Ölçek problemi

Nihayet Pazarlama konusunda büyük düşünmeye başladık. Ancak yanlış yerden.

Farkına vardınız mı bilmiyorum, Godzilla tabelaların istilası altındayız. Tabeladaki bir harf dükkânın kapısından daha büyük. Ve istisna yok: Yeni inşası bitmiş bir sitenin tabelası ile kokoreç satan esnafınki aynı devlikte.

Urbanizm, mimari, estetik ve insanı ön planda tutan tüm diğer disiplinlerden nasibimizi almadığımız vaka. Biliyorsun, bunu çok eleştirdim. Ancak bu aşamada artık şunu öğreniyorum: Ölçek de bilmiyoruz.

Ön yargıyı etkisizleştir

Genellikle farz ederiz. Ve genellikle yanılırız.

Geri zekalı olarak etiketlediğimiz makul, başarısız zannettiklerimiz ise hayli yol almıştır.

Varsayımı ön yargı üretiyorsa tehlikelidir. Çünkü hatalı yargı sadece fırsatları kaçırmamıza değil, geri dönülmez hatalar yapmamıza neden olabilir.

Güzel sistemler ön yargıyı etkisizleştirir. Ve güzel sistemler ancak doğru insanlar tarafından yönetilebilir. Doğru insanları tayin etmek için büyük organizasyonların önünde yalnızca iki filtre vardır:

1- Liyakat; yeterlilik sadece popüler bir kelime değildir. Olmazsa olmazdır.

2- Önemseme; asla kıt gelmez. Birinde varsa bil ki, boldur. Yoksa yoktur.

Yetersizlik

“Şeriti paylaş” çözüm öneren bir önerme değildir. Yetersiz hazırlık nedeniyle ortada duran bir problemin ilanıdır. Ve evet, sorumluluğu üzerinden atan bir uyarı biçimidir.

“Bu şerit bisikletler içindir” önermesi ise ön hazırlık, planlama ve doğru bir strateji gerektirir.

Üstüne düşeni yapmak “Sen başının çaresine bak!” demekten çok farklı bir motivasyondur.

Yol ver

Yaptığın işi iyi bilmekle müşterinin ne istediğini anlamak arasında ciddi fark vardır.

Birincisini ikincisiyle karıştırmak ne senin ne de bizim işimize yarar.

Biz senin ne yaptığını iyi bilmiyor olabiliriz ama ekseriyetle ne istediğimizi iyi biliyoruz.

Bizim seni değil, senin bizi anlaman için çaba göstermen gerekir.

Varsa tarif et, yoksa yol ver.

Oyalamak...

Klasik müziği telefon bankacılığı sırasında beklerken deneyimlemek ondan haz etmek için iyi bir başlangıç noktası olamaz.

İçinde bulunduğumuz koşullar önerilene nasıl tepki vereceğimiz hususunda belirleyicidir.

Ve oyalamak, bir şeyler satmak için asla doğru bir strateji değildir.

Çok pratik

Sık sormamız gereken önemli sorulardan biri:

“Ne kadar pratik ediyorum?”

İyi baklava yapmanın mümkün olduğunu biliyoruz. Yine de kötü yapanlar çoğunlukta. Çünkü çok pratik yaygın bir davranış biçimi değildir.

Başla!

İş modeli, iş planı, iş tuvali, ağ, kaynak, kimlik, satış, pazarlama…

Hiçbiri başlamadan işe yaramaz.

Başlamaya ne kadar zaman harcıyorsun?

Ne kadar sık başlıyorsun?

Başlamak, her şeyden daha önemli bir pratiktir.

Bu akşam başla.

Şimdi.

İsmail Cem ile kısa söyleşi

Bugün Starbucks’ta çok pozitif, umut dolu genç İsmail Cem ile tanıştım.

-Ben: O İsmail Cem ile bir bağlantın var mı?

-İsmail: Yok, ama tesadüf kılıfına uymuş.

-Ben: Nasıl yani?

-İsmail: Bizim aile ful sol cenah.

-Ben: Hmm. Onun kadar başarılı olman dileğiyle…

-İsmail: İnşallah.

-Ben: O kadar da sol cenah değil ama (Gülüyor…).

-İsmail: Türkiye’nin komplikasyonları.

İsmail ekonomik sorunları nedeniyle Üniversite okuyamamış.

Ne denir ki, bahtı açık olsun.

İşler...

Çoğu zaman iş değil, işler kontrolden çıkar. Felaketin tanımı budur.

Mesela, 6 Şubat depremleri bu tarife uyan bir felaketler zinciridir. Depremin olasılığını yıllar öncesinden biliyorduk: Bize “Asrın felaketi”ni yaşatan depremin doğası değil, yüzyılın ihmaller zinciridir.

Bir problem çözülür. Birkaç problemin varlığı ise ayrıca bir ‘problem’ tanımıdır.

Kroniktir.

Kültüreldir.

Çoğuldur.

Kalitenin tanımı

Kalitenin bir çok tanımı vardır (Lüks, mükemmellik, dayanıklılık vd.).

Ama ‘kalite’ diğer tanımlamalar ve fiyatın aksine en çok ‘yarın’ ile ilgilidir. Kaliteyi yarın yaşanacaklar tanımlar. Bu bildiğiniz geleneksel kalite anlayışının mutlak olmadığını hatırlamanızı gerektirir.

Mesela Kodak’ı ele alalım. Bu dev en iyi film kalitesine odaklanıp, insanların cüce fiyatlara milyarlarca fotoğraf çekme arzusunu dikkate almadığı için battı.

Bu koşulda kalite ona servet harcamış Kodak’ı yarı yolda bıraktı.

Kalite yani niteliği çoğunlukla insanların sizden ne istediği belirler.

Ve hoşunuza gitmese de insanların gözü yarındadır.