Amatör pazarlama

Kararlarımız ve seçimlerimizin çoğu, aslında tüm rast gelişlere tepkilerimiz duygusaldır.

Ve duygular ekseriyetle görecelidir.

iPhone veya Luppo fark etmez, bu takasın seni nasıl hissettirdiği satın almada belirleyici faktördür.

Hararetli ve günden güne gelişen bir tartışma olarak: “Qatar FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmalı mıdır?” sorusu pazarlama için kritiktir.

Çünkü olgular bir tarafa, bu soruya ilk bakışta verdiğin cevaplar yine duygusaldır.

Öncelikle, bir Dünya Kupası ile sokak arasında oynanan tek kale futbol maçının duygu ve heyecanı onu yaşayanlar için aynı seviyededir.

İki taraf da güvenli ve konforlu hissettikleri çevrenin etkisiyle yoğun duygusal iletişimdedir.

Qatar, bu duygu değişiminin yapılacağı mekanı kendi elementleri ile dönüştürerek tepki topladı. Burada karşı durduğun/durduğumuz duyguların çevirisi: Nostalji, özgürlük, vefa, öfke, acıma veya haset olabilir.

Hangisinin daha baskın olduğu önemli değildir.

Önemli olan, pazarlama için, Qatar’ın bu duygulara önem veremeyecek düzeyde amatör olmasıdır.

Çünkü ancak profesyoneller duygusal tarafsızlık geliştirebilir.

Qatar amatördür.

Soruyu tekrar soralım: “Amatörler FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmalı mıdır?”

Muhtemelen hayır.

Duygu kıyaslanabilir olmasa da bu etkinliği milyonlar paylaşır: Sadece bir mahallenin tek kale maçı değildir.

Hazırlanan kaza

“Otoyolda egzoza bulanmış açık simit satamazsın. Bu fakirlik seviyesini atlattık.”

Geçerli bir gözlemdir. Ve bir seviye değerlendirmesidir. Buna katılmayanların olduğu açıktır çünkü otoyolda hala simit satılır. Bu ve benzeri seviye kontrolleri ise regülatörün/devletin problemidir.

Tıpkı trafiği daha da çirkinleştirmiş Martı’lar gibi. Tıpkı mafya tarafından yönetilen taksiler gibi. Tıpkı Aleyna’yı kaldırımda yürürken arabasıyla ezip komaya sokan caniyi; 14 yıl önce aynı suçtan serbest bırakma meselesi gibi.

Kaza hayatımızın önemli bir parçasıdır. Umulmayan olayların içinde müşterek bir yaşam mücadelesi verdiğimiz de vakadır.

Ancak otoyolda satılan simit, Martı, taksi ve bu katil herif: Beklenmeyen değil, hazırlanan kazalardır.

Yazıklar olsun.

Karşılık

ABD’li Dışişleri Bakanı Henry Seward, Alaska’yı Rusya İmparatorluğu’ndan 7.2 milyon $ karşılığında satın almıştır.

Yani metrekaresi: 0.0000041 $ karşılığında.

Bugün Rusya için Alaska’nın metrekare değeri nedir?

ABD için karşılığının ne olduğu açık:

ABD’nin satın aldığı bu arazinin yeniden satış değeri; genel memnuniyeti karşısında bir anlam ifade etmemektedir. Bu nedenle Bitcoin’e yatırım yapmakla ev almak arasında büyük bir fark vardır.

Kusursuz Pazarlama

Bir kitabı yazım kurallarında hatasız olması harika yapmaz.

Kalitenin birçok katmanı vardır.

Örümcek Adam bileklerinden ipek püskürtürken; konseptin ne kadar kusurlu olduğuna değil, aksiyona ve öyküye odaklanırız.

“Kusursuz Pazarlama” birçok şeydir: Kusursuz değildir.

Daha fazlası

“Bir arabadan daha fazlası…”

Yani… Aynı zamanda kayak takımı mı?

Bazen sadece dikkat çekmek için konuşuruz. Küçük bir çocuğu ele al; dikkatini çekmek için yaptığı şeye kayıtsız kaldığında, çığlıklar ve farklı uçlar devreye girer.

Bazen tıpkı bir çocuk gibi sınıra ulaştığımızın tescil edilmesini bekleriz:

**“Evet, bu kadar yeter!”**i duymak isteriz.

Evet, bir araba için bize bu kadarı yeter.

Teşekkürler.

Dünya görüşü 2/2

Neden Tesla geleneksel yollar ile pazarlama yapmaz?

İstanbul’un yolları neden kaldırımsızdır?

Neden bazı kişiler özenle yaptıkları dövmelerini sildirir?

iPhone 13’ten 14’e geçmek için ortaya koyduğun aciliyetin sebebi nedir?

Lezzetli bir Türk kahvesinin bedeli ne kadardır?

Neden basketbol bir Amerikan icadıdır?

Birileri neden bomba ile masumları öldürür?

Sence doktorlar mı yoksa “Üfledim düzeldi”ciler mi daha çok insan iyileştirir?

Son ne zaman burç yorumlarına veya rüya tabirlerine baktın?

Bu birbirinden bağımsız duran soruların birçok karşılığı olabilir. Ancak tüm olgu ve istatistikler bir tarafa hepsinin tek geçerli cevabı vardır: Dünya görüşü.

Çoğu pazarlama yapmaya çalışan kişinin veya şirketin atladığı en önemli nokta budur.

Kitleni harekete geçirip yön veren: İnandığı ve bağlı olduğu perspektiftir.

Bunu anlar ve bu bağlamda ihtiyaç duyduğu öyküyü işlersen devamı gelir.

Dünya görüşü 1/2

Norveç’i kalkındıran ve bugün Dünya’nın en ferah ülkesi haline getiren sıçrama tahtası: Petroldür. Bugün itibariyle Norveç’in toplam petrol rezervi 8 milyar varildir. Libya’nınki 48 milyar varil. Norveç’in kişi başı milli geliri 89.000$. Libya’nınki: 5.600$.

Bizde şunu çok duyarsın (Bugün duydum): “Abi bizde o kadar para olacak…”

Bu bir ihtimal güzellemesidir ve çoğunlukla sonuçları hüsrandır: Sizde o kadar para olsa, büyük olasılıkla olanı da batırırsınız.

Çünkü mesele hiçbir zaman para/kaynak değildir.

Dünya görüşüdür.

Üretkenlik

Bazı sistemler sizi meşgul tutmak için tasarlanmıştır. Bazı durumlarda ise sistem arızalı olduğu için meşguliyet hakimdir. İyi sistemler ise meşgul değil, üretken birimler/çalışanlar ortaya çıkarır.

İkisi arasında ciddi farklar vardır.

Meşgulün aksine üretkenlik imkanın sınırlarını belirler, katkı sağlar, geliştirir ve sonuçları ölçülebilirdir.

Meşgul ekseriyetle bir tercih değil bir dayatmadır.

Üretken olmak ise öğrenilir/öğretilir.

Popüler yollar

Jobs’un Adobe Flash’i Web’ten kazımasından bugüne 10 yıl geçti. 2 yıl önce Flash tamamen Web’ten çekildi. Daha Apple Store ortalarda yokken Flash’ın eksikliğinden yakınıp Jobs’u suçlamış çoğu iPhone kullanıcısı dünü hatırlamaz. Ancak zamanında hiç popüler ve elverişli olmayan fikrinde direten Jobs haklı çıktı.

Popüler yollar, alışkanlıklar, herkesin yaptığı gibiler bitmez.

Eğer başını çektiğin değişim doğru, etkin ve faydalıysa inatçı ol:

Çünkü biz zannettiğinden çok daha kolay unutup hızlı adapte oluruz.

Re: "Zamanın var mı?"

Bu aralar zamanım dar. Hepimize olur. Bu yazıyı hatırlatmak istedim:

“Zamanın var mı?” zor ve hileli bir sorudur.

Dünyamız 4.5 milyar yıl yaşında. Ortalama insan ömrünün bu yaşa oranı Dünya’nın Mars’a olan uzaklığına karşılık attığımız toplam 5 adım kadardır.

Zamanın çok eski ve sonsuz olduğu bu mahallede bize tanınmış zaman hiç denecek kadar az.

İşin hileli tarafı ise şu: Zamanı biriktiremezsiniz. Onu harcamayı da reddedemezsiniz.

O yüzden cevabım: Hayır, zamanım yok.