Var ol!

14 Mayıs’ta oy kullanmak yani bir tercihte bulunmak, sistemden ziyade seninle ilgilidir.

Oy kullanmamak ise seni sadece bir şey yapar: Görünmez!

Ve dahası, oy kullanmamak ne politikayı ne de onun pazarlamasını yapanları ortadan kaldıracaktır. Şüphen olmasın; 15 Mayıs’ta hepsi işini kaldığı yerden yapmaya devam edecektir.

Evet, biliyorum kafan karışık.

Tercih yapmak bağlayıcı ve çok yorucu. Vicdani sorumluluğu da kayda değer! Ancak görünmez olmak, uzun vadede seni tanınmaz hale getirir.

“Dün, ben bu kişiydim, buna el kaldırdım” demek, hatalı da olsa bir varoluş meselesidir.

Ve unutma; değişimin geldiğini fark etmek kolay değildir. Ancak geldiğinde zor unutulur. Değişimin parçası ol. Adım at.

Spontane

Spontane Latince kökenli bir kelime. Kökü özgür iradeden geliyor. Yani kendi isteğiyle, yani gönül hoşluğu ile, yani memnuniyetle demek.

Bu yüzden doğaldır. Bu yüzden kazanır. Bu yüzden sevilir.

Karşıtı ajanda ile hareket edendir. Bir plan ve beklenti üzerine konuşur ve kasıtla eylemdedir.

Sevilmez. Çekinilir. Korkulur. Mesafe konulur.

Spontane ol.

Doğru Pazarlama bu özgünlüktedir.

Neye ihtiyacın var?

Satış yaparken şunlara ihtiyacın olur: Güzel bir prim, bol motivasyon, sabır, güler yüz, kitle, kaliteli ürün, rekabetçi fiyat, dinamik bir iş modeli, sağlam bir ekip, canlı bir network…

Tüm bunların ise öykün ve verdiğin sözlerle birlikte Pazarlama’ya ihtiyacı vardır.

Bu kritik farkı anlaman önemlidir.

Kafalar karışık

Vileda sopası mı? Kanopi veya kapak çubuğu mu?

Kafamız karışık. Ve bu kasıtlı bir tutum değil. Aynı şeye bakıp farklı şeyler görmek her günün konusudur. Keza aynı şeyleri duyup farklı şeyler anlamak da gayet olağandır.

İyi eğitimli ile akıllı aynı şeyler değildir.

Akıllı ile pratik zeka birbirinden farklı kavramlardır.

Öğrenmek başka eğitim başka bir şeydir.

Başarılı, zengin olmakla aynı şey değildir.

Neye baktığımız konusunda uzlaştıktan sonra ne demek istediğimiz konusunda hem fikir olabilirsek; bu harika bir başlangıç noktası olur.

Ve faydacılık, pragmatizm bunu gerektirir.

Ah Opet

Kapitalizm rekabet ile ilgilidir ve rekabet daha iyi ürünü daha uygun fiyata satmakla sonuçlanır. Ancak bazı durumlarda Kapitalizm ölçüsüz ve anlamsız kaynak israfı ile birebir bağlantılıdır.

Opet’in tuvaletlerinin temizliğini tüketicisine kontrol ettiren uygulaması ve reklam kampanyası bu anlamda gördüğüm, mübalağa etmiyorum inanın: En absürtü ve en saçması olabilir.

Websitelerinde ilgili bir sayfada şöyle bir alt başlık atmışlar:

“Türkiye’nin Uygarlık Projesi: Temiz Tuvalet Kampanyası”

“Uygarlık Projesi” akıl alır gibi değil gerçekten.

İçi boş ve geveze Pazarlama sınır tanımıyor. Cem Yılmaz’ın* “Yahu, konu tuvalet, tuvalet…” yakarışı geldi aklıma.

Tuvaletlerini temiz tut Opet. Temiz tutmak için ortaya koyduğun arzuyu bize duyurmak yerine, bu temizliği yapacak işçilere prim olarak dağıt Opet. Faydalı işlerle uğraş Opet. Cumhuriyetimizin 100. yılında ‘uygarlık’ ve ‘tuvalet’ kavramlarını yan yana koyma Opet. Temiz tuvaletin mutlu ettiği bir Türkiye’nin parçası olduğumuzu gözümüze sokma Opet. Lütfen Opet.

*Bu adama da bu kadar para harcamaktan vazgeç Opet.

İpin ucu

Bu Blog’ta 1.161’ci yazım.

Her gün yazma trendimin 3. senesini devireli 65 gün oldu.

Beni IG hesabımdan önce takip eden ve her gün okuyanlar tam 1.161 makale okumuş oldular.

Hepsi websitemde çevrimiçi. Girip okuyabilirsin.

Hepsini okuman ortalama 58 saat sürecektir.

Her gün bir yazı okumuş olsaydın günde ortalama 3 dakikanı harcamış olacaktın.

İpin ucunu kaçırmak böyle bir şeydir.

Bugün itibariyle, yılın üçte birini geride bıraktık.

Yani yılın %33’ü bitti.

Hala başlamadığın, ertelediğin şey her neyse; ucunu kaçırmana ramak kaldı.

Haberin olsun.

Yarın başla!

Eksen

Pazarlamayla ilgili çıtır bir kitap yazdım.

4 soruyu cevapladım:

Pazarlama: Ne ile ilgilidir? Nasıl düşünmelidir? Ne zaman gerçekleşir? Neden önemlidir?

Geçenlerde antik bir kitapçının raflarında duran; hiç duymadığım, bilmediğim ve okumadığım kitaplara uzun uzun bakmış ve şöyle düşünmüştüm: On binlercesine hiç vakıf olamayacağız. Sordukları soruları ve keşiflerini anlama fırsatımız olmayacak. Eleştiremeyeceğiz. Övemeyeceğiz.

Bu düşüncem uzakta duran kinayeli bir poster yazısı ile dağıldı: “Harika bir kitap, hiç imla hatası yok!”

Değerlendirme ölçümüz tek eksene oturduğunda ürünler anlamsızlaşır, vakit daralır.

“Ürünüme anlam katmak için nereden başlamam gerekiyor?” diyorsan, 30 Sayfa senin için yazıldı.

Buradan satın alabilirsin: 30 SAYFA (Bağlantı)

Tek yönlülük

Dün CHP’nin “Sana Söz” kampanyası ile ilgili ufak bir yorum yaptım. Birkaç eleştiri geldi. “Duygu nasıl yok?” dendi. Tabi ki, var ama yetersiz.

Yetersiz çünkü tek yönlü. Siyasi sözleşme Türkiye ve diğer tüm ülkelerde karşılıklılık esasına göre yapılır. Evet, seçmen alan taraftır ama esasında her koşulda veren taraftır. AKP bu mütekabiliyet ihtiyacını duyguda hep ince işlemiştir.

AKP’nin “Sevilir…” kampanyasının özünde seçmenden talep edilen karşılıksız fedakarlığa önemli bir vurgu vardır. Ve bu retorik mevcut durumda olmazsa olmazdır. Evet, ekonomi kötü. Evet, koşullar zor. Ama sence de bu güzel ülkeye bir ömür verilmez mi? Seversen verilir. Takiben Ayasofya, takiben Savunma Sanayii ve takiben güçlü liderlik vurgusu.

CHP’nin verdiği tüm vaatler ve “Söz” ile ortaya attığı çıkış noktası OK’dir. Ama seçmenden karşılık olarak beklenen belirsizdir. Bu nedenle kitlesi konsolide değildir. Buna vurgu yapılmazsa, kampanya önümüzdeki iki hafta boyunca etkisini yitirecektir.

Tatmin

Tatmin her zaman rasyonel bir girdi değildir.

Patpatı elinle sıkmak, sabun tıraş etmek veya hidrolik presle eşyaları ezmek…

Benzerleri Internet’te milyonlarca kez izlenir ve mutlaka tatminin konusudur.

Tabi ki, bu davranışların arkasında ölçebileceğimiz bilimsel gerçeklikler vardır. Modern şehrin insanı; kaos içine düşmüş, dopamin çılgını bir stres canavarıdır. Sonu beklenen ve gerçekleştiğinde doğru hissettiren tüm bu garip videolar, rahatlamamızı sağladığı için ilgi çekicidir.

Burada pazarlamacı için derse konu olan mesele: Fiyatın en az ‘tatmin’ kadar irrasyonel olması ile ilgildir. Çünkü ürün ilk bakışta akla uygun değilse, fiyat nasıl makul olabilir ki?

Hepimiz Prada’nın plastik terliğinin 10.000₺ etmediğinin farkındayız.

Hep söylüyorum: Fiyat ilgisizdir.

Verdiğin sözü tutmaya yetecek kadar fiyatla. Ve lütfen, güzel sözler ver.

Yoksa bizi patpatla bile kandırabilirsin.

Sabır ve ısrar

Satışın en önemli tarafı tahammül, Pazarlamanın ise ısrardır.

Tersten söylenmiş gibi dursa da ‘Satış’; anlamsız sorulara, ürün kusurlarına ve her sektörün kendine has dinamiklerine karşı dirençli bir sabır göstermeyi gerektirir.

‘Pazarlama’ ise esasen anlatmak üzerinedir. Ve anlamakta zorlanan, yetersiz kalan veya direnen kişiye ısrardan başka yol yoktur.

Satın almıyorsak ısrar etme, sabret.

Kavrayamıyorsak üzerimize gel, ısrar et.