüksek strese karşı kısa vadeli performans. Tıpkı F1 araç lastikleri gibi. Kapitalizm bunu sever: Tükenirse de kimin umrunda! Üretim varsa parça değişir.

Minimalist ise ‘esas’ olan dışında geri kalana düşmandır. Minimalist bir yazar zarflardan kaçınır: Bağlam anlamı dikte etmelidir, artık sen ne anlarsan. Ancak az her zaman çok değildir. Çünkü esas görecelidir.

Alternatif optimizasyondadır.

Latin öğretiye göre optimum: En iyiyi en az kötülük pahasına başardığın “Mümkün dünyaların en iyisi”dir. Bu ise ancak yakından tanımakla mümkün olur. İyi tanımadığınız hiçbir işi optimize edemezsiniz.

Maksimal ve minimalin aksine optimum, kalıp veya hazır bir tercih değildir.

Kendini bilir.

Nosce te ipsum.

Görüntü

CTE* nörodejeneratif bir hastalıktır. Hafıza kaybı, tehlikeli davranış bozuklukları ve intihara neden olabilir. Bir çalışma ABD’de yetişkinlerin %6’sının bu hastalıktan muzdarip olduğunu ortaya koymuştur.

CTE’nin tanısı veya tedavisi yoktur.

CTE ancak otopsimiz yapılırsa maruz kaldığımızı öğrenebileceğimiz bir hastalıktır.

CTE hayatımızda göründüğü gibi olmayan birçok şey için harika bir temsildir.

Ve evet, hayatta birçok şey göründüğü, zannedildiği veya tahmin edildiği gibi değildir.

Kafanın içindekiler gerçek, buna hiç şüphe yok. Ama bu, geri kalanımızın neyle mücadele ettiğini bildiğin anlamına gelmiyor.

Zannettiğinden daha azını görüyor ve ondan çok daha azını biliyorsun.

Ara ver. Düşün.

*Chronic traumatic encephalopathy.