Çoğu zaman iş değil, işler kontrolden çıkar. Felaketin tanımı budur.
Mesela, 6 Şubat depremleri bu tarife uyan bir felaketler zinciridir. Depremin olasılığını yıllar öncesinden biliyorduk: Bize “Asrın felaketi”ni yaşatan depremin doğası değil, yüzyılın ihmaller zinciridir.
Bir problem çözülür. Birkaç problemin varlığı ise ayrıca bir ‘problem’ tanımıdır.
Kalitenin bir çok tanımı vardır (Lüks, mükemmellik, dayanıklılık vd.).
Ama ‘kalite’ diğer tanımlamalar ve fiyatın aksine en çok ‘yarın’ ile ilgilidir. Kaliteyi yarın yaşanacaklar tanımlar. Bu bildiğiniz geleneksel kalite anlayışının mutlak olmadığını hatırlamanızı gerektirir.
Mesela Kodak’ı ele alalım. Bu dev en iyi film kalitesine odaklanıp, insanların cüce fiyatlara milyarlarca fotoğraf çekme arzusunu dikkate almadığı için battı.
Bu koşulda kalite ona servet harcamış Kodak’ı yarı yolda bıraktı.
Kalite yani niteliği çoğunlukla insanların sizden ne istediği belirler.
Ve hoşunuza gitmese de insanların gözü yarındadır.
Birçok bilinmezin ve kompleks etkileşim biçimlerinin hüküm sürdüğü bir Dünya’da yaşadığımız vaka. Kimse 2020’deki pandemi krizine hazır değildi. Ama üstesinden geldik.
Birlikte.
Birlik bir üslup benzerliğidir. Ve ancak güzel sistemler güzel birlikler oluşturabilir.
Hayatı kolaylaştıran sistemler inşa etmek bilinmezi ve karmaşık olanı optimize etmenin en güzel yoludur.
Tasarım çok güçlü bir araçtır ve Pazarlama için hayatidir.
Çünkü tasarımın amacı pazarlamanın yapmak istedikleri ile çok ilintilidir: İyi tasarım, kullanıcının uzun vadeli ihtiyaçlarını ve arzularını dikkate alır.
Mesela, iyi tasarım NTV ve diğer benzer websiteleri gibi amaçsız bir tıklamalar silsilesi inşa etmez. Bunun yerine vaat edilen ile etkileşime geçirir ve karar verdirir. İyi tasarlanmış bir kapak kitap sattırır. Ancak kandırmaz. İyi tasarım kullanıcının daha sonra pişman olacağı bir eylem için onu teşvik etmez. İyi tasarım, iyi etik demektir.
Bu hafta Londra’dayım. Bu şehir birçok yönüyle yüzyıllardır iyi bir tasarım ve iyi bir etiğe ev sahipliği yapıyor ve öncülük ediyor.
Bugün yer altından gözlemlerim şöyle:
Edward Johnson’un Londra metrosu logosu ve Harry Beck’in metro haritası illüstrasyonu bir kültürel şok dalgası gibi Dünya’nın birçok yerini etkisi altına almıştır. Çok konuşulmuş ve uyarlanmıştır. Bu yayılma ve kalıcılık iyi tasarımın nasıl limitsiz ve bitmeyen bir pazarlamayı teşvik ettiğini gösteren harika bir örnektir.
İyi tasarım ve iyi pazarlama boşlukları doldurma yarışı değildir. İkisi de şu sorunun cevabını kovalar: “Kullanıcının ne yapmasını istiyorsunuz?”