Pervasız kararlılık

Pazarlama yaparken ikileme, tereddütte ve kafa karışıklığına yer yoktur. Yürümeyi planladığın yolda tedirginlik ancak bir sanatkârın pervasızlığına eşlik edebilir.

Asan mucize olup deniz yarar mı? Bilemem.

Ama öykü inşa etmek için yola çıktıysan beklentin daha azı olmamalıdır.

Pazarlama kararlılıktır.

Pervasız bir kararlılık.

Tüm diğer efsane öykülerde olduğu gibi…

Öyle değil mi? Ne dersin?

Vizyoner

Hayallerimiz ve beklentilerimiz her zaman teknolojiden önde, o ulaştığında ise kavrayışımız daima birkaç adım geride kalmıştır.

Görüntülü iletişimi, uçmayı ve uzay bilimlerini onlar bize ulaşmadan çok önce hayal ettik. Romanlar yazdık. Filmler çektik. Bekledik.

Dün elektrik ve Internet geldiğinde ve bugün Yapay Zeka’daki gelişmelerde olduğu gibi, kavrama ve anlama noktasında ise hep geride kalıyoruz.

Velhasıl; hayal etmek başka, uygulamak ve değişime uyum sağlamak bambaşka meselelerdir.

İkisi bir araya geldiğinde ‘vizyoner’ vuku bulur.

İlgi

Pazarlama neyle ilgilidir?

Bu soruyu cevaplamadan önce “Neyle ilgili?” sorusunun kurgusunu irdelememiz gerekir. Alaka, bağlantı demektir.

Ve bağlantı neredeyse her zaman bizimle değil, seninle ilgilidir: Sen.

Sen ise “Ne istiyorsun, ne bekliyorsun ve neden korkuyorsun” gibi ve benzeri kalıpların ardında gizlidir.

Pazarlama ilgi ile ilgildir.

Önce ilgi kurar. Seninle.

Çünkü ancak ilgili olanı harekete geçmeye ikna edebiliriz.

Anlık

İnsanlığı Büyük Buhran’a oradan Nazilerin mutlaklığına mahkum etmiş sebepler bir günde ortaya çıkmadı.

Evet, akut sorunlar ani belirir ve şiddetlidir ancak asla ani oluşmaz: İnsan bir günde kanser olamaz.

Lakin her zaman görünür ve belirgin işaretler vardır. Bunlar ise ancak gözlem ve ölçümün meselesi olursa anlam üretebilir. Aksi takdirde genellikle “Aman tadımız kaçmasın!” denilip görmezden gelinir. Ve bu bir koruma refleksi değildir, kaçınılmaz değişimi görmezden gelen bir garip pollyannacılıktır.

Bugün Japonya’nın Haneda Havalimanı’ndaki kaza sadece bir kaza değil, kuvvetle muhtemel görmezden gelinmiş birkaç veya birçok sorunun sonucudur.

Çarpışma, kırılma, iflas, yıkım, çöküş…

Anlıktır.

Sorumluluk, liyakat, sürdürülebilirlik, doğruluk, güven, sebat ve cesaret…

Merhaledir.

Yeni eskidir

Yeni anlıktır. Çok hızlı eskir.

Bugün itibariyle 2024 eskidir.

Ürettiğimiz hiçbir ürünü ‘yeni’ kalacak vaadiyle pazarlayamayız.

Kalamaz*.

Yeni; güzel bir ambalaj, heyecan verici bir alım motivasyon olsa da büyüleyici şekilde geçicidir. Güzelliği de oradadır. Bir değişim aracı ve başlangıç noktasıdır.

Yeniyi ‘yeni’ tutma gayreti çok yorucu bir uğraş ve ancak bir yerinde sayma pratiği olabilir. Bu kusurlu pratik onu ‘sağlam’ ve ‘etkin’ olanla karıştırır.

Velhasıl ‘yeni’ bir değer birimi değildir: Sağlam, etkin, kalite vb. öyledir**.

Piramitler eskidir. Lakin çok değerlidir.

*Entropi çalışır ve her şey kaçınılmaz bir bozulmaya doğru ilerler.

**Biz bunları pazarlarız.

Simülasyon sorusu

Prof. Melvin Vopson soruyor: “Matrix’teki gibi bir bilgisayar simülasyonunda mı yaşıyoruz?”

Öyle olmadığını düşünecek kadar kuşkusu olan var mı?

Şaka yapıyorum.

2023’ün son hafta sonu.

Tadını çıkarın!

Bitmeyen Pazarlama

Vizyona girdiği 1994 yılından günümüze, The Shawshank Redemption sinema tarihinin en iyi filmi olarak liste başı.

Neredeyse 30 yıl süren bir birincilik…

1994’ten bugüne onbinlerce film yapıldı. İlk 10 ve 20 zorlandı ama zirve değişmedi.

Sebebi akıllara durgunluk veren veya nefes kesen farklı çalışmalar yapılmaması değil. Sebebi öykünün işlenme tarzı da değil. Fight Club(1999) ve Inception(2010) gibi yapıtlar sıra dışı eserlerdi.

Sebebi öykünün kendisi: Otantikliği yani orijinalliğidir.

Orijinal öyküyü alt edemezsiniz.

Bitmeyen bir Pazarlama istiyorsanız güçlü ve güzel öyküler inşa edin.

Gündelik veriler

Bugün asgari ücret, dolar ve altında zirveyi gördük.

Hepsi bir çabanın değil, mecburiyetin ürünleri. Yarının değil, bugünün verileri.

6 Şubat Depremleri ile yaşadığımız yıkımı düşün…

Gündelik verilere odaklanmanın bedelini ödedik. Bugün aynı heyecan ve heves ile neredeyse her konuda benzer yollardan ilerliyoruz.

Akıllanmıyoruz.

Yine pişman olacağız.

Tuzak soru

“Para mutluluk getirir mi?” tuzak bir sorudur. Para sizi öne çıkartır. Ancak aynı şekilde: Güzellik, yetenek, çalışkanlık, iyi şans, cesaret ve cömertlik de.

Öne çıkmak bir avantaj meselesidir. Bu durumda “Üstün olmak sizi mutlu eder mi?” sorunun doğru formatı olacaktır.

Mutluluk için üstünlük yeterli midir? Hiç zannetmiyorum.

Churchill’in çok sevdiğim bir lafı var:

“Başarı nihai değildir, başarısızlık da ölümcül değildir. Önemli olan devam etme cesaretini gösterebilmektir!”