İlerle

“Moving on…” yine harfiyen Türkçeye çeviremeyeceğimiz deyişlerden biridir.

Çok önemlidir. Mesela devam etmek aynı motivasyonu kapsamaz.

Bizim için değişimi kabul etmek, hedef belirlemek ve bunlara zaman tanımak, kabul etmesi kolay konseptler değildir.

Aynılık garanti ve konfordur.

Maalesef.

Doğal

Doğal olmak ve doğal davranmak…

Birincisi genetiktir. İkincisi kazanman gereken bir beceridir.

İkisi tek sepette çok nadirdir.

Eğer birincisi yoksa, ikincisini ellerinle kazıyıp elde etmen gerekir.

Doğal olmadan olmaz.

Hobiciler

İşe Amerikalının yaklaşımını özetleyen güzel bir özdeyiş vardır:

Profesyoneller işlerini ciddiye, hobiciler ise kişisel alırlar.

Bizde profesyonel az, hobici çoktur.

Herkes neredeyse her şeyi kişisel algılar.

Bu topraklarda “Bana mı lan?” bir arketiptir.

O yüzden iflah olmaz.

Çare yok

Amerika konusunda neredeyse herkesin -hangi görüşten olursa olsun- uzlaştığı tek bir konu vardır:

O da 90’lar, yani Bill Clinton başkanlığının Amerika’nın muhteşem 10 yılı olduğudur.

Amerika ilk defa bu 10 yılda bütçe fazlası verir. Teknolojik olarak da artık dünyanın kendisini kolay kolay yakalayamayacağı bir seviyeye ulaşır.

Ancak nerdeyse kimse;

-Vergi oranlarını düşürerek yatırımı teşvik ettiği,

-Ekonominin deregülasyonla hızlandırıldığı,

-ABD ekonomisinin daha girişimci, yenilikçi ve teknoloji odaklı bir yapıya dönüşmesine katkı sağladığı,

velhasıl, 1980’ler ve 1990’lar boyunca yaşanan uzun ekonomik büyüme döneminin temellerini Ronald Reagan’ın attığını konuşmaz.

Bu yadsınamaz bir olgudur.

Şimdi sizi bir düşünceyle baş başa bırakmak isterim:

Yıl 2026. Biz faiz-kur krizini 2018 yılında yaşadık. O deli saçması anayasal ve ekonomik yaklaşımın ceremesini hâlâ çekiyoruz.

Son 20 yıla baktığında, gelecek 10 yılı nasıl görüyorsun?

Eğer “ümitliyim” diyorsan, matematik bilmiyorsun demektir.

Ve maalesef sana çare yok.

Görevin işin değildir

“İşini yap kardeşim!” muhtemelen işi gerçekten işi olmayan birine söylenen çok anlamsız bir serzeniştir. Çünkü maalesef işini sevmek, yani işinin gerçekten işin olması, büyük bir kısmet ve şans meselesidir.

Nihayetinde, işi hakkıyla yapmayan birine “görevini yap” demek daha anlamlı olur.

Çünkü işin seninle bir bütündür ve görev ise belki en fazla sana verilmiş bir talimattan ibarettir.

Küfür

Eğer Türkiye siyaseti ile ilgili son 20 yıllık sürede güncel bilgileri olmayan birine 2023 seçim kampanya ve sonuçlarını objektif bir belgeselde izletsen ve arkasından bugünün güncel siyasi atmosferini yalın bir şekilde özetlesen, büyük ihtimalle ilk tepkisi: “Ha…” olur.

Çünkü söylenenlerle yapılanlar, iddia edilenlerle ortaya koyulanlar, suçlananlarla aklananlar birbiri içine girer. Tam 180 derecelik büyük dönüşler ve ekonomik/sosyal sonuçları itibarıyla bir hüsran gözlenir.

Bu gemi yürümez. Batmaz da. Yolcusunu tüketir.

Kılıç hakkı

Bugün İstanbul’un fethini sahiplenen muhafazakârlar ile zamanın tebaası arasındaki fark, California’daki trans solcular ile Karl Marx arasındaki fark kadardır.

Fatih, Roma hayali kurmuş ve bir bakıma Sezar olmuş; konuştuğu ve okuduğu dil sayısından kültür ve vizyonuna kadar günümüzün tipik muhafazakârının tam bir antidotudur.

Cumhuriyetçilerin belki de işlediği en büyük kusur, üniter korkularının Fatih gibi figürleri sahiplenme arzusunun önüne geçmiş olmasıdır.

Kutlu olsun fetih. İstanbul, Türklerin kılıç hakkıdır.

Çöken idealler

İdeal sonuç üretmek zorundadır. Her ne kadar bazıları rivayetlerle, bazıları ise mesihvari beklentilerle fetret dönemlerini atlatmaya çalışsa da sonuçlar görünür olmalıdır.

Sonuç hüsran olduğunda insanların çoğu genellikle kendileriyle dürüst olmaz. Ama bu, onları içten içe “Biz nasıl bir bok yedik böyle?” diye kemiren bir arafın dehşetinden kurtaramaz.

Türkiye’de muhafazakârlar böyle bir arafta kavruluyor.

Ve bunlar daha iyi günleri.

Hız hazdır

Teknolojiyle birlikte hayat hızlandıkça, yavaş kültürler (özellikle MENA bölgesi) de hareketlendi. 90’larda ABD yayınlarını izlemişseniz, oradaki sunuş hızıyla bizdeki bitmek bilmeyen talk show’lar arasındaki haz farkını çözmüşsünüzdür.

Her zaman olmasa da hız, bize yavaş olmaktan daha çok haz verir. O yüzden artık temassız ödemede bile sabırsızız.

Artık zırvaya, boş lafa tahammülümüz azaldı.

Hep “Ödeyelim gidelim abi” modundayız.

Yapay Zekâ buna daha da hız katacak. İş modellerindeki benzer boşluklara hız katanlar kazanacak.

Yarın bayram, yarın hız yapma; keyfini çıkar.

İyi bayramlar.

Bizim seçimler

Bize müfredatın ve bürokrasinin öğretmediklerini, yine bu iki dinamiğin önümüze yığdığı çaresizlikleri ve başarısızlıkları gördükçe çok daha iyi anlıyoruz:

-Ne zaman duracağını bilmek

-İkiyüzlülük ve taklit yerine samimiyeti seçmek

-Gürültüye kulak tıkamak

-Adalet ve onur aramak

-Sabırlı olmak

-Önemsemek, herkesten çok

Değişmiyorsak, tek sebebi onu seçmediğimiz içindir.