Sentetik sıra

UCL’de yapılan bir araştırma insanların 6 dakika sıra bekledikten sonra ürün tatmin seviyelerinin %45 düştüğünü gösteriyor.

Beklemek yorar, çok net. Buna başkaları sebep olduğunda bezdirir.

Tüketicinin kendi kendini sentetik bir sırada bekletmesi ise kararsızlığı ile olur.

Bu kararsızlık haline yalnız tüketicinin değil sağlayıcının da katkısı büyüktür.

Çoğu hizmet sağlayıcı sadece teslimata odaklıdır. Oysa karar verme süreçlerini hızlandıracak araçlar üretmek, müşteriniz için en az hızlı teslimat kadar önemlidir.

Mesela avize sektörünü ele alın. Ben bugüne kadar ilk denemede avize satın almayı başaran bir çifte rastlamadım.

Bu sektör; ürün teşhiri, sınıflandırması, fiyatlaması ve pazarlaması ile yani karar süreçlerine verdiği katkı noktasında tam bir fiyaskodur.

Müşterinin sentetik sırasına yani kararsızlığına en az teslimat hızın kadar kafa yormalısın.

Aksi taktirde teslim edeceğin ürünü satamazsın.

Tasarımın önemi (2)

Tasarım ve üretimde kalite nadir bir araya gelir çünkü bunlar farklı düşünen ekiplerin işidir.

Nelerin yanlış yöne savrulacağını düşünmek ve bu konuda kafa yormak bize doğru ürünleri tasarlatır.

Çünkü tasarım işlev ile ilgilidir ve çok yönlü düşünmeyi gerektirir.

Üretimde kalite ise ekipman ve iş gücü ile doğrudan bağlantılıdır. Bu ikili ise istisnasız ucuz olmayı seçer.

Ayrıca üretimde kaliteye fokuslanmak çok flu bir yarışa dönüşebilir.

Mesela onlarca lüks ekipmana sahip bir düğün fotoğrafçısı olmanız, düğündeki her misafirin cep kamerasıyla rekabet edeceğiniz gerçeğini değiştirmez.

Üretimde kalite araçlara erişimi saplantı haline getirebilir. Tasarım ise gerçekten zor olanı kolaylamaya odaklıdır.

Microsoft’un CEO’u Steve Ballmer’ı Apple’ın dahisi Steve Jobs’tan ayıran nitelik budur.

Tasarımın önemi (1)

Pazarlama kalite ile ilgili çok konuşur. Bunu öne çıkarmak adına dönem dönem yeni tanımlar türetir. Mesela son dönemin revaçtaki “Akıllı” (Smart) tanımı neredeyse her yerde kullanılır.

Geçen önemli bir “Akıllı çözümler”i tema olarak seçmişti. Çözüm nasıl aklısız olur anlamak çok zor. Akıllı tahta, telefon, saat, bileklik vs. gibi neyi tanımladığını bilmeyen bir sıfat fetişizmi aldı başını gidiyor.

Kalite konuşulacaksa eğer pazarlama ancak iki kanaldan yürüyebilir:

Tasarım ve üretim kalitesi.

Birincisi ikincisinden daha önemlidir ama genellikle (Özellikle Türkiye gibi katma değeri düşük ürün üreten ülkelerde) karıştırılır.

Çünkü düşük profil üretici için imalat kalitesini tanımlamak, ölçmek ve konuşmak daha kolaydır.

İkisi bir arada nadirdir. Farkları ve “Nasıl bir araya gelir?” sorusunu yarın tartışacağız…

Oyunu değiştir

Nasıl mı?

Yeni ve zor bişeyler öğren. Akıllan.

Sorumluluk al ve ilginç bir problem çöz.

Cesur ol ve diğerlerinde daha çok önemse.

Önünde senden daha eğitimli ve belki daha yetenekli insanlar olabilir. Ama sen yarın daha akıllı olur, daha ilginç problemler çözer ve daha çok önemsediğini gösterirsen oyun değişir.

Hatırlatma

Dün montlarımızı Zara vitrinlerini kış kreasyonu ile değiştirdiği için değil üşüdüğümüz için giydik.

Pazarlama koşullara ayak uydurur, koşullar pazarlamaya değil.

Tam tersi ise çok nadir olur.

Söz konusu politikaysa sonuçlar diktatörlük, kapitalse monopol olur.

Unutma; her ikisi de fıtrat olarak aynıdır ve bu noktadan sonra pazarlama değil propaganda konuşur.

Basit fikir

Her basit fikir olası değildir.

Mesela Türkiye’deki her yetişkinden 1 lira toplasanız gün sonunda 40 milyon ₺’niz olur. Fikir çok basittir ama olası değildir.

Çünkü basit fikirler güçlü araçlara ihtiyaç duyar. Bu kaldıraç; kimi durumda sağlam bir iş modeli, kimi durumda çok başarılı bir pazarlama kampanyası ve bazen kallavi bir iletişim ağı olabilir.

Basitlik veya bu kapsamda sadelik sonuçları itibariyle ismiyle müsemma, içerik olarak ise çok komplikedir.

Biri size heyecan dolu basit bir fikirle geldiğinde olası sonuçları değil araçları sorgulayın.

Basit; anlaşılması kolay gerçekleştirmesi zor olandır.

Nasıl bir öykü?

60 milyon yıllık Kapadokya’nın yılda 4 milyon, 85 yıllık Golden Gate Köprüsü’nün 15 milyon üzerinde turist ağrılaması, bizim sadece öykümüzü anlatamadığımızı değil, onu değiştirmemiz gerektiğini gösterir.

“Nasıl değiştiririz?” bu yazının konusu değildir. Ancak “Nasıl bir öykü?” diye sorarsan şöyle tartışırım:

Öncelikle projen veya girişimin gerçekleri konuşmak zorunda değildir.

Klimacı veya bir çatı ustası bize çözüm satar. Evinize gelip sorunu çözer ve giderler. Bu gerçektir. Danışmanın, doktorun, politikacın ve ben öykü satarız. Bu öyküler sorunlarımızı kendi başımıza çözmemiz için bize yol gösterir. Bazen işe yaramayabilir ama yaradığında sadece günün değil yılın değişir.

Bu çıkış noktasıyla şu sorulara cevap vermeniz gerekir: Kapadokya hikayemiz, oraya gelen insanların dünya görüşünü yansıtıyor mu? Bu hikaye orada hizmet verenler ile uyuşuyor mu? Bu hizmet ve tüm deneyim bir kimlik oluşturuyor mu? Bu kimlik gidenleri daha fazlasını satın almak için kamçılıyor mu?

Golden Gate, köprünün 1 liralık perçinini 60₺’ye satıyor.

Bir düşün derim…

Muhalif refleksler

Komünizmin Kapital eleştirisi doğru ama önerdiği çözümler yanlıştır. Hatta yoktur.

Ve genel itibariyle problem sorunu görmekte değil alternatif çözüm üretmemektedir.

Bu nedenle muhalefet refleksi ve kaderi diye bir olgu vardır. Hep sorun görmeye odaklanmak çözüm üreten reflekslerinizi köreltir.

Birilerinin köprü yapmak yerine tüm kaynaklarını nehri dolanmaya harcıyor olması seni öfkelendirebilir.

Bunu anladık. Öfken geçtiyse; artık şu lanet köprüyü inşa etmeye başla.

Toparla

İnsanlar neredeyse hiçbir zaman “Keşke o zaman daha çok üzülseydim, daha fazla panikleseydim veya durmadan ağlasaydım!” demez.

Eğer şu anda bunlardan birini yapıyorsan zamanın sana hep askini öğrettiğini unutma.

Toparla kendini.

Acilin süresi

Belki inanmazsın ama düğünüm 2 kere ertelendi, 3-4 kere tarihi ve yeri değişti ve sonunda belirlenen tarihe 4 gün kala her şey organize edildi.

“Hayatta yer bulamazsın!”, “Yetişmez o işler…” diyen acilciler yanıldı. İstanbul’da neredeyse aradığımız her otel ve organizasyoncu o pazar günü için müsaitti.

Şanslımıydık? Zannetmiyorum. Yetişti çünkü bize satılan aciller sahteydi.

Yetişmez çünkü acildir. Acildir çünkü satışın doğasında beklemek yoktur.

Satış, son kullanma tarihi olmasa bir yıl sonra yiyeceğin yoğurdu bugünden satar.

Bir yıl önceki acillerinin hepsi ortadan kayboldu. Ya çözüldüler yada birlikte yaşanacak hale geldiler.

Acilin buharlaşacağını, yaşam süresinin çok kısa ve çoğunlukla uyduruk olduğunu bilmek; asıl probleme odaklanmanı ve paniği göz ardı etmeni sağlamıyor mu?