Yaratıcı-lık

Yaratıcılık* sık kullanmayı sevmediğim, pahalı bir kelime.

Latince kökenli muadili ‘creare’den farklı olarak yoktan var etmek anlamına gelir.

Bu ise neredeyse imkansız bir görevdir çünkü Homo sapiens olarak ürettiğimiz her şey bir ilintinin ürünüdür.

Güçlü ilinti, faydalı uyarlama, pratiklik ve cesaret gibi kavramlar yaratıcı fikirler ortaya çıkartır.

Bunlar nadir bir araya gelir.

Geldiğinde ayak işleri ile uğraşmayı bırak ve işe koyul.

Hayırlı haftalar.

*‘To make grow’ / Büyütmek, De Vaan.

Birimci

En yüksek binayı, en büyük havaalanını veya en uzun duvarı inşa etme azminiz kolay mağlup edilir.

Çünkü büyüklük; zerafet, getiri, etkinlik, anlam, kalıcılık ve lüks gibi kavramların aksine bir metre ile geçilir.

Kendinizi tanımlamayı seçtiğiniz bu kıymet bir birim meselesidir. Ucuzdur. Kolay erişilir.

Uzun bir zamandır en büyük ve en yükseğe oynuyoruz. Bunun için talan, zarar, israf, tutarsızlık ve sıradanlık üretiyoruz.

Kronik hasar

Dün bir tasarım blogunda CBC’yi kaynak gösteren çok ilginç bir makale okudum.

Amerikada bir mimarlık ofisi “Stratejik dizayn(?)” dedikleri bir konseptle olası silahlı bir saldırıda kayıpları en aza indirecek bir okul tasarlamışlar.

Problemin kökenine değil de semptomlara odaklanmak irrasyoneldir.

İlliyeti düzeltebileceğiniz noktada sonuçlara karşı cephe açmak deliliktir.

Diğer taraftan İstanbul Depremi gibi zıt durumlarda problemin kökeni tamir edilemezdir.

Kökeni çözümsüz bu problemlerin ise bilanço zararı minimumda tutulur.

Yani ikincisi önlem, birincisi düzeltme ile alakalıdır.

Birbirine karıştırıldığında hasar kronikleşir.

Şeytanın işi

“Şeytan ayrıntıda gizlidir!” kovulmuş meleğin çok sinsi bir aklı ve dolayısıyla davranış kalıpları olduğunu ima eder.

Pek sayılmaz.

Şeytan adına konuşamam ama bu mecaz atıfta bulunduğu davranışın ekseriyetle çok belirgin olduğunu görmezden gelir.

Şeytan taslakta, eylemleri apaçıktır:

-Yılda 9 milyonun üzerinde insan açlıktan ölür. Bunların 3 milyondan fazlası çocuktur ve fakat,

-Buna karşılık Birleşik Krallık’ta üretilen gıdanın %30’u dokunulmadan çöpe gider.

-Yılda 1.5 milyondan fazla çocuk önlenebilir hastalıklar nedeniyle ölür.

-Dünya genelinde süren bölgesel savaşlarda yılda ortalam 50 binden fazla kişi hayatını kaybeder ve,

-Yaklaşık milyonlarca insan yerlerinden, mülklerinden olmaya zorlanır.

Yok, hayır: Şeytan ayrıntıda falan gizli değildir.

Ama evet, şeytan ayrıntıda oyalar.

Sürprizboz

Titanic sonunda batacağı bilinir ama yine de heyecan ile izlenir.

İyi öyküye ve içeriğe sürprizbozan* sökmez.

Yeni fikirlerini, mega sonlarını ve o yıldız atışını gönder:

Korkma, konuş, sürpriz boz!

İçeriğe, öyküye sondan daha çok önem veririz.

Yavaş

Dün havaalanında ödemesini yaptığımız hizmetin karşılığını veremeyen “Supervisor”*, önünde duran ekrana uzun bir süre baktıktan sonra şu cümleyi kurdu:

“Kusura bakmayın sistemim bugün biraz yavaş…”

Hayır. Sistemin yavaş falan değil, sistemin çalışmıyor.

Çünkü 1995 yılında yaşayan birini bir anlığına bugüne getirseydik hızdan bitkin düşerdi. Artık yavaş yok.

Yavaş artık bir mazeret değil. Ağzınıza almayın.

*Gizli işsiz.

Pahalının hikmeti

Diskdünya* serisinin kahramanlarından Samuel Vimes’in “Çizmeler Teorisi” önemli bir sosyoekonomik soruna el atar. Şöyledir:

Zenginler zenginliklerini sürdürür çünkü daha az para harcamayı başarırlar. Vimes’e göre iyi bir deri çizme elli dolara mal olur. Buna karşılık bütçe dostu bir çizme on dolardır. Ancak ikinci sezonunda deli gibi su sızdırmaya başlar.

Aylık 38 dolar geliri olan bir fakir ucuz olanı tercih edecek ve fakat uzun vadede kaybedecektir. Çünkü elli dolarlık çizmeyi alabilen zengin, on yıl ayaklarını sıcak tutarken fakirin bu süre zarfında harcamak zorunda kalacağı ekstra elli doları da tasarruf edecektir.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde bu dengesizliğe daha az rastlıyor olsak da, fakiri daha da fakirleştiren bu korkak el fenomenin üzerine gitmemiz gerekir.

Bir Rumeli atasözü “Fukaranın harcı ikidir!” bir diğeri ise “Ucuz mal alacak kadar zengin değilim!” der.

Kaliteli ürün üreten pazarlama fiyattan kormamalıdır. Ve konuşurken sadece alım gücü olanı değil, “Kısa vade tasarruf” tuzağına düşen dar gelirliyi de hedeflemelidir.

“Ucuzdur vardır illeti…” tarifi kolaydır.

“Pahalının hikmeti” ise izaha muhtaçtır.

Anlat bize. İkna et. Kazandır.

Değiştir: Pazarlama budur.

*Terry Pratchell, 1983.

Mola

Bugün Blog’ta araya ihtiyacım var.

Molalar ihtiyaç halinde esastır.

Eğer zamanlı ise bize daha fazlasını yapma şansı verebilir.

Ve her ara bir duraksama değildir. Bir mola bir ihtimal yeni bir başlangıca teşne olabilir.

İhtiyaç halinde kullan.

Paranın değeri

Türkiye parasını tüketti. Bu değişim aracının değeri çok önemli bir göstergedir.

Çünkü biz ancak bize mal olduğundan daha kıymetli olduğunu düşündüğümüzde; para, efor veya zaman harcarız.

Değer ise takasın konusudur ve takası algı yönetir.

“Acaba bu değiş tokuş için verdiğim kararı yarın nasıl hatırlayacağım?” sorusu asıl değeri belirler.

Fiyat etiketi ise hiçbir zaman maliyetin konusu değildir (Bugün parası olana 20 bin $’lık Rolex ucuzdur).

Karşılığında ne kadar acı çekeceğine satın aldığın öykü karar verir ve ‘maliyet’ budur!

Türkiye parasını tüketti. Ve bunu zamana yayarak yaptı.

İhracatı düşük, üretim demografisi zayıf, pazarları az veya altyapısı kötü olduğu için mi? İnsanı verimsiz çalıştığı için mi?*

Çok güçlü bir hayır!

Paramıza inanmadıkları, sevmedikleri ve büyük ölçüde umursamadıkları için.

Yazık.

*Bugün endeks değeri kayıpsız bir çok paranın piyasasını Türk üretimi besler. Tabiri yerindeyse don giydirir.

Müdavim

Tüketici bir hizmet veya ürüne ihtiyaç duyduğunda karşılığını aldığından emin olmak ister.

Güvendikten sonra ‘sadakat’ onun için kolay bir tercihtir.

Müdavimler yaratmak ticari kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Çünkü modern tabiriyle bu frequent* müşteri en iyi referanstır.

Ve belki de sahip olabileceğin en iyi pazarlamacı.

Sadakat kolay kazanılmaz.

Müdavime yanlış yapıldığında ise alelade iade önerilmez.

Çünkü sadakate kusurun karşılığı para değil; özür, anlayış ve bu beklenmedik durumun neden yaşandığını açıklayan içten bir geri dönüştür.

Sadakat kolay kazanılmaz.

Kolay kaybedenle aranı açık tut.

*Devamlı müşteri.