Bazen işler göründüğü gibidir

İnsanlar çoğunlukla görünmeyenin, bilinmeyenin peşinden koşar. Bu arayışımızı deney ve gözlem ile sistematiğe evirdiğimizde bilim ortaya çıktı. Bana göre bilim insanlığın başına gelmiş en müthiş olaylardan biridir. Aksi durumda bugün yaşadığımız çatışmaların çoğu daha karmaşık bir hal alır ve çözümü neredeyse imkansız olurdu. Örnek olarak; matematik bilimi sayesinde vatandaşın cebindeki doları piyasaya arz etmesiyle döviz krizinin aşılamayacağını ispat edebiliyoruz. Ancak bilimin varlığına rağmen halen bazı olgular gözlem ve deneye kapalı.

Bu durumlarda görünmeyenin peşine fazla takılmamak lazım. Mesela gündem olan Brunson krizi. Onlarca senaryo yazıldı. Belli ki karar verici aksiyon almakta sıkıntı yaşıyor. Oysa belki de durum göründüğü gibidir. Belki de adamlar gerçekten rahibi istiyorlardır.

Bazen durum göründüğünden ibarettir. Vakit kaybetmeden hamle yapmanız gerekir.

“Yapmıyorum!” deyin

Son zamanlarda okuduğum tüm kişisel geliştirme kitaplarına, ilgili bloglara bakıyorum da ciddi manadan boka batmış durumdayız. Artık sadece ömrü bir yıl olan enayi pazarı markaları değil, büyük markalar da aynı oyunun içinde. Hepimizi “aşağıla ve sat” modeliyle işletilen kitlesel bir pazarlamanın kurbanı haline getirdiler.

“Hadi yapsana!”, “Ne duruyorsun!” ve “Yık geç” gibi önermelerin arkasında “Sen ne boş bir insansın!” vurgusu var. Hayali duvarları yıkmak için boşa balyoz sallandıran stratejilerin hedefi oluyoruz. Olmayan beyaz tavşanı takip ettirip enerjimizi tüketene kadar koşturuyorlar. Sonunda çaresizce “olmazsa olmaz” olarak sundukları ürünleri almak zorunda bırakılıyoruz.

Hep bir ağızdan “Yapmıyoruz!” dememiz lazım.

Emin olun söylediklerini yapmaya ihtiyacınız yok. Kendi gündelik takviminizi takip edin. Hayat sizin hayatınız, ne zaman koşacağınıza siz karar vereceksiniz. Ucube bir Yunan tanrısı markası istediğinde değil!

“Yapmıyorum!” deyin.