Yöntem ve zaman

Geçmişi anlamak önemlidir. Onu anlamak için diğer her şeyde olduğu gibi katı bir objektiflik elzemdir. Üzerine fazla zaman harcamadan ve mümkünse bir gün daha düşünmeden sonsuza kadar rafa kaldırmak gerekir.

Şimdi, bize -yani Türkiye- geçmişte kullandığımız yönetemlerin ne kadar kusurlu olduğunu öğretiyor. Gelecek ise o geçmişten taşınan ve bu yöntemlerle iş yapan bizlerin değil, artık yeni bir nesilin konusudur. Eğer onlara ihanet etmek ve vasıfsız bir miras bırakmak istemiyorsak, bugün, zaman kaybetmeden dünün yöntemlerinden kurtulmamız şarttır.

Bizim problemimiz zaman, çocuklarımızınki yöntemdir. Bizimkine çare yok, onlar için ise hala umut var.

Artakalan

İşinde gayet başarılı olan bir arkadaşım, AI’ın en fazla 2 yıl içinde iş alanını %100 dönüştüreceğini söyledi.

Bu şu demek yapay zekâ bugün yaptığı işlerin çoğunu yapmaya başlayacak.

Önemli soru ise şu: Yarın, kazandığı zamanı yapay zekânın yapamayacağı işleri yapmak için kullanacak mı?

İlgi alanı

İntihar ile ilgili katı bir tutumum var, bilirsin. Yıllar önce şunu yazmıştım:

“Kalp krizinden ölme ihtimalin 6’da 1, araba kazasında 106’da 1, yaya geçidinde 543’te 1, yangında 1547’de 1’dir. Yani ölmenin çok olağan olduğu bir gerçeklikte yaşıyoruz. Bu durumda bilerek ölümü tercih etmek normal değildir.”

Bugün bir “Fenomen”in intihar ettiği haberi paylaşıldı. Haberi okuyan ve kişiyi tanımayan birçoğunuz gibi ben de aynı şeyi yaptım: Sosyal medya hesaplarına baktım. IG’sinde “TikTok 1 Milyon” yazıyordu. Kim bu 1 milyon bilmiyoruz. Rahmetliyi tanımıyordum. Böyle tanımadığımız binlerce “Fenomen” var. Bazısı 10 milyon üzerinde takip ediliyor. Bu rakamlar siz kandırmasın. Şöyle ki:

Pazarlama için bu çok önemli bir tema. Neden bu kişiler Internet’in sağladığı tüm bu imkanlara rağmen Pop Kek kadar bilinir olamıyorlar? Cevabı ilgi alanında arayın. Bu alanda spektrum çok geniş. Milyonlarca ilgi alanı var. Nişi ne kadar daraltırsanız kitleniz de o kadar küçülür. Pazarlama ilgi/dikkat çekmek için icat edilmiştir. İşin özü budur. Ancak her şeyden önce onun ne demek olduğunu iyi kavramanız gerekir.

Klasik güç

Metrodaki küçük bir reklam panosu yüzbinlerce dolara mal olmuş bir kampanyanın reklam filminden daha çok dikkat çekebilir. Ve her şeye rağmen basılı medyanın tüketici üzerindeki etkisi sosyal medyanın virallerinden çok daha efektif ve kalıcı olabilir.

Bunun iki sebebi var:

1- Sosyal Medya ile aramızdaki ilişki -ilk günden beri- bir nefret ve sevgi sarmalından ibaret. İvme özellikle pandemiyle birlikte nefrete doğru ağır basmaya başladı. Tüketiyoruz ama tükettiğimiz aşırı bir kalori pişmanlığına dönüşüyor.

2- Yüksek gürültü ve karmaşa. Özellikle basılı medya tüm bu kaosun içinde bir sanat galerisi dingilliğinde iş görüyor. Bu afişleri okurken kendimizi zihni bir sükûnet ve solo bir münazaranın içinde buluyoruz.

Sosyal medyayı eksik bırakmayın, para harcayın. Ama şunu asla atlamayın; klasik sadece alışılmış olan değil, üzerinden çok zaman geçmiş olmasına rağmen değerini yitirmeyendir. Yarın IG ve TikTok burada olmayacak, eminim.

Deneyim

Caramel Macchiato yapmak veya güzel/sağlam bir termos üretmek zor işler değildir. Biraz merak ve biraz zanaatla çözülebilir. iPhone üretmek ise imkansıza yakındır. Bu durumda şöyle bir çıkarım yapabiliriz: Starbucks ve Stanley ürün değil, deneyim/öykü satarlar ve Apple her ikisini.

İkinci gruba bulaşma. Birinci gruptan birini uyarlamak istersen Latte’ye değil, deneyime ve öyküye odaklan. Espressolab’ın düştüğü kuyuya düşme. Bu arada evet, hala büyük bir fiyasko ile batacaklarını düşünüyorum.

İtibar meselesi

Bazı markalar var ki, ne yaparsanız yapın itibarlarını sarsamazsınız. En aptalca hatalar bile onların özüne dokunamaz- Porsche, Rolex, McDonald’s veya Starbucks gibi.

Sırları ne mi? Yaptıkları işten çok, anlattıkları öyküler ve zihinlerimizde gasp ettikleri yerdir. Harry Potter ya da Aşil’in topuğu gibi öyküleri zamansız ve unutulmazdır.

İtibar, işi iyi yapmakla inşa edilir. Onun kalıcı olmasını sağlayan şey ise öykünün gücüdür.

Triyaj

Kaçımız bomboş bir otoparkta aracımızı ilk gördüğümüz yere park ettik?

Hiçbirimiz.

Tam tersi durumda ise ilk müsait yer hep en değerli yer olur.

Bu bir arz paradoksudur. Daha fazla ürün üretmek, fuarda veya orada burada daha çok ürün sergilemek, asla ve asla daha fazla satış demek değildir.

Kategorileşmek, sınırlamak ve sunumda cimrilik hayatidir. Çünkü alımda rasyonellik tüketici için olmazsa olmazdır ve bu ancak öncelikleri belirlemekle yani triyajla mümkün olabilir.

Zıplamadan önce

McDonald’s sevgilini ilk buluşmada götüreceğin bir mekân değildir. 14 Şubat McDonald’s için sadece bir parodi olabilir. Gereksizdir. Kullanılmaz. Cadılar Bayramı, Yeni Yıl, Noel, Ramazan ve diğer birçok etkinlik/aksiyon ise rahatlıkla işlenebilir. Her olaya sıçrayan ve -kullanmayı sevmesem de yeri geldi- doğru konumlanmayan markalar Pazarlama bütçelerini çarçur eder.

Pazarlama maliyetli bir iştir. 3 koyup 10 kazandırmalıdır ki, bir işe yarasın.

Cadılar Bayramı yaklaşıyor, iyi düşün, hemen zıplama.

Gerçek netleşiyor

Yapay Zeka şu anda sadece içerikle ilgiliymiş gibi hissettirebilir. Çünkü evet, odağımız orada ve güzel/kolay içerik onu üretip tüketenlerin tek arzusu. Ancak bu bir durak değil; Internet nasıl bizi birbirimize bağladıysa, AI ile bu connection döngüsü nirvanaya ulaşacak.

Ve bu AI bizden bağımsız ve rasyonel hareket edebildiği için gerçekleşecek.

Biri size duymayı umduğunuzu değil de duymanız gereken şeyi söylediğinde, paha biçilmez bir keşif yapmışsınız demektir.

Gerçek hiç olmadığı kadar belirginleşecek.

İnsanlar yeniden okuyacak

Vanilla Sky (2001)’de beni çok etkilemiş bir alıntı vardı. Usta Timothy Spall (Tipp) partide sarhoş haliyle şöyle yükselir:

“Ve bu geleneği, bu sözlerin geleneğini, daha iyi bir kafeteryada yemek yiyebilmek için satacaklar. Fakat bilmedikleri şey şu (Kitapları agresif bir şekilde işaret ederek):

İnsanlar yeniden okuyacak!“

Bazı güzel, işe yarar ve ortalıkta kalsalar değişime engel teşkil etmeyecek, bilakis, kültürü zenginleştiren gelenekler, üç kuruşa satıldı.

Ancak insanlar yeniden okuyacak: Hiç şüphem yok.