Başla

Az önce biri “Abi nasıl iyi yazar olunur?” diye sordu…

Yazarak kardeşim.

Nasıl iyi öğretmen olunur? Öğreterek. Nasıl iyi konuşmacı olunur? Konuşarak.

Yani başlayarak. Gizlenerek değil. Yaz, öğret veya konuş. Başla, bugün hatta şimdi.

Kör bahis

Milli Takım’ın turnuva hezimetine pazarlama hezimeti eşlik etti. Hep eleştirdiğim popülizm bu sefer hiç hedef tutturamadı ve elinde kolpa duygusu ile kaldı.

“Galler öyle yenmez, böyle yenir!” diyen bir market zinciri, küfür ve hakaret seviyesindeki tüm gorilla kafalar elde patladı.

Çünkü işleri hızlandırdığını ve seni öne çıkardığını düşündüğün hırs; açıklık ve dikkat eksikliğine sebep olur. Hırs bir kör bahistir.

Değiştirmeyi uman ve daha iyisi için çaba gösteren pazarlama ise eline bakmadan bahis oynamaz.

Üç koşul

Bir girişim şu üç koşuldan birine sahipse hayatta kalabilir:

İlk, hızlı ve kusursuz.

İlk ol; daha önce hiç yapılmamış olanı tasarla, icat et vs. Ya da hızlı ol; işi etkin ve kimsenin başaramayacağı süratte teslim et. Ya da kusursuz ol; hataya mahal verme.

Birinci olmak cesaret, hızlı olmak pratik ve kusursuzluk özen gerektirir.

Üçünü bir arada yapman çok zordur. Böyle bir beklentimiz yok. Bol şans.

Babalar Günü

Babalar Günü ne zaman?

Saçma bir sorudur. Çünkü sen ve baban bunu istediğiniz gün kutlayabilirsiniz. Birilerinin bunu size dikte etmesine gerek yoktur.

Pazarlamanın işi ise dikte etmektir.

Pazarlama, sosyal onay isteyen bir duygu arar. Çünkü bu duygunun anlatılması kolaydır. Onu sattığı veya ürettiği bir şeye bağlar. Eşlerini bulur (Diğer ilgili organizasyonlar) ve bum: Sevgililer Günü, Anneler Günü vs.

Neredeyse hatırlayabildiğimiz tüm dini bayramlar sosyal bir ihtiyacı karşılayan seküler girişimler olarak başlamıştır. Çünkü kabile olmanın ön koşullarından biri budur. Pazarlamanın ön koşulu ise kabile oluşturmaktır.

Bugün Pazarlama istediği için Babalar Günü, yarın Uluslararası Yoga Günü. Kutlu olsun.

Yeni fikrin problemi

Web akıl almaz bir iletişim makinesi. Bizi hayal edebileceğimizin çok ötesinde birbirimize bağladı.

“İnsanlar artık daha yalnız…” büyük bir yalan ve eskimiş bir klişe. Çünkü dün iletişim kurma şansı bulamayacağımız insanlar, hayatları ile artık burnumuzun dibinde.

Ve biz buna çok alıştık.

Bugün yeni bir fikrin varsa ve bu fikir kurduğumuz bağ ve iletişime bir katkı yapmayacaksa; hiç zahmet etme.

Son deneyim

Bundan yaklaşık 15 yıl önce bir gün; CD çalarını farkında olmadan son kez kullandın.

Son deneyimi kestirmek çok zor hatta imkansızdır. Çünkü yeni ekseriyetle sürpriz gelir ve bir anda hayatımıza girer.

Bundan tam 10 yıl önce hayatımızda 4G telefonlar, Airbnb, Netflix Originals veya Getir yoktu. iPad ve ucuz led lambalar piyasaya sürülmemişti.

Ve bunların hepsi, varlığına alıştığımız birçok ürünü hatırlanmamak üzere tarihe gömdü.

Bugün ürettiğin hizmet veya ürününü birileri farkında olmadan son kez kullanıyor olabilir. Çünkü birileri senin unuttuklarını hatırlıyor olabilir.

Hatırla. Güncelle.

Cüret ve çaba

Yapamadığımız, elimize yüzümüze bulaştırdığımız heykeller ile ilgili her gün yeni bir haber çıkıyor.

Ortaya konan cüreti övüp, eksik olan pratiği telkin etmek yerine; yetenek yerden yere vuruluyor. Bu doğru bir yaklaşım değil.

Çünkü belli ki, heykeli öyle veya böyle bir araya getirmeyi başarmış bir yetenek var. Şansını deneyen ve evet, biraz cüret budalası bir yetenek ama yetenek.

Problem ise pratiktedir. Çünkü bazen bizi satmaya, çizmeye veya tenis oynamaya iten içgüdü yetersiz kalır.

Bu yetersizlik ancak sık pratiğin üreteceği teknikler ile aşılabilir.

Teknik keşfedildiğinde; amatörü hayrete düşüren, en başında aşikar olmayan çözümler üretilir.

Evet şu an için ortaya çıkan ürünlerin çirkin olduğu aşikar. Ama cüret de aşikar, çaba da. Ve bunlar beğenmeseniz de kolay bulunmuyor.

Denemeye devam.

Önemli hatırlatma

Yağmura hazırlıksız yakalananlara şemsiye pazarlamak aciliyet satmak demektir. Bu yağmur yağma ihtimalini pazarlamaktan çok farklıdır.

Birinci durumda tüketicinin seçme ve değerlendirme şansı yoktur. Ve kuvvetle muhtemel sizi ve ürününüzü hatırlamayacaktır.

Çünkü acil doğası gereği kalıcı değildir. Anlıktır.

Öte yandan yağmur ihtimaline karşı hazırlıklı olmayı önermek; önemsediğini ve olası bir problemi başlamadan çözmeyi vaat ettiğini gösterir. Bu ise önemli bir hatırlatmadır.

Ara sıra yağmura tutulanların karşısında şemsiye ile belirip unutulmaya oynayabilirsin. Ya da biz ıslanmadan çok önce bize ulaşabilir ve bizi önemsediğini hatırlatabilirsin.

Sana kalmış.

Başlangıç noktası

Sosyal medyada geçirdiğimiz onca zaman ve deneyimlerimize rağmen, insanları profil fotoğrafları ile değerlendirmeye devam ederiz. Çünkü ön yargımız bize bu telkin eder.

Ön yargılar kontrolde hissettirir, bu nedenle kurtulmak çok zordur.

Bir pazarlamacının önündeki en büyük engel: Ön yargıdır. Aynı zamanda en doğru başlangıç noktasıdır. Acildir. O nadir işe yarayan acillerden.

William James’in veciz şekilde ifade ettiği gibi:

“Birçok insan düşündüğünü sanır, aslında yaptıkları sadece önyargılarını yeniden düzenlemektir.”

7 soru ve 1 tüyo

-Ne vaat ediyorsun?

-Neyi değiştirmeyi ümit ediyorsun?

-Ne kazanmayı umuyorsun?

-Ne kaybetmeyi göze alıyorsun?

-Kimin fikirlerini umursuyorsun?

-Kim senin fikirlerini umursuyor?

Son olarak; işinde iyi misin?

Sence Vincent van Gogh iyi bir ressam mıydı?

Dönemin eleştirmenlerine göre kesinlikle hayır.