Kitlesel delilik

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yayımlanan Gıda Kodu doğrultusunda ABD’deki herhangi bir Starbucks’a köpeğiniz veya kedinizle giremezsiniz.

Bizde ise Starbucks’lar sokak köpekleri ve kedileriyle doludur.

Birçok Batı ülkesinde insanların neden taharet suyu kullanmadığını hiçbir zaman anlamadım. Anlamam da mümkün değil. Bizde benzer bir absürtlük sözde hayvan hakları üzerinden yaşanıyor.

Delilik, anormallik (bu kelime birçok kişiyi gücendirebilir), absürtlük -adına ne derseniz deyin- akıllılığın, normalliğin ve makul olanın aksine ancak kitlesel olduğunda hayatta kalabilir.

Homo sapiens’in en büyük gücü olan cemaatleşme, aynı zamanda onun en büyük zaafını da yansıtıyor.

Biraz sağduyu…

Zorbalar topluluğu

Sağduyu ya da ortak akıl, hilenin normalleştirildiği hiçbir toplulukta işlemez.

Bu, trafikte birkaç araba öne geçmek için yapılan küçük bir hamleden, rakiplerini çökertmek için üst düzeyde çiğnenen hukuka kadar her türlü hile eğilimi için geçerlidir.

Hile, beraberinde zorbalığı; zorbalık ise nihayetinde sağduyunun yok oluşunu getirir.

İster beğen ister beğenme, Türkiye hileyi normalleştirmiş zorba davranışların yaygın olduğu nadir ülkelerden biridir.

Neye göre, kime göre?

Harika bir pazarlama mottosudur.

Bakın, neredeyse her şey Anpa Gross’ta Migros’tan %40 daha ucuzdur.

%2, %5, %10 değil; ortalama %40 daha ucuz.

Nasıl olur?

Pazarlama için fiyat sadece bir eksendir.

Ve fiyat, nihayetinde sadece bir takas aracıdır.

“Beni parayla satın alamazsın” boş bir laf değildir.

Kara Mart

Son 12 ayda Türkiye’de, 285’i şüpheli olmak üzere toplam 569 kadın öldürüldü.

Şiddetle. Haksız yere.

8 Mart’ı kutlarken yüzümüz kızarır mı, bilmiyorum.

Boş ver. Kalsın.

Adam başı milli gelir

Türkiye’de kişi başı milli gelir 18 bin doları aşmış…

Hissettin mi? Hissetmezsin.

Çünkü en zengin %10, toplam gelirin yarısından fazlasını alıyor.

Yeni Dünya Düzeni?

Yeni düzen, eski dünya.

Kilit soru: Eski dünyayı nasıl geride bırakırız?

Savaşla mı, anlaşarak mı?

Burada “Neden yeni düzen?” sorusu belirleyicidir.

Ekseriyetle nedenler üzerinde uzlaşamayız.

Ufukta büyük ve bitmeyecek bir savaş olası görünüyor.

Alanın maliyeti

Neredeyse haftada en az bir kere geçtiğim bir güzergâh üzerinde atıl bir duvar var. Üzerinde birçok duvar yazısı, hatta bazı provokatif ifadeler var. Bir saatlik boya işine bakar. Ama belki yıllar oldu, kimse müdahale etmedi.

Çünkü duvar atıl. Sahipsiz.

Aynı şekilde, üzerine yazılan mesajlar da öyle.

Mesaj ne kadar derin ve önemli olursa olsun, platform doğru değilse kimsenin umurunda olmaz.

Bu durum, doğru tezgahta durmayan ürün için de, doğru zamanda söylenmeyen söz için de geçerlidir.

Alan, içeriği öldürmemelidir.

Bu büyük bir israftır.

Erdemli bir seçim

Yıllar önce şunu yazmıştım:

Bize yarınlar için akıl almaz hayaller satanlara kandık, çünkü sabırsızız. Bu yüzden fırsat geldiğinde doğru adımları atamıyor, baskıyla yüzleştiğimizde ise dağılıyoruz. “Çökecek, bitecek” dediğimiz ABD’nin bugün hâlâ akıl almaz bir güce sahip olduğunu görüyoruz.

Bugün İran’ın başına gelenler, ABD’nin askerî gücünün yalnızca bir fragmanıdır.

İnanmayı seçtiğimiz her şeye sonuna kadar inanabiliriz.

Ama unutma: Bilmek de bir seçimdir.

Ve çok güçlü bir erdemdir.

Kültür tuzağı

Her çekişme, anlaşmazlık, çatışma veya ihtilaf adına ne dersen de kültüreldir.

ABD’nin İran ile savaşı kültür savaşıdır. Ve hatta size daha iddialı bir şey söyleyeyim: Şii-Sunni çatışması da kültüreldir.

Din, inanç, siyaset vb. sadece vasat göstergeler ve etiketlerdir.

Aksini iddia edenler seni bazen “kültür çeşitliliği yoksunu”, “inançsız” veya “ırkçı” olarak yaftalayabilirler.

Kulak asma, doğru yoldasın.

Aynılık tüketir

Riskli görünen birçok şey, aslında hiç de riskli değildir. Hatta alabileceğin en doğru güzergâh olabilir.

Değişim ve devrim mütemadiyendir ve normaldir.

Absürt ve saçma olan, stabilite ve aynılıktır.

Aynılıktan hayır gelmez.