Başla ve bitir

Neredeyse her işte motivasyonu tüketen şey, aç-kapa süreçleridir.

Kronolojinde ne kadar çok “başla-bitirme” varsa, yaptığın işte o kadar kötüsündür.

Ya da şanssız.

Başla ve bitir.

Kulağa ne kadar dramatik gelse de bitişler daha anlamlıdır.

Kendini kandırma

Bazen beynimiz gerçeği görmez. Sadece geçmişteki deneyimleri baz alarak tahminde bulunur. Bu bir kısayoldur. Birçok optik aldatmacanın arkasında beynin bu zafiyeti yatar.

Gerçeği görür ama yanlış yorumlar.

Gerçeklik nedir? Perspektif neleri değiştirir?

Bunlar, tek bir zaman ve tek bir olay için bile tam bir netlikle cevaplayabileceğimiz sorular değildir.

Biliyorum; yarın halletmen gereken onlarca iş, üstesinden gelmen gereken bir o kadar karşılaşma var.

Gerçeğin ne olduğu konusunda kendi haklılığını her hadisede ispat etmeye çalışma.

Dijital şubeler

Websiten, tıpkı dükkânının önü, ürünlerini sergilediğin rafların, kasa sıran ve işletmenin geri kalan tüm fiziki varlıkları gibi canlı bir yapıdır.

Yeni bir web sitesi yapıp sonra arkanı dönüp gitmen, dükkân kurup hiç açmamaya benzer. Üstelik burada 7/24 çalışan bir dükkândan bahsediyoruz.

Yani ister beğen ister beğenme; websiten de sosyal medyan da her gün açılıp temizlenmesi, belli aralıklarla yenilenmesi gereken şubelerindir.

Aksi bir tutum fayda sağlamayı bırak, itibarını zedeler.

Sonra ne olacak?

İnsanlığın kendisiyle ilgili en önemli ve en büyük soruyu 300 bin yıldır -ironik ama tuhaf derecede- hâlâ cevaplamamış olması hiç kafana takılıyor mu?

Peki ya sonra?

Null. Sıfır. Bilmiyoruz.

Çok acayip.

Sistem gizemi

Sistemin işleyişi kompleks, sonuçları ise basit olmalıdır.

Hiçbirimiz iPhone’ların arkasındaki işletim sisteminin basit katmanlardan oluştuğunu iddia edemeyiz. Ancak ön yüzü, bir çocuğun birkaç günde ayak uydurabileceği kadar sade ve anlaşılırdır.

Her ne kadar tarihi bu kadar basite indirgemek doğru olmasa da kendimi alıkoyamıyorum:

Özellikle Orta Doğu -ama benzer şekilde Asya ve Afrika da- hiçbir zaman retrospektif olarak gerçekten kompleks sistemler kuramamıştır. Buna karşılık Roma’dan başlayarak Anglo-Sakson ve Franko-Norman Avrupa devletlerine, oradan da Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar uzanan çizgide; sonuçları itibariyle verimli, işleyişi itibariyle kompleks sistemler inşa edilmiştir.

Batı liderliğinin arkasında, bu sistem kurma dehasından başka gizemli bir numara yoktur.

"Katile uygun hediye"

Sence bu manşet TOGG markası için doğru ve iyi bir pazarlama mı?

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sisi’ye Togg hediye etti.”

Aynı manşeti, Togg’un bir katile ve darbeciye uygun bir hediye olduğunu öne sürdüğümüzü düşünerek de okuyabilirsin.

Bu şekliyle kulağa pek hoş gelmiyor, değil mi?

Market unutmaz.

Pazarlama ne yapamaz?

Uzun yıllardır kitlesel marka olmanın imkansız olduğunu ve bunu kovalamanın anlamsız olduğunu konuştuk. Pazarlamaya ve girişimciliğe aç ve beni en başından beri takip edenlerdenseniz zaman size bu tespitimin doğruluğunu kanıtlamıştır.

Levis veya Starbucks olmaya çalışmak imkansızı kovalamaktır. On harika bir spor ayakkabı üreticisidir yine de Nike’tan kilometrelerce uzaktır. Bakın iş modelinden bahsetmiyorum, On bugün çok daha başarılı olabilir. Ama Nike markadır.

Madem ikonik marka olmak imkansız, biz neden Pazarlama kovalıyoruz?

Çünkü değişim tabandan başlar.

Ve bir mahalledeki küçük bir fırın bir ülkenin kaderini değiştirebilir.

Romantizm veya güzelleme yapmıyorum.

Pazarlama iletişimden, satışa ve müşteri hizmetlerine kadar, her aşamada bize daha iyi alternatiflerin mümkün olduğunu gösterir.

Mesela bahsini ettiğim fırıncı o mahallenin rakipsiz tek fırını olabilir. Eğer tavrı bu rakipsizliği müşterinin yüzüne vuruyorsa sadece kendi işini değil, onunla etkileşimde olan herkesi etkiler.

Pazarlamanın amacı hiçbir zaman birilerini Godzilla marka yapmak olmamıştır.

Yapamaz.

Ama bizi kötü adama dönüşmekten koruyabilir.

Neler oluyor?

Bir forecast, yani tahminde bulunmuyorum -tahmin de Arapça kökenli ve maalesef Türkçede tam karşılığı olmayan, anlamı eksik bir kelime- ancak:

ABD, İran’ı alışılmışın ve beklenenin dışında vuracak gibi görünüyor.

Bu bölge, öngörebileceğimizin çok ötesinde bir şekilde şekilleniyor olabilir.

Bugün, yarın…

Hazır ol.

Kuşkucular

Hayatın ve insanlık için harika işler yapabilirsin. Ve yüzleştiğin her zorluğa, çözdüğün her probleme, yaptığın her keşfe rağmen itibarının sorgulanması, sadece tek bir şüphe budalasına bakar.

Amerika, 1969’dan 1972’ye kadar 6 sortiyle 12 insanı Ay’da yürüttü. Ve bugün hâlâ bu başarıyı kuşkuyla itibarsızlaştıran milyonlar var.

Kuşkucular ekseriyetle insanoğlunun en başarısızlarıdır. İçten dışa kadar.

Karşılaştın mı? Topukla.

Doğru çizgi

Çok çalışma, yetenek, fırsatlar, şans ve diğerleri…

Hiçbiri tek başına bir şey ifade etmez.

Sizi bugün tek bir kelimeyle baş başa bırakmak istiyorum: Alignment. 

Yani, doğru bir çizgi üzerinde bulunma durumu. Arapça kökenli hiza kelimesini özellikle kullanmak istemedim; çünkü karşılığı tam olarak aynı değil ve maalesef bu kavram için Türkçede bir alternatifimiz yok.

Ne yaparsan yap, eğer işler senin için doğru bir çizgi üzerinde durmuyorsa, yukarıda saydıklarımın hiçbiri tek başına bir işe yaramayacaktır.

Üzgünüm.