Küçük beyinler, değersiz kültür

Son 3 günde dünyanın güzel tarafında bazı süper insanlar şöyle işler yaptılar:

1- Elon Musk liderliğindeki SpaceX, Texas’tan Starship V3 roketini fırlattı ve dünyanın en güçlü roketi, Hint Okyanusu’na kontrollü dönüş yaparak tarihi bir test gerçekleştirdi.

2- Macar matematikçi Paul Erdős’ün 1946’daki problemini çözmeye çalışan ABD’li araştırmacılar ve OpenAI mühendisleri, yapay zekâ destekli önemli bir matematik keşfi yaptı.

3- Çin’in Şanghay kentindeki bilim insanları, insan kök hücrelerinden çalışan biyolojik bir kalp pili üretmeyi başardı ve bu teknoloji gelecekte elektronik pillerin yerini alabilir.

4- ABD’deki Rice University araştırmacıları, bakterilerle ultra dayanıklı biyolojik bir materyal geliştirerek geleceğin plastik alternatiflerinden birini oluşturdu.

5- Harvard University araştırmacıları, gerçek insan dokusunu taklit eden “çip üzerindeki vajina” teknolojisini geliştirerek kadın sağlığı araştırmalarında büyük ilerleme sağladıklarını duyurdu.

6- Los Angeles’taki 2026 Breakthrough Prize töreninde fizik, genetik ve uzay araştırmalarındaki bilim insanlarına milyon dolarlık ödüller verildi.

7- Japonya, ABD ve Avrupa’daki bilim insanları, semenderlerde uzuv yenilenmesini sağlayan genleri keşfederek insan rejenerasyonu için önemli bir adım attı.

8- Endonezya ve Tahiti’deki profesyonel sörfçüler, dünyanın en tehlikeli resif dalgalarında sörf yaparak inanılmaz görüntüler ortaya çıkardı.

Ve tüm bunlar olurken 77 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu tekrar CHP başkanı oldu. Ve kendilerine derin devlet diyen bazı küçük beyinler bunun olmasını sağladı. Ve bu insanların hepsi, bir şey başardıklarını düşünerek bu akşam uykuya daldılar. Hafta sonunun keyfini çıkartacaklar.

Çünkü sen o tarafa bakıyorsun ve bununla ilgileniyorsun.

Sana da hayırlı hafta sonları.

Özenti AI

“Yapay Zeka ile artık Hollywood bitti…”

Ve benzerleri. Bunları kim söylüyor biliyor musunuz?

Özentiler.

Zanaat sahibi olmamış ve işin aslını anlamamış, anlama gayreti göstermemiş kişiler.

Varsayalım ki AI, Hollywood seviyesinde sesten görüntüye ve efektlere kadar her şeyi -ki bu konuda ciddi şüphelerim var- mükemmel derecede işlemeye başladı. Hiçbir zaman ama hiçbir zaman mesela, David Fincher’ın zanaat derinliğine ulaşamayacak. Belki taklit edebilecek ama aynı orijinalliğin ürettiği mükemmellik ve o mükemmelliğin türettiği kusurların, sanata saygı gösterene verdiği hazzı vermesi imkânsız olacaktır.

Bakın, 0.00000000000001% bile şans yok.

Sıfır.

İmkânsız.

Bu diğer tüm zanaatler için geçerlidir. Bu okuduğun küçük blog yazısı dahil.

Asimetrik AI

Bugün yine Jeff Bezoz’un son röportajından konuşacağım. AI’ın işsizliği artıracağı tedirginliği üzerine şunu söylemiş: “Kürekle temel kazan bir işçinin artık buldozeri olacak. AI böyle bir araç.”

Bu analoji ve diğer benzerleri “AI ile çalışacak insanların onu kullanmayanlara fark atacağı” başlığında toplanıyor.

Doğru ancak eksik.

Evet, AI ile birlikte üretkenlik inanılmaz artacak.

Yani basit olarak şöyle düşünün: Yine Jeff’in kürek analojisini kullanırsak, aynı işçinin zamanı artacak. Bunu ister fazla iş yapmak için kullanacak ister hobilere yönelecek. Ancak bir noktada ücret skalası mutlak değişecek. Yani kürekle temel kazmış birine ödediğiniz ücret ile buldozer ile kazana ödediğiniz aynı olmayacak. Bu, rekabetin adil olduğu ekonomilerde fiyatların ucuzlamasına, Türkiye gibi ülkelerde ise aksine artmasına neden olabilecek.

Nihayetinde bu analojinin atladığı temel problem asimetridir.

Dünyanın büyük bir bölümü, diğer bölümüne kıyasla çok az ve kötü büyüyecek.

Bu bana göre bizi Elysium benzeri distopik bir geleceğe taşıyabilir.

Yaşa be Jeff

Diğer tüm kültler gibi solcululuk da deliliktir. İnsana ve dünyaya lanet bir bakış açısıdır. Hiçbir çözüm üretmez; çözüm olarak öne attıkları problemleri daha da işin içinden çıkılmaz hâle getirir.

Hayatımda hiç yetenekli ve becerili bir solcu tanımadım.

Bugün Jeff Bezos’un CNBC röportajını dinledim. AOC gibi solcuları darmadağın etmiş.

İki tespiti çok hoşuma gitti:

“Her zaman problemlerimiz olacak.”

“Bizim üretkenlikten çok harcama problemimiz var.”

Kendine solcu diyen herkes bu iki tespiti iyi düşünmeli.

Kakule

Blogu uzun süredir takip ediyorsan biliyorsundur; ekşi maya ekmek, diğer fırın işleri ve kahveye ilgim ortalama bir insandan fazla.

Bugün Kardemummabulle yaptım. Baltık ülkelerinde, özellikle Norveç, İsveç ve Danimarka’da oldukça popüler bir açma/çörek. Tadın temelinde, bizim mutfağın yabancı olduğu kakule var. Kakule, baharatların kraliçesi olarak bilinen güçlü bir bitki.

Beğenmedim.

Neden?

Çünkü bu aroma bize yabancı. Finlandiya, kakule ithalatı ve tüketiminde dünya birincisi. Çünkü bu ülkelerin soğuk iklimi, mutfak kültüründe sıcacıklık hissi uyandıran ürünlere eğilimi güçlendirmiş.

Bazı şeyleri değiştiremeyiz. Kültür bu yüzden güçlüdür.

En en en baştan başlamanız gerekir.

Genellikle imkânsızdır.

On dokuz

Eğer Atatürk ve ekibi bundan 107 yıl önce ‘Hadi, biz bu işin altından kalkarız’ demeseydi, bugün Türkiye büyük ihtimalle %99.9 Mısır seviyesinde bir ülke olurdu.

Bugün Türkiye’nin belki hâlâ bir şansı varsa, bunu 19 Mayıs’a ve o ekibe borçludur.

Kutlu olsun.

Bunlar salak

Christopher Nolan’ın Odyssey’i ile ilgili neler oluyor?

Aslında konu çok basit. Bu bana göre bir tescil/telif hakkı problemi. Batı’yı etkisi altına almış Woke salgını, çok ciddi bir kitleyi rasyonel delilere dönüştürdü.

Helen’i siyah yapamazsınız. Frodoyu siyah yapamazsınız. Aynı şekilde mısır unundan pizza yapıp ona Napoli pizzası diyemezsiniz. Durup dururken kalkıp ‘Döner aslında bir Norveç icadıdır’ diye tutturamazsınız.

Size ‘Salak mısın?’ derler.

Evet, Christopher Nolan ve tüm bu kitle salak.

Bulundu

Telefonu buldum.

Sağ olun, var olun sizin çabalarınızla demek isterdim ama değil. Atlamadan, aranızda samimiyetle dua etmiş, dilek tutmuş olanların yardımını göz ardı edemem. Tam bu noktada; bana birkaç kişiden dua okuma tavsiyesi gelmişti. Niels Bohr gibi ben de “İnanmasan da işe yarıyormuş” diyerek ayak uydurdum. Hesaba katalım.

Gelelim asıl olgulara.

Bu telefonumu tamamen bir kamera terminali olarak kullandım. İçeriğinde oğlumun resimleri ve diğer medyalarından başka bir şey yoktu. Telefon yurt dışından alındığı için kayıtlı değildi ve SIM kartsızdı. Hep uçak modundaydı ama Bluetooth ve Wi-Fi her zaman açıktı.

Peki interneti olmayan, bulana benimle iletişime geçecek hiçbir ipucu vermeyen bu telefon nasıl bulundu?

Cevap: Apple teknolojisi.

Şöyle çalışıyor:

1- Kayıp iPhone etrafa sürekli çok küçük “Ben buradayım” sinyalleri bırakıyor. Ama bunu internetle değil, Bluetooth üzerinden fısıldayarak yapıyor.

2- Yoldan geçen başka iPhone’lar bu sinyali duyuyor. Sahibi hiçbir şey yapmıyor, ekranına bildirim bile düşmüyor. Telefon arka planda bunu otomatik olarak algılıyor.

3- O yabancı iPhone sonra kendi internetini kullanıp Apple’a şöyle diyor: “Bu arkadaş galiba şu civarda.”

4- Apple da bu bilgiyi bana, yani diğer cihazlarımdaki Find My’a iletiyor ve ben de haritada cihazın yerini görmüş oluyorum.

Şimdi, her arayan bulamaz ama bulanlar mutlaka arayanlardır kaidesi mi?

Dua mı?

Kapitalizm mi?

Teknoloji mi?

Yoksa hepsi mi?

Kötü şans

Size bir referans vereyim:

Çok akıllı olabilirsiniz. Çok doğru öngörü ve tahminleriniz olabilir. Ve perspektifinizin sizi yanıltmadığını varsayarak, tüm bunların çoğu zaman doğru olduğunu düşünelim.

Yine de şansa ihtiyacınız var.

Ve atlamadan, şanslı olmaya değil; kötü şansa denk gelmemeye.

Bu bir referans. Kriptonite bulanmış bir Superman. Ark Reaktörü kısa devre yapmış bir Iron Man.

Hayırlı hafta sonları…

Kayıp eşya

Lost and Found yani kayboldu ve bulundu, süper bir departman ismidir.

Bizde negatif statüde ifade edilmiştir: Kayıp Eşya Bürosu.

Kayboldu, sahibi gelirse belki bulunmuş olur; o zamana kadar burası kayıp eşya ofisidir.

Biraz pesimistiz.

Neyse, bugün müthiş bir dalgınlık sonucu telefonlarımdan birini arabanın kaputunda

unuttum. Sürüş halindeyken bir yerlerde düşmüş. Biri bulmuş ve şu anda İspartakule

(Avcılar, İstanbul) mahallesinde dolanıyor.

Telefonun SIM kartı yok. Wi-Fi ve Bluetooth açık olduğundan arada konum bilgisi güncelleniyor.

Bu blogda bugüne kadar sizden hiçbir şey istemedim ama gelin şu telefonu bulalım. İçinde yedeği olmayan birçok anımın olduğu fotoğraflar var. Telefonun hiçbir değeri yok. Bulan arkadaşa telefonu hediye edeceğim (Lütfen Instagram hesabımdaki hikayeyi paylaşın).